Yurt dışında sıkça duyduğumuz bir yorum var: "Siz, kendinize rağmen kalkınmaktasınız."
Gerçekten çok doğru. Ve işin püf noktası da burada yatmaktadır. Zira, gücümüzü gerçek anlamda idrak ettiğimiz, kendimize güvendiğimiz, üzerimizdeki karamsarlığı attığımız, en önemlisi "birleşmeyi" başardığımız gün, sıkıntılar sona erecektir. (Nitekim, rahmetli Özal, bunu çok net biçimde ispat etmiştir.)
Anadolu''yu geziyorum. Her beldede ayrı bir harika tabloya şahit oluyorum. Genç ve iyi yetişmiş bir nüfus. Hızla gelişen (Merkeziyetçi sistemin ve tröst düzeninin engellemelerine rağmen) Anadolu kaplanları. Kıpır kıpır bir toplum. Genç müteşebbisler. İyi yetişmiş, müteşebbis, geniş ufuklu, beyinler. Tüm imkânsızlıklara, engellemelere, denetim baskılarına rağmen, bir şeyler başarmaya çalışan mahalli yönetimler.
Yurt dışı, yine aynı biçimde.
Almanya''nın her tarafında, sayısı yüz bine yaklaşmakta olan, Türk müteşebbisleri. Milyarlarca marklık yatırımlar. Yüzbinlerce kişilik istihdam kapasitesi. Sayısız ibadet yeri (bir de birleşebilseler. Aradaki incir çekirdeğini doldurmayacak ihtilafları bir kenara bırakabilseler. Dinle politikayı karıştırmasalar.) Üniversitelerde eğitim gören genç kitleler.
Macaristan, Romanya, Avusturya, Belçika velhasıl tüm Avrupa ülkelerinde aynı tablo. Türk müteşebbislerin gerçekleştirdiği ciddi yatırımlar. Tüm satış mahallerinde Türk malları. Bütün uçaklarda, fuarlarda, toplantılarda, çok sayıda Türk işadamı.
Bankalarda, tutarı bilinemeyen muazzam bir Türk mevduat birikimi. Tüketim düzeyinde, en yüksek seviye.
Orta Asya''da yaşayan, her geçen gün gücünü arttıran muazzam bir Türk nüfusu. (Türkçe, Dünyanın en çok konuşulan beş dili arasındadır. Birleşmiş Milletlerde 8 Türk bayrağı dalgalanmaktadır. Gerçekten, Adriyatik''ten Çin Seddine kadar Türkçe konuşulan bir dünya vardır. 300 milyonu aşan bir Türk nüfusu bulunmaktadır.)
ABD''ye bir bakınız. Onbine yakın Türk genci eğitim görüyor. Binlerce, iyi yetişmiş, pırıl pırıl Türk de, en büyük şirketlerin, en önemli postlarında görev yapıyorlar. (Bir de, tek çatı altında bir araya gelinebilse.)
Avustralya''daki gücümüzün kaçımız farkındayız? Dünyanın bir diğer ucunda, binlerce Türk çalışmaktadır. Belirli seviyelere gelmiş durumdadır.
Balkanlar''daki, asırlardır süren etkimiz zaten malûmdur. Herkesin gönlünde Osmanlı hasreti yatmaktadır. Aynı tablo, (başta Fransa ve ABD olmak üzere, gelişmiş ülkelerin sömürdüğü) Kuzey Afrika ve "Kara Kıta''nın tümü" için geçerlidir.
Sabancı''nın Brezilya, Arjantin, vb. ülkelerdeki yatırımları bize gurur vermektedir. Aynı tablo, Venezuela dahil 153 ülkeye ihracat yapan Ülker için de geçerlidir.
Televizyonlarımız ve gazetelerimiz, başta Avrupa olmak üzere, Dünyanın geniş bir kesiminde takip edilmektedir.
Türkiye''de, başta Türk ve İslâm Dünyası olmak üzere, binlerce genç, misafirimiz olarak eğitim görmekte, birer Türk dostu olarak yetişmektedir.
Yurt dışında açılan (sayısı 300''ü geçmiş kolej ve üniversite) eğitim kurumları ise, tümüyle birer gurur abidesi olarak görev yapmaktadır. Türk''ün gücüne güç katmaktadır. Pırıl pırıl, genç, kaliteli eğitimcilerin nezaretinde, 21. asra damgasını vuracak gençleri yetiştirmektedirler.
Helva için tüm malzeme, uygun bir ortam mevcuttur. Sadece, tek bir katkı maddesine ihtiyaç bulunmaktadır. Birleşmek, uzlaşmak, gücümüzü birleştirmek.
Bakalım, o zaman, başta Belçika olmak üzere, birtakım kendini bilmez ülkeler, teröristleri iade eder mi, etmez mi? AB''nin, ne idüğü belirsiz üyeleri kendilerini denetim komiseri gibi görür mü, görmez mi?

