Kaydet
|

Son yıllarda yaşanan, enflasyonun da önemli bir bileşenlerinden olan kiralık konutta fahiş artışların önlenmesi amacıyla ülkemizde ilk defa kiralık konut uygulaması başlıyor. 25 Eylül 2026 itibarıyla başvurular tamamlandı. İlk etapta 1071 konut (1071, Malazgirt Zaferi’nin tarihidir ve Türklerin Anadolu’ya kesin yerleşmesini ifade eder) kiralaması yapılacak. 26 Ekim 2026 tarihinde kuralar çekildikten sonra konutların teslimi belirlenen sırayla gerçekleşecek. Kiralar 1+1 için 10 bin lira, 2+1 daireler 12-17 bin arası, 3+1 daireler 15-18 bin, 4+1 daireler ise 18-20 bin lira olacak...

Bu konutlardan yararlanmak için T.C. vatandaşı olmak, 18 yaşından büyük ve evli olmak, hane halkı gelirinin 100 bin TL’nin altında bulunması şartı aranacak. Proje çok önemli. Konutların sayısı arttıkça daha geniş kesimlere ulaşacak ve en başta gelen insan haklarından olan barınma hakkına ulaşma imkânı artacak. Fakat, kiralık konutları kullanma hakkı 3 yılla sınırlı olacak. 3 yıl sonra o vatandaş için kiralık konut arama sıkıntısı başlayacak. Elbette amaç daha fazla insanın bu imkândan yararlanması. Bu süre içerisinde vatandaşların güvenli konutlarda yaşaması, konut sahipliği için daha rahat harekete geçmesini sağlamak amaç olacak ama keşke 3 yıl değil de, o insanların şartları iyileşinceye kadar bu haktan yararlanması sağlanabilseydi. Mesela bir sosyal konut sahibi olması gibi…

Dünyada da birçok ülkede devletin dezavantajlı kesimleri için kiralık konut uygulaması bulunuyor. Bazı ülkelerde belediyeler, bazılarında ise doğrudan devlet bu evlerin sahibi olarak kiralama yapıyor. Çok güzel sistemler var.

Avusturya, dünyanın en iyi modelini uyguluyor. Özellikle başkent Viyana Belediyesi bu konuda çok başarılı. Viyana nüfusunun yüzde 60’ından fazlası devlet destekli veya belediyeye ait sosyal konutlarda yaşar. Sosyal konut dediysek, kreşi, yüzme havuzu, kütüphane, geniş yeşil alanların bulunduğu konut siteleri… Burada vatandaşlar gelirlerinin en fazla yüzde 25’ini barınmaya ayırıyor.

Singapur’da ülke nüfusunun yaklaşık yüzde 80’i devlet tarafından inşa edilen ve yönetilen apartmanlarda yaşıyor. Konutlar hem çok uygun fiyatlı hem de çok uzun vadeli kiralanıyor, bunları satın almak isteyenlere de devlet destekli imkân sağlanıyor.

Almanya’da nüfusun yüzde 53’ü kiracı. Vatandaşlar ev sahibi olmaktansa kiracı olmayı yeğliyor. Devlet kira artışı için bir üst sınır belirliyor, bunun yüzde 10’dan fazlasını aşmasına asla izin verilmiyor.

Hollanda, yüzde 84 ile sosyal konutun toplam konut pazarı içinde sosyal konut payının en yüksek olduğu ülke. Kamu yararına çalışan sosyal konut payının (yüzde 30) en yüksek olduğu ülkelerden biri.

Fransa’da da devlet destekli kiralık konutlar bulunuyor. Bir şehirdeki toplam konut stokunun yüzde 25’i sosyal konut olmak zorunda. Buna uymayan belediyelere çok ağır cezalar uygulanıyor.

Güney Kore, kamu kurumları aracılığıyla kiralık konut modeli uyguluyor ve sosyal duruma göre 10 yıllık, 30 yıllık veya süresiz kiralama imkânı sunuyor. Lüks konutlarla sosyal konutlar aynı bölgede ve aynı şekillerde inşa ediliyor ve dışarıdan bakan hangisinin sosyal konut olduğunu anlamıyor. Bu da sosyal koruma sisteminin amaçlarından biri olarak uygulanıyor...

Bu örnekleri çoğaltmak mümkün ama ben Güney Kore modeline bayıldım. Lüks konutlarla aynı semtlerde yapılıyor. Orası fakir, burası zengin semti gibi bir ayrım yok. Bakınca “Aaaa sosyal konut” diyen yok. Vatandaşları gelirine göre ayıran yok. Zaten kamu çalışanları, öğretmenler dâhil, çok sayıda vatandaş bu konutları tercih ediyor…

Ülkemizde de amaç bu konutların sayısını artırmak. Bu sayede daha uzun süreli kiralamalar mümkün olacak. Tabii konut sahipliğini teşvik eden, kolaylaştıran uygulamalarla birlikte…

Atık sıfır, gelir 365 milyar lira

Sıfır Atık Projesi; 9 yıl önce 2017’de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan’ın riyasetinde başlatıldı. Bu sürede 90 milyon ton atık ekonomiye kazandırıldı, karşılığında 365 milyar TL gelir sağlandı. Kartondan plastiğe, camdan metale kadar çok sayıda atık, çöp olmaktan kurtarılıp ekonomiye katkı oldu. 270 milyar kilovatsaat enerji, 2 trilyon litre su ve 60 milyar litre petrol tasarrufu sağlandı, tam 613 milyon ağacın kesilmesi önlendi. 7 uluslararası ödüle layık görülen projenin en önemli getirisi, sıfır atığın toplumsal bir bilince dönüşmesi oldu. Ambalajları çöp değil, geri kazanılabilen bir değer olarak gören insan sayısı arttı. Bunun devamı da hepimizin sorumluluğu. Tek kullanımlık ambalajların mümkün olduğu kadar azaltılması önemli. Mesela kâğıt içecek bardakları, pet şişeler… Dünyada bir günde yaklaşık 1,37 milyar adet kâğıt bardak ve 1,3 milyar adetten fazla PET şişe kullanılıyor. Sıfır Atık Vakfı, pet şişe kullanımını azaltmak için termosu yaygınlaştırmaya çalışıyor. Kâğıt bardak kullanımının azalması için de aynı şekilde termos kullanımı teşvik ediliyor. Ben, geri dönüşüm bilincinin, çağdaşlığın en önemli göstergesi olarak görüyorum. Yayılması da insanlığın geleceğinin sağlıklı olması için elzem…

Canan Eraslan'ın önceki yazıları...

Haber Asistanı

Son 30 günün haberleri
📰

Türkiye Gazetesi Haber Asistanına Hoş Geldiniz!

Son 30 güne ait haberleri, spor gelişmelerini veya yazar yazılarını sorgulayabilirsiniz.