Türkiye, büyük potansiyeli olan bir ülke. Türk halkı, özellik ve güzellikleri, bilhassa harika genç nüfusu ile, her türlü başarıyı gerçekleştirebilecek bir toplum. Önü açılınca, biraz ivme, biraz moral verilince, bunu nasıl başardığını, (Özal dönemi dahil) her zaman ispat etmiş durumda.
Tüm Anadolu kıpır kıpır. Yarışa hazır, yerinde duramayan bir tay gibi. Sahaya bir çıksa, herkesi kendisine hayran bırakacak. Ama, ne yazık ki, şu anda, tam bir durgunluk, bezginlik ve karamsarlık içinde. Lâyık olmadığı bir atalet halinde. (Ne yazık ki, bazı kesimler de, devamlı karamsarlık pompalamayı sürdürüyor, hevesleri kırıyorlar. Ankara yönetimi de, her zaman olduğu gibi, aşırı merkeziyetçi tutumu ile, pasifizmin en büyük müsebbibi olma fonksiyonunu sürdürüyor.)
Toplumun, teşvik edilmeye, pozitif enerjisini kullanmaya yönlendirilmesine gerek vardır.
Nedir, bu pozitif enerji?
-Kendine güven. Başarıya odaklanma. Engellerden yılmama.
-İman, moral, inanç. Şükretmeyi bilmek. Daima iyimser olmak. Her zaman başarı kazanılacağını telkin etmek. Sabır ve sebatı bilmek. "Mevlâm neylerse iyi eyler" düsturuna inanmak. Başarı ile şımarmamak, kaybedince karalar bağlamamak. "Niyet hayırlı ise, sonucun da hayırlı olacağına" inanmak.
-Tevazu. Dayanışma. En önemlisi sevgi. Sevginin değerini bilmek. Herkesi sevebilmek. Herkese yardımcı olmak. Paylaşabilmek. (Niçin, namazın cemaatle kalınmasına önem verilmiştir? Niçin, safların sıklaştırılması, omuzların teması emredilmiştir? Niçin, selâmlaşmaya, müsafeha yapmaya değer verilmiştir? Niçin topluca dua etmenin, özellikle başkalarına dua etmenin faziletleri belirtilmiştir? Niçin toplu terapiler, daha başarılı olmaktadır? İncelenirse, hepsinde bir toplu enerji üretimi vardır. Karşılıklı enerji nakli sözkonusudur. Tek olduğuna kıyasla, çok daha etkili bir beyin gücü, müspet enerji, etkileşim doğmaktadır.)
Hayatta, herşey bir enerjidir. Özellikle, Kirlian fotoğrafçılığı geliştikçe, insanın enerji haritası, aurası çok daha belirgin hale gelecektir. (Cenab-ı Hak nurundan Sevgili Peygamberimizi yaratmıştır. O''nun nurundan da tüm kâinat yaratılmıştır. Herşey devamlı bir hareket halindedir. Cansız varlık yoktur. Atom altı parçacıklar, kuantumlar, devamlı olarak hareket ederler. İnancımıza göre, Cenab-ı Hakk''ı zikrederler. Kâinatta ne varsa, insanda da mevcuttur. Biri "Makro-Cosmos", diğeri de "Mikro-Cosmos"tur. Böylece, hem kâinatta, hem de insan organizmasında, devamlı hareket vardır. Kuantum teorisini, Hawking''in kitaplarını, Einsten''ı inceleyen herkes, aynı hususları görecek, iman ile ilmin nasıl bağdaştığına şahit olacaklardır. Hatta, Maneviyat Sultanı Hz. Mevlâna''nın Mesnevisini okuyanlar, sem''a gösterilerinin derinliğine inenler de aynı tabloları göreceklerdir.)
Kısa süre içinde, genetik sırların çözüleceğine inanıyorum. O zaman, bu günkü cerrahi işlemler, ilâçlar ortadan kalkacaktır. Vücudun atom yapısı, mevcut elektrik sistemi, mıknatıs noktaları düzenlenerek şifa bulunacaktır. Alternatif tıp ve bio-enerji konuları hakim olacaktır. Telkin, inanç faktörleri, en şifalı ilâçlar olarak kullanılacaktır. Pozitif enerji, her derde deva olacaktır.
Aynı gelişmeler, bugün kurgu gibi gelen "ışınlama" olayını da gerçeğe dönüştürecektir. (Belki de, dönüşmüştür bile. Zira, çok orijinal bir San Fransisko deneyi vardır.) İnancımızda, tayyi mekân ve tayyî zaman olarak ifade edilen, kalp gözü açık olanlara mahsus durumların, ilmi dayanağı da belki bulunacaktır. Ve inanıyorum ki, beynimizi (Cenab-ı Hakk''ın lütfettiği kapasiteye göre) tam kullanabilsek, telepati ile çok uzak noktalarla temas kurmak, birçok icraatı yapmak, Uri Geller''in gösterilerini mutad hale getirmek mümkün olacaktır. Nazar değmesi gibi, (çoğumuzun inandığı) olayların, negatif enerji sonucu olduğu anlaşılacaktır.
İlim ve iman, bir kuşun iki kanadı gibidir. Biri olmazsa, diğerinin de değeri kalmaz. Bu açıdan, inançla, ilme aynı önemi vermek şarttır. İlk emri "Oku" olan, bir dinin mensubu olarak, bugünkü cehaletimiz, utanılacak bir tablodur. Uzay yarışında, ilimde geri kalmanın hesabını vermek, en az ibadetleri aksatmak kadar zor olacaktır. Çiçeklerin, tüm bitki ve hayvanların bile müzikle, tatlı konuşmalarla, çok daha verimli olduğu bir dönemde, pozitif enerjileri israf etmemeliyiz. Niçin, Âlimin mürekkebinin, şehit kanından daha değerli olduğunu idrak etmeliyiz.

