Kaydet
a- | +A

Milletlerin en büyük zenginliği, kültürel hazineleridir. Müzik, edebiyat, mimari, velhasıl tüm birikimler, yer altı ve yerüstü servetlerinden çok daha önemlidir.

Nitekim, Almanya''nın 2. Cihan Harbinden sonraki hızlı toparlanmasının temelinde, bu birikimin varlığı en büyük etkendir.

Rusya''nın gücünde, geçmişindeki büyük ediplerin, şairlerin, müzisyenlerin önemli katkısı göz ardı edilebilir mi?

Niçin, gelişmiş ülkelerde, en fazla dikkatimizi çeken husus, herkesin her yerde, devamlı olarak okduğunu görmektir?

Niçin, gelişmişlik ölçlerinin başında; basılan ve satılan kitap sayısı; tiyatro, opera vb. mekânların doluluk oranı; yer almaktadır?

Niçin, silahlı baskı ve işgalden çok daha fazla, "kültürel emperyalizme" önem verilmektedir? Bakınız Kongo''ya, bu kadar zulme ve yağmaya rağmen, tam anlamı ile bir Belçika uydusudur. Cezayir''in ana dili Fransızca olmuştur. İslâm ülkeleri, (İngiliz ve Fransız eğiticilerin büyük gayreti ile) birer Türk ve Osmanlı muhalifi olmuşlardır. S.S.C. B''nin bir işgalci olarak ilk yaptığı icraat, dilleri ve alfabeyi değiştirmektir. Bir Müslüman ülke olan Pakistan''da bile, İngiliz etkileri açıkça görülmektedir. ABD Dünya lideri olmak için, kültürünü, müziğini, Coca-Cola''sını, hamburgerini tüm dünyaya ihraç etmektedir.

Niçin, Türkiye üzerinde oynanan oyunların başında; dili yozlaştırmak, geçmiş kültür birikimi ile ilgileri koparmak; kişileri 200-300 kelime ile konuşur hale getirmek olmuştur? (Ne yazık ki, büyük başarı da sağlamışlardır. Başta genç kuşak olmak üzere, okumayı sevmeyen, araştırmayan, geçmişin zengin kültürünü bilmeyen, şiirden-edebiyattan-müzikten anlamayan, sathi düşünen, ifade ve kelime fakiri, nesiller üretilmiştir.)

Türkiye''de yayınlanan eser sayısı kaçtır? Hele hele satış rakamları nedir? (Batı, milyonluk satışları normal sayarken, bizde 5000 satan, en çok satan eser sayılmaktadır.)

Türk edebiyatını, şiirini, müziğini, mimarisini, gerçek anlamda bilen, hazmetmiş, kaç kişi vardır? Edebiyatla ilgili, şiirle ilgili kitap ve dergilerin sayısı, hele hele satış rakamı ne kadardır?

Pop konserindeki izleyici sayısı ile, Klâsık Türk Müziği ve Klâsık Batı Müziği konserlerindeki sayı mukayese edilebilir mi?

Tiyatrolar, konser salonları, operalar, dolup dolup taşmakta mıdır?

Gerçek edebiyatçıya, sanatçıya lâyık olduğu değer verilmekte midir? (Bir şarkı ile meşhur olmak, mutad hale gelmiştir. Sanatın yerini zıpırlıklar almıştır. Meşhur olmak için, kalite, bilgi değil; eşcinsel olmak, ahlâk dışı bir hayat yaşamak, sık sık ekranlardaki cıvık programlara çıkmak, ya da milli ve manevi değerlere, ülkenin bütünlüğüne saldırmak, esas olmuştur.)

Kaç sunucu, yazar, popüler geçinen tip, Türkçeyi lâyıkiyle bilmekte, meramını doğru dürüst anlatabilmektedir?

Bu arada, "marifet, iltifata tabidir" deyimi uyarınca, gerçek sanatçılar, hak ettikleri ilgiyi, saygıyı bulabilmekte midirler? Medyanın büyük bölümünün dejenerasyon için çalıştığı bir ortamda, gerekli fonksiyonu ifa edebilmekte midirler?

Hangi, gelişmiş ve şahsiyetini bulmuş ülkede, ziyaret için gelenlere, bizim kadar hafif program uygulanır? Kültürel zenginlikler yerine, ciddiyetten uzak tablolar yaşatılır. Basit birer, "İstanbul, Boğaziçi, rakı, lokum, şiş kebap" vb. cümleler iltifat gibi kabul edilir. Yılışık tavırlar sergilenir. En önemlisi, rant uğruna şehirler dejenere edilir, şahsiyetsiz hale getirilir? (Roma, Paris, Prag, Budapeşte, Londra, Berlin, Brüksel, velhasıl tüm batı başkentleri, korunan geçmişleri ile ilgi çekmekte, güzellik arzetmektedirler.)

Şüphesiz, milli politika olarak, geçmişe tavır alır; tarihi tahrif eder; eğitimin amacını "sığ düşünceli, farklı fikirler üretmeyen, sistemin çıkarlarını tehlikeye sokmayan, sorgulamayan nesiller üretmek" olarak tayin edersek; varılan tablo da bugünkü gibi olacaktır?

Ne yazık ki, bugün için, Türkiye''nin bir sosyolojik araştırma hedefi bile yoktur. (Şüphesiz, demokrasinin olmadığı bir ortamda, halkın özelliklerini ve beklentilerini bilmeye de gerek olmaz.) Basit politik gündemlerle toplum oyalanmakta, günler geçirilmektedir.

Ülkesini seven, çağa damgasını vurmasını arzulayan herkesin, (yaşı ne olursa olsun) uyanması, kurtuluş yolunun nerede olduğunu idrak etmesi ve önce kendisini, sonra da çevresini yetiştirmek için, her dakikasını en iyi şekilde değerlendirmesi, şarttır.

Asra damga vurabilmenin yolu, bürokratik oligarşinin hazırladığı kalkınma plânlarından, klâsik lâflardan geçmez. Bilimden; okumadan; araştırmadan; tarihini gerçek anlamda öğrenip ibret almaktan; mevcut kültürel birikimimizi önce hazmedip, sonra da daha zengin hale getirmekten; geçer.

Cumhuriyetin, 77. yılında, hâlâ 10. Yıl Marşı ile tatmin olmak, bir büyük eksiklik ve gerileme örneğidir. Dileriz ki, baskı ve içi boş sloganlar ile toplum mühendisliği yapacaklarını sananlar; inşa ettikleri bu tablo karşısında, biraz olsun düşünsünler. Belki vicdanları titrer de, doğruyu görürler.