Nedense, Türk milleti olarak, birbirimize destek vermek yerine, köstek olmayı tercih ediyoruz. Güzel yönlerimizi ön plâna çıkaracağımıza, hatalar arıyoruz.
Tarih boyunca yıkılan Türk imparatorluklarını inceleyince hep aynı tabloyu görürüz. Devamlı aile içi çekişmeler, kavgalar. Neticede de bölünme ve zayıflamalar. Ve çöküş, düşmanın ağzına uygun lokma haline geliş.
Osmanlı İmpartorluğu da aynıdır. Osman Gazi ve Orhan Bey dönemi dışında, tam anlamı ile omuz omuza çalışan kaç kardeş sayabiliriz? Ama ihtilâflar, şehzade katliamları, saymakla bitmez. Hele, bir de (duraklama ve çöküş dönemindeki) saray entrikalarını ve kadın kavgalarını sayarsak, koca İmparatorluğun, niçin acze düştüğünü anlarız.
Cumhuriyet Döneminin tablosu da farklı değildir. Devamlı ihtilâflar, karalamalar, kavgalar, engellemeler. İktidar olunca beyaz dediğine, muhalefet olunca, siyah demeler.
Son on yılda ise, işin iyice suyu çıkmıştır. Zira, bu tablonun içine, olanca gücü ile "kartel medyası" girmiştir. Kavgaları körüklemeye, ihtilâf doğurmaya, ülkesine ve beldesine hizmet eden herkese kara çalmaya başlamıştır. Devamlı olarak, karamsarlık aşılamayı, herkesi suçlamayı, yargısız infazı, mutad hale getirmiştir.
Neticede, moraller bozulmuş, birçok kapasiteli insan köşesine çekilmiştir. Birçok başarılı kişi de, varabileceği hedeflere ulaşamamıştır.
Halbuki, el birliği ile, yurt içinde ve dışında başarılı olan, işadamlarımıza, bilim adamlarımıza, sanatçılara, sporculara, velhasıl dünyaya Türk adına müspet imaj çizen herkese destek olmamız milli bir görevdir. Aksi davranışların ise büyük vebali vardır.
Bir, Sabancı''nın, Kemal Şahin''in, Özer''in başarıları herkesi mutlu etmelidir. Bir Asil Nadir''in, bir RAKS firmasının, Türkiye''nin imajına yaptığı müspet katkılar inkâr edilebilir mi? Bir Şarık Tara''nın Rusya''daki imajı, Bayındır Grubunun Romanya, Pakistan gibi ülkelerdeki yatırımları gözardı edilebilir mi?
Naim Süleymanoğlu, Halil Mutlu, Hamza Yerlikaya, vb. sporcularımızla gurur duymuyor muyuz?
Şimdi, Fatih Terim, Hakan Şükür, Alpay, Oktay, Tugay, Arif vb. Avrupa''da futbol gündemine girecek, evlâtlarımıza en geniş desteği vermemiz gerekmez mi? (Peki, ama niçin onlarla uğraşıyoruz? Dedikodu üretiyoruz? Morallerini bozmaya çalışıyoruz? Adeta, başarısız olmaları için gayret gösteriyoruz?)
Bugün, özelikle futbol, dünyada en geniş kesime hitap eden bir spordur. Franco, İspanya''yı uzun yıllar bununla meşgul etmiştir. Brezilya, Arjantin, Orta Amerika ülkeleri, velhasıl dünyanın geniş bir kesiminde, en etkili araç futboldur. Romanya, Nijerya, (eski) Yugoslavya, bu yolla ciddi döviz geliri elde etmektedir. Futbol, en büyük endüstri ve reklâm alanı olmuştur.
Şu anda, Almanya''da bir Mehmet Scholl (otomatik olarak) Türk reklâmı yapmaktadır. Keşke, tüm yabancı ülkelerin futbol, güreş, vb. takımlarında daha çok sayıda Türk olsa. İmajımızı, mesajlarımızı, tüm dünyaya yaysalar.
Demek ki, aklı başında davranış, yurt dışındaki evlâtlarımıza en geniş desteği vermektir. Yurt dışındakiler, bu sporcularımıza moral vermeli, maçlara gitmeli, özel pankartlarla şov yapmalıdırlar. Kulüplerin yöneticileri, bu sayede, taraftarlarının, gelirlerinin ve desteklerinin arttığını görmeli, daha fazla Türk sporcu oynatmayı düşünmelidirler.
Türkiye, bu gençlerimizle, güzel bir tanıtım fırsatını ele geçirmiştir. Lütfen, akıllı olalım ve bindiğimiz dalı kesmeyelim.
(Not: Ülkem için yararlı olduğuna inandığım görüşlerimle ilgili olarak telefon edip, detay bilgi istemek nezaketini gösteren, başta Adalet ve Sanayi Bakanlarımız olmak üzere tüm yöneticilere, teşekkürlerimi arz ederim.)

