Kaydet
a- | +A

Ankara Yönetimi ile özel sektör arasında gerçekleşen toplantının bir yarar sağlamayacağı görülmektedir. Zira, bürokrasi kesimi, bakanlardan farklı düşünmektedir. Herhangi bir desteğin yapılamayacağını ifade etmektedirler. Kaldı ki, IMF''nin de, buna izin vermeyeceğini belirtmektedirler. Sayın Başbakan da, konunun "kaynak sıkıntısından" kaynaklandığını belirtmektedir. Hatta, bu kaynağın, belediyelere ait rakamların özel sektöre kaydırılarak karşılanmasının düşünüldüğü de ifade edilmektedir. (Sanki, belediyelerin tüm yetkileri ve kaynakları tırpalanmamış gibi.) Bu tablo içinde, seramik sektörünün, doğalgaz fiyatları ile ilgili şikayetlerinin de halli mümkün görülmemektedir. Zira, bu konu ile ilgili olarak da, kaynak bulunamamaktadır. Bütçenin hali, zaten malûmdur. Her ay, borçlanma ihaleleri yapılmakta, günün kurtarılması için gayret gösterilmektedir. Faiz yükü, bütçenin en büyük kalemi olmayı, tüm vergi gelirlerinin üzerinde bulunmayı, sürdürmektedir. Nedense, işin çözüm yolu olan, "radikal yapısal reformların yapılması" yoluna gidilmesi; mevcut israfların sona erdirilmesi; askeri harcamaların azaltılması (meselâ, Avacs ihalesi, uçak gemisi alımı, vb. projelerin iptal edilmesi; tüm inşaat harcamalarının sınırlandırılması; ordu evi ve kantin gelirlerinin de kaynak olarak kullanılması; profesyonel ordu sistemine geçilmesi; gibi); özelleştirmenin çok hızlı biçimde gerçekleştirilmesi; mahalli idare reformunun yapılması; Devlet kadrolarının yandaşlarla doldurulması politikasının terkedilmesi (halbuki, en son on binlerce geçici işçi kadroya alınmıştır); Bayındırlık Bakanlığı, Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü gibi birimlerin tasfiyesi ile tüm ihale ve hizmetlerin vilayetler nezdinde yapılması; Hazine arazilerinin, ormanların ve tüm kamu mallarının rantabl bir şekilde değerlendirilmesi; aşırı merkeziyetçi sistemin terkedilmesi, bürokrasinin minimize edilmesi, yetkilerin özel sektöre -meslek odalarına- ve mahalli idarelere -belediyelere ve İl Özel İdarelerine- devredilmesi; hayali ihracat kadar, hayali ithalata da dikkat edilmesi; Irak ambargosuna son verilmesi; Sosyal Güvenlik Kurumlarının tasfiyesi ile özel sigortalar konsorsiyumuna devredilmesi; eğitim ve sağlık dahil (elbette muhtaç olanlar için gerekli tedbirler alınarak) her hizmetin bedelinin ödendiği bir sistemin kurulması; turistik seyahat amacı ile yurt dışına çıkışlarda "ek ödeme" alınması; Gayrimenkul Kıymet Artış (Rant) Vergisi''nin yeniden ihdas edilmesi; vb. çok sayıda tedbir ihmâl edilmektedir. Varlık içinde yokluk çekilmektedir. (Sadece israf/suiistimal/rüşvet/kayırma düzeninin getirdiği ek vergi yükü % 36''dır. Kaldı ki, adil, yaygın ve katlanılabilir bir vergi düzeni de kurulamamıştır. Halkın güveni kazanılamamış, devamlı artan vergiye mukavemet unsuru ihmal edilmiştir.) Kaynak çoktur, ancak yararlanmayı bilen yoktur. Şüphesiz, gerçek demokrasinin, Batı tipi lâiklik ve fikir/ifade/vicdan/teşebbüs hürriyetlerinin olmadığı bir ülkede; huzur, ekonomik ve politik istikrar da olmaz. Gündem, ıvır zıvır konularla, politik çekişmelerle, işgal edilir durur. Şahsi inancım, çıkış yolunun, Ankara''dan bir şeyler bekleyerek değil, Cenab-ı Hakk''a ve kendimize güvenmekten geçtiğidir. Ankara gölge etmesin yeter. Sıkıntılar, Anadolu''nun gücü ile aşılacaktır.

Başsağlığı Önce KABAKLI Hocamızı, sonra da Nezih DEMİRKENT Ağabeyimizi kaybettik. Cenab-ı Hak Rahmet eylesin. Mekânları Cennet olsun. Geride kalanlara sabır ve uzun ömür versin. Her ikisi de, kendi sahasında yeri doldurulması güç değerlerdir. Her ikisi de, sevilen, sayılan, gönül dostları idi. Örnek kişiliklere sahiplerdi. Hepimizin başı sağolsun.