Nedense, geçmişi çok çabuk unutuyor, yaşanılan olaylardan bir türlü ibret almıyoruz. Hafızamız, (yok denecek kadar) zayıf. Bu yüzden de, devamlı olarak aynı hataları yapıyor, mükerrer faturalar ödüyoruz. 1980''li yıllarda, bir "hayalî ihracat" tecrübesi yaşamıştık. 1980 yılında, 24 Ocak kararlarından sonra, ihracatımız inanılmaz bir sıçrama gösterdi. 1983 reformları ile (rahmetli Özal''ın liderliğinde) yeni tedbirler getirdik. Yeni teşvikler ihdas ettik. Artış hızı daha da büyüdü. Bu arada, (her zaman olduğu gibi) ahlâksız tipler de türedi. Mevzuatın zayıf noktalarından, (ya da mevcut rüşvet düzeninden) istifade ettiler. Haksız kazançlar sağladılar. Ve medya, her zaman olduğu gibi, olayları abarttı. 1980 başlarında, "milli kahraman" ilân ettiğimiz ihracatçıları, nerede ise "vatan haini" durumuna düşürdüler. Halbuki, hesap uzmanı arkadaşlarımız, bu ahlâksız gürûh ile ilgili araştırmaları yapıp, raporları hazırlamışlardı. Aynı tespit, Sayın Ekrem Pakdemirli''nin mütevazi bilgisayarında da bulunmaktaydı. Bunların büyük bölümünün iş alemi ile ilgisinin olmadığı, serseri takımından geldiği de bilinmekteydi. Ne yazık ki, olayın yargıya intikali geciktirildi. Biz, (Sn. Pakdemirli ve bir grup) hızlı davranılmasını savunduk. Ne yazık ki, farklı düşünen grup daha etkili oldu, rahmetli Özal''ı etkilediler. Yargıya intikal gecikti. (Çoğu da zaman aşımına uğradı. Bu arada TBMM tarafından yapılan geniş kapsamlı araştırma da boşa gitti.) Yapanın yaptığı yanına kâr kaldı. Ama, olan dürüst iş adamlarına, gerçek ihracatçılara oldu. Gururları incindi. İtibarları zedelendi. Kredi potansiyelleri zayıfladı. Neticede de, ihracat hevesi söndü. Ödemeler Dengesi açığı büyümeye başladı. 5 Nisan 94 krizine yol açan gelişmeler başladı. Son aylarda da aynı tabloyu (adetâ eski bir filmi seyreder gibi) tekrar izlemekteyiz. -Yine, abartılı haberler verilmekte, ihracatçılar hedef alınmaktadır. -Her gün bir operasyon bombası patlamakta, inanılmaz rakamlar telâffuz edilmektedir. (Ms. İzmir''den yapılan tüm ihracat rakamının üzerinde, hayali ihracat haberleri verilmektedir. Tüm ihracatçılar zan altında bırakılmaktadır. Herkes tedirgin edilmektedir. İhracat hevesi söndürülmektedir.) -Mali müşavirlik mesleği hedef haline getirilmiştir. (Özellikle, Maliye Müfettişi Hesap Uzmanı çekişmesine, Maliye Bakanı''nın da sessiz kalması nedeniyle.) Tüm Yeminli Mali Müşavirler suçlu duruma sokulmuştur. Üç beş kendini bilmezin üzerine gidileceğine, bütün meslek mensuplarının üzerine polis ve DGM baskısı tercih edilmektedir. Bu arada, şu ana kadar, fevkalade başarılı bir performans gösteren hesap uzmanları da dışlanmakta, hevesleri kırılmaktadır.
Sayın Recep Önal''a, Kenan Tanrıkulu''na ve Sümer Oral''a istirham ediyorum. Lütfen bu konunun üzerine acilen ve titizlikle eğiliniz. Aksi halde, ihracat rakamları ciddi biçimde düşecektir. Zira, birçok ihracatçı mesleği bırakmak üzeredir. (Devamlı olarak hakarete uğramaktan, baskılara ve engellemelere muhatap olmaktan bıkmışlardır.) Bu durumda, 1999 yılına kıyasla, rekor düzeyde artan, Dış Ticaret Açığı, daha da büyüyecektir.
Hiç olmazsa, en kısa süre içinde; 1-İhracatta KDV iadesi, sadece "imalâtçı ihracatçılara" münhasır kılınabilir. 2-İadede nakit olayı tamamen kaldırılır. KDV, Muhtasar, SSK primi vb. ödemelerle mahsup uygulaması getirilir. Böylece, birçok kıytırık firmanın ve bir masa-bir tabelâ tarzındaki ihracatçıların önü alınmış olunur. Haksız kazanç kapısı kapatılır. 3-İhraç kaydıyla yapılan ithalatta olduğu gibi, (ihraç edilecek malların imali için yapılan) dahili alımlarda da KDV ertelemesi, daha yaygın ve disiplinli bir hale getirilebilir. 4-TÜRMOB ve YMM Odaları ile daha sıkı bir işbirliği kurulabilir. Samimi olarak arzu edilirse, çözüm yolu çoktur. Şüphesiz, yöneticilerimiz ihracatı önemsemiyor ise, diyecek birşeyimiz yoktur.

