Son günlerde çıkan bir haberden, Sayın Cumhurbaşkanımızın "maaşına zam istemediğini" ve bu durumda, "800 Milyon TL. "nin devam edeceğini, öğrendik, Kanaatimce, bu yanlış bir davranıştır. (Elbette takdir Sayın Cumhurbaşkanımıza aittir). Ancak, yaptığı göreve yakışır, kendilerini hesap yapmaktan kurtaracak bir tutarın tesbiti en doğru karar olacaktır.
Elbette, bu tür görevlerin manevi tatmini, onur ve gururu esastır. Para ile ölçülemez. Ancak, bu gerekçelerin fevkalade düşük maaşlar ödenmesine sebeb olması da yanlıştır. (Sn. Demirel, zam istemeyebilir. Zira, mali durumu iyidir. Aile fertlerinin desteği vardır. Ama, Sn. Sezer''in bu tür imkânları yoktur.) Nedense, bu maaş konularını medya devamlı olarak istismar eder. Masa başından akıl satanlara verilen süper rakamların, Millet tarafından bilinmediğini sanırlar. En ucuz popülizmin, halkı tahrik etme yolunun, maaş konusundan geçtiğini düşünürler. Eğer bir insan maaşı ile geçiniyor ise, onu alkışlamak gerekir. Zira, iş takibi yapmıyor, hukuk ve ahlâk dışı kaynaklara tenezzül etmiyor, demektir. Bu durumda, dürüstlüğün karşılığı da, geçim sıkıntısı çekmek olmamalıdır. Ya da, ülkeye hizmet etmek, politika yapmak için, ille de zengin olmak durumu doğurulmamalıdır. Kaldı ki, o tür görevlere gelenlerin tamamına yakını, sıradan insan değildir. Belirli bir kalitesi, bir piyasa değeri vardır. Bilhassa, özel sektörde ciddi bir rayiçleri mevcuttur. (Aynı sorumluluğun çok daha azını taşıyanlara, özel sektörün ne ödediği, ciddi biçimde incelenmelidir. Devlet de, buna göre tespit yapmalıdır. Eşit işe eşit ücret sistemi uygulanmalıdır. Mevcut fazlalık tasfiye edilmeli, hak edenlere de lâyık oldukları ödenmelidir.) Bu arada, belirli görevde bulunanların, ekstra harcamaları olduğu da hiç hesaba katılmaz. Nerede ise, hergün ve gece bir davet vardır. (Nişan, düğün, sünnet, tertiplenen geceler, vb.) Hepsi, ayrı bir masraf kapısıdır. Çiçek masrafı. Alınan hediyeler, Takılan altınlar. (En önemlisi de, tertiplenen gecelerde, zorla yaptırılan ödemeler. Çok sayıda piyango bileti satışı. Çirkin ve ısrarlı bir tarzda, protokol masasında oturanların pozisyonlarını istismar ederek, yapılan bilet satışları. Talep edilen yardımlar.) Yine, her gün kapıya gelen, çok sayıda mağdur insana, garibana yapılan yadımlar, Türkiye''nin dört bir yanından gelen talepler. (Nedense, bu görevde bulunanların çoğunun, ay sonunu zor getirdiğini, devamlı bütçe dengeleme hesapları yaptığını, dürüst insanlar için bu makamların ciddi mali kayıplara sebep olduğunu, kimse düşünmez.) Bir de politikacıların (seçim masrafları ile ilgili olarak, kendine destek verenlerden) aldığı mali destekler de istismar edilir. Sanki, her adayın zengin olması gerekirmiş gibi, tenkidler yapılır. (Bu arada, bu tür yardımlar dahil, her türlü tezgâha bulaşmış tiplerin de, zehir zemberek tenkidlerine yer verilir.)
Velhasıl, konu bir hayli karmaşıktır. Samimi ve dürüst analizleri gerektirir. Açık sözlü olmayı, gerçekleri dile getirmeyi icabettirir. Cumhurbaşkanı, Başbakan, Bakanlar, Milletvekilleri, Müsteşarlar, Belediye Başkanları, Vali ve Kaymakamlar, Adalet-Emniyet-Milli Eğitim ve Maliye mensupları, tatminkâr ücretler almalıdırlar. (Milli Savunma mensupları için-yan hizmetler ve imkânlar ile-bu seviye sağlanmıştır,) Bu konularda, yapılacak tasarruflar, aslında ciddi birer israftır. Zira, kaliteli insanların, hizmete soğuk durmasına sebep olur. Kaldı ki, israf-rüşvet-çıkar-Devlet kaynaklarını yağma düzeninin hakim olduğu Türkiye''de o kadar çok tasarruf kapısı mevcuttur ki. Bu açıdan, Sayın Başbakan''ın, THY uçağının arka tarafında oturmasının hiçbir anlamı ve yararı yoktur.

