Kaydet
a- | +A

1999 yılı, Türkiye için, gerçekten çok zor geçmektedir. Ekonomi her geçen gün daha da bozulmakta; esnafından tüccarına, sanayicisinden ihracatçısına kadar, herkes büyük sıkıntılar çekmektedir.

Bankaların hukuk ve insaf dışı uygulamaları, bu tabloyu daha da ağırlaştırmakta, yılların muteber iş adamlarını, piyasadan silmektedir.

Önce dış ekonomik kriz başladı. Herkes, konuya önem verilmesi, gerekli tedbirlerin alınması, özellikle Rusya ve BDT olaylarının daha sağlıklı analiz edilmesi için uyarılarda bulundu. Ne yazık ki, ciddiye alan olmadı. Politik istikrarsızlıklar sürdü gitti. Siyaset, tüm konuların üstünde yer aldı. Ekonomik istikrar daha da bozuldu.

Kriz, olmaması gereken ağırlıkta ülkemiz üzerine çöktü. Üretim düşmeye, ihracat gerilemeye, işsizlik artmaya başladı. İnşaat, tekstil-konfeksiyon gibi lokomotif sektörlerde kriz derinleşti. Yetersiz dış tanıtım, gerekli tedbirlerin alınmaması, Öcalan olayının (politik beklentiler uğruna) fazla abartılması ve en önemlisi (büyük bir kesim) medyanın sorumsuz davranışları yüzünden de turizm tam anlamı ile darbe yedi.

Bu arada, popülist politikalar, seçim rüşvetleri, en önemlisi "çalışmadan zengin olma", "köşeyi dönme", "Devlet kaynaklarını yağmalama", "Devlet bankalarını soyma", "kadroları şişirme", "tüm hizmetleri bedava isteme" alışkanlıkları da artan tempoda devam edip gitti.

Politikacılarımız içinden, cesur yürekli, doğruları söyleyen, halk dalkavukluğu yapmayan, halkı çalışmaya ve hizmetin bedelini ödemeye davet edenler çıkmadı. Aksine, gökteki yıldızlar dahil, her şey vadedildi.

TBMM bir türlü, "gerçek anlamda vergi reformu", "idari yapı reformu", "mahalli idareler ve kaynak reformu", "yargı reformu" yapmaya yanaşmadı. Aşırı merkeziyetçilik, Ankara baskısı, tayinle gelenlerin seçimle gelenleri ezme uygulamaları, yargının politize edilme gayretleri artarak devam etti.

Halbuki yapılması gerekenler bellidir:

1-Tüm Sosyal Güvenlik Kuruluşları tek çatı altında birleştirilmeli ve özel sigorta konsorsiyumuna devredilmelidir. (Bu konuda, yetersiz kalsa da, müspet gelişmelerin sağlanması ne kadar güç olmuştur. Kendi çıkarlarını, ülke çıkarlarından daha fazla düşünenler ne kadar çok tepki göstermişlerdir.)

2-Özelleştirme bir türlü başarılamamıştır. Hukuk oligarşisi, çıkar hesapları, tüm icraatları engellemiştir. Halbuki, Devlet bankaları ve KİT''ler bir an önce elden çıkarılmalıdır. 65 milyonun hakkının, 700 bin kişiye peşkeş çekildiği sistem, sona erdirilmelidir. (Kadro şişirme harekâtı da devam etmektedir)

3-Eğitim (ilköğretimden itibaren) ve sağlık, gerçek anlamda paralı olmalıdır. Herkes aldığı hizmetin bedelini, rayice uygun olarak ödemelidir. (Orta ve dar gelirliler için kredi sistemi uygulanmalıdır.) Bu arada, çok ciddi ve özendirici teşvikler getirilerek, eğitim ve sağlık alanındaki ağırlık özel sektöre verilmelidir. Bugünkü "Devlet Baba" edebiyatına son verilmelidir.

Herkes, bundan böyle Devletin iflâs ettiğini, daha fazla sömürülemeyeceğini, rahat yaşamanın ve zengin olmanın ancak çok çalışmaktan geçtiğini, bedavacılık ve tembellik döneminin bittiğini idrak etmelidir.

4-Devlet kadroları hızla azaltılmalı, mevcut hantal yapıdan kurtulunmalıdır. Devlet, Adalet, Emniyet, Dışişleri ve Savunma dışında (eğitim ve sağlık dahil) tüm sahalardan çekilmelidir. Adem-i merkeziyet sağlanmalı, mahalli idareler güçlendirilmelidir. (Bunları lâf olsun diye tüm hükümetler ve genel başkanlar, devamlı olarak dile getirirler. Ancak samimi değildirler. Zira, bilirler ki, bu yetkiler devredilince politik güç azalacak; tayin, terfi, torpil, iş takibi dönemi kapanacaktır. Gerçek demokrasi gelecek, baskı imkânları elden gidecektir.)

5-Başta, KDV, Gelir Vergisi ve Kurumlar Vergisi olmak üzere, vergi oranları indirilmelidir. Ancak, ciddi bir denetim gelmelidir. Devlet ciddi olarak vergi almaya, enflasyonu indirmeye karar vermeli, enflasyon politikasını bir vergi politikası gibi kullanmaktan vazgeçmelidir.

6-Medya, holding, banka sarmalına son verilmeli, bugünkü çıkar amaçlı yayın politikalarına daha fazla geçit verilmemelidir.

7-Sendika, gönüllü kuruluş, vakıf vb. ağalıklara son verilmelidir. Parti genel başkanları dahil, herkes en çok iki dönem görev yapabilmelidir. Bugünkü gibi, bir postu ele geçirenin, hayat boyu sefa sürmesi, önlenmelidir.

8-Çok acil olarak, fevkalade özendirici teşvik sistemleri getirilmeli, yatırım ve ihracat potansiyeli geliştirilmelidir. (Sistem ile ilgili yetkiler ve görevler, mahalli meslek odalarına devredilmelidir.)

Lütfen acele edelim. Daha fazla vakit israf etmeyelim.