TBMM''de, (komisyon pazarlıkları ve kavgaları biterse) 2001 yılı bütçesi müzakere edilmeye başlanacaktır.
Şüphesiz, esas olan uygulamadır. Zira, Bütçe, sadece kâğıt üzerinde kalan, çok da anlam ifade etmeyen, bir metindir. Hükümetin, bu metinden çok daha farklı uygulamalar yaptığı, bilinen bir gerçektir.
Türkiye''nin ihtiyacı, bir "beyin reformu"dur. Aşırı merkeziyetçi sistemden vazgeçmedikçe; gerçek demokrasiye ulaşmadıkça; özelleştirme tam anlamı ile yapılmadıkça; mahalli idare reformu bitirilmedikçe; Ankara yönetimi, Adalet, Emniyet, Savunma, Dışişleri dışında tüm icraatları terketmedikçe; kayıt dışı ekonomi kayıt altına alınmadıkça; samimi bir hukuk ve vergi reformu yapılmadıkça; Bütçe''nin hiçbir anlamı yoktur.
Ankara''nın halka, özel sektöre ve mahalli yönetimlere (Belediyeler, İl Özel İdareleri, Muhtarlar) güvenmesi, yetki devretmesi, kaynak sağlaması şarttır. (Aslında, örnek aramaya gerek yoktur. Kapısında bekletildiğimiz AB''nin tüm üyelerinde ve bütün gelişmiş demokratik ülkelerde yeterince örnek mevcuttur.) Bu arada, mutlaka eğitim reformu da yapılmalı, gençlerimiz "kendine güvenen, farklı fikirler üreten, riskten korkmayan, müteşebbis ruha sahip olan, sallabaş olmayan" bir karaktere sahip kılınmalıdır.
Kamu ağırlıklı olmayan; KİT kamburu taşımayan; popülist politikalara ve halk dalkavukluğuna öncelik tanımayan; kesinlikle vergi affı ve imar affı gibi saçmalıklara tevessül etmeyen; bir ülkede (hele gerçek demokrasi varsa; Devletin amacının halka hizmet olduğu idrak edilmekte ise) sıkıntıların aşılmaması için bir sebep yoktur.
Türkiye''nin harika bir potansiyeli, özellikle genç ve iyi yetişmiş bir nüfusu vardır. Ankara gölge etmese, çok kısa süre içinde, çok şeyleri başarmak mümkün olacaktır. Bunun için, öncelikle:
1-Yatırım yapmak isteyenlerin, ihracatı hedefleyenlerin önündeki bürokrasi ve hukuk engelleri kaldırılmalıdır.
Anıtlar Kurulu, Danıştay ve İdare Mahkemesi''nin uygulamaları sona erdirilmelidir. (Çevre faşizmi bitmelidir.)
Her önüne gelenin; özellikle ideolojik saplantıları sebebiyle tüm hayırlı icraatlara karşı çıkan ve hukuku istismar edenlerin; engelleme yapması sona erdirilmelidir. Mevcut oligarşik yapı kaldırılmalıdır. (Hukuk ve bürokrasi oligarşisi)
2-Teşvik vb. uygulamalara ait yetkiler, meslek odalarına (Sanayi ve Ticaret Odaları ile ihracatçı birliklerine) devredilmelidir. Herkesin, ille de Ankara''ya gitmesi, Bakanlık ve bürokrasi kapılarında dolaşması zarureti sona ermelidir. İhracata ve istihdama yönelik yatırımlara maksimum teşvik sağlanmalıdır. (Bu teşvikler parasal olmamalıdır. Özellikle KDV istisnaları değişmelidir. Mahsup uygulaması getirilmelidir.)
Özellikle, (gelir ve yatırım dağılımında adaletin sağlanması ve iç göçün önlenmesi açısından) gelişmiş -12 ilin dışındaki- bölgelerde ciddi teşvikler sağlanmalıdır.
3-Politik ve ekonomik istikrar; açık ve şeffaf politikalar; yabancı yatırımcıları da çekebilecektir. Bunu sağlamanın en temel yolu da, başta Devlet bankaları olmak üzere, özelleştirmenin en kısa zamanda tamamlanmasından geçmektedir. (Aksi halde, bugünkü yağma, soygun, çıkar ve mafya düzeni sürüp gidecektir.)
Ankara yönetimi ekonomiden hem elini, hem de hantal ağırlığını çekmelidir. Kadroları şişirmekten vazgeçmeli, kaynak yağmasından vazgeçmelidir.
4-İhaleler, Ankara''da değil, mahallinde yapılmalıdır. Mevcut kayırma ve çıkar uygulaması sona erdirilmelidir. (Bu sayede, doğru dürüst denetim de sağlanmış olur. Zira, vali ve kaymakamların çok daha aktif ve yakın kontrol şansı vardır.)
5-Bugünkü vergi oranları, vergi yükü çok ağırdır. Dayanılmaz boyutlardadır. Bilhassa, namuslu mükellefler için (ciddi bir vergi denetimi yapılmadığı nazara alınırsa) tam bir yıkımdır.
Başta, KDV, Gelir ve Kurumlar Vergileri olmak üzere, vergi oranları tahammül edilebilir seviyelere indirilmelidir. (Zaten, özelleştirme yapılsa, KİT kamburu gitse, Sosyal Güvenlik Kurumları özelleştirilse, bu kadar paraya ihtiyaç da kalmayacaktır.)
Önemli olan Bütçeyi yapmak değildir. Gerekli reformları gerçekleştirmektir. Ankara yönetimi gölge etmezse, problemler bitecektir.

