Dinle
Kaydet
Türkiye Gazetesi
Motorin aslında ne demek?
0:00 0:00
1x
a- | +A

Ekonomi dünyasında bazı parametreler vardır ki, ona dokunduğunuz anda tüm sistem etkilenir. İşte akaryakıt öyle bir güç. Hele de motorin tam da böyle bir güçtür. Geçtiğimiz günlerde yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararı ile motorinde ÖTV oranlarının ağustos sonuna kadar sıfırlanması (hemen ardından savaş sebepli petrol artışları kaynaklı zam geldi), sadece araç sahiplerini değil, tarladaki çiftçiden organize sanayideki üreticiye, otoyoldaki kamyoncudan mahalle bakkalına (bakkal da kalmadı da neyse) kadar herkesi doğrudan ilgilendiriyor. Çünkü motorin, modern tüketim zincirinin büyük gücüdür.

Gelin, bu vergi hamlesinin üretimden raflara kadar uzanan o devasa zincirde ne anlama geldiğine adım adım bakalım.

İlk kıvılcım, tohum atan traktör:

Bir domatesin yolculuğu Anadolu'nun bereketli topraklarında başlar. Odun atsanız, ağaç olacak kadar bereketli topraklarda... Çiftçi toprağı sürerken, tohumu ekerken, ürünü sularken ve hasat zamanı biçerdöveri çalıştırırken sürekli motorin tüketir. Tarımsal üretimde mazot, gübre ve tohumla birlikte en büyük üç maliyet kaleminden biridir.

Motorinde ÖTV’nin sıfırlanması, doğrudan çiftçinin üretim maliyetinin düşmesi demektir. Traktörün deposuna daha az maliyetle giren her litre mazot, ürünün tarladan çıkış fiyatındaki baskıyı azaltır. Eğer bu indirim kalıcı olabilseydi ya da üretim sezonunun tamamına yayılabilseydi, tarımsal enflasyona en büyük darbe vurulmuş olacaktı. Yine de bu geçici rahatlama, hasat dönemindeki çiftçiye kritik bir can suyu sağlamış durumda.

İkinci aşama: Sanayi, işleme ve üretim çarkları...

Tarladan toplanan buğdayın una, domatesin salçaya, sütün peynire dönüşmesi için sanayi tesislerinde işlenmesi gerekir. Türkiye'deki fabrikaların ve organize sanayi bölgelerinin önemli bir kısmı, yüksek enerji ihtiyacını karşılamak veya jeneratörleri devrede tutmak için motorine bağımlıdır. Üretim maliyetlerinin içinde enerjinin payı bu denli yüksekken, akaryakıttaki vergi yükünün hafiflemesi sanayicinin üretim maliyetlerini dengeler. Üretim çarkları daha az maliyetle döndükçe, sanayi çıkışlı ürünlerin toptan satış fiyatlarındaki yukarı yönlü eğilim de frenlenir.

En kritik halka: Lojistik...

Gıdayı ürettiniz, fabrikada işlediniz ve paketlediniz. Peki, bu ürün markete nasıl gidecek? Türkiye, yük taşımacılığının neredeyse yüzde 90'ını kara yolu ile yapan bir ülke. Tırların, kamyonların ve hafif ticari araçların tamamı motorinle çalışıyor. Antalya'dan yüklenen bir meyve kamyonunun İstanbul'daki toptancı haline ulaşana kadar yaktığı mazot, o ürünün nihai fiyatının yarısını oluşturabilir.

Motorinde ÖTV'nin kaldırılmasıyla sağlanan pompa indirimi, lojistik sektörünün sırtındaki en büyük kamburu indirdi. Nakliye ücretlerinin düşmesi veya en azından sabit kalması, lojistik maliyetlerin ürün fiyatlarına "zam" olarak yansımasını engeller. Kamyoncu esnafı ve nakliye şirketleri önünü görebildiğinde, tedarik zinciri kesintisiz ve daha ekonomik işler.

Son durak: Market rafı ve cüzdanlar...

Geldik zincirin en son halkasına; tüketiciye. Süpermarket zincirleri, yerel bakkallar ve pazarcılar... Hepsi ürünleri raflarına koyarken lojistik, depolama ve soğutma maliyetlerini hesaplar. Depoların lojistik merkezlerinden mağazalara her gün ring seferi yapan dağıtım araçlarının harcadığı motorin doğrudan etiketlere yansır.

Motorindeki bu vergi indirimi, teorik olarak raflardaki fiyat artış hızını yavaşlatacaktır. Üretimden rafa kadar her aşamada motorin maliyeti azaldığı için, perakendecinin "nakliye zamlandı, fiyata yansıtmak zorundayım" bahanesi elinden alınmış olur. Bu da doğrudan halkın alım gücünü koruyan, mutfaktaki yangını hafifleten bir etki oluşturur.

Sonuç: Zamanlama ve risk...

Hükûmetin, küresel petrol piyasasındaki jeopolitik riskleri ve arz sıkışıklığını öne sürerek attığı bu adım enflasyon beklentilerini kırmak adına son derece stratejiktir. Ancak unutmamak gerekir ki bu düzenleme kalıcı değil; eylül ayından itibaren ÖTV kademeli olarak her ay 3'er lira artarak geri dönecek.

Bu durum, zincirdeki aktörlerin fiyatlama yaparken temkinli davranmasına yol açabilir. Yani bu köşede sık sık okuduğunuz "Zam yaparken kepçeyle, indirirken damlalıkla" durumu geçerli olabilir. Eğer ağustos ayındaki bu "vergisiz mola" üretici ve nakliyeci tarafından fırsatçılığa kurban edilmeden etiketlere yansıtılırsa, dezenflasyon sürecine büyük katkı sağlar. Üretimden rafa kadar motorinin her damlası ekonomi demektir; bu damlanın yükünü hafifletmek, ülkenin tamamına nefes aldırmaktır...

Unutmayalım ki, ürüne göre değişiklik göstermekle birlikte, tarlada tohumdan hasat ve nakliyeye kadar toplam maliyetin yüzde 10-25'ini oluşturur. Evet, devlet, yeni teşvik sistemiyle destekleri tek kalemde birleştirdi. Eskiden mazot, gübre, hasat vs. diye dağınık olan destekler birleştirildi ve baklagiller ve yumru bitkiler için dekarda 310 TL, arpa, buğday, mısır gibi ürünlerde dekar başına 403 TL, yağlık bitkilerde 465 TL, çeltik, pamuk gibi ürünlerde 697,5 liralık ödeme yapıyor. Yani üretim ayağına büyük destek veriliyor ama ya sonrası? Sonrası için sıfır ÖTV uygulamasının en azından enflasyonla mücadelede başarı sağlanıncaya kadar devamında fayda var. Bunun bütçe dengeleri açısından riski var tabii. 2025 yılında akaryakıt ve doğalgazdan ÖTV gelirinin 538 milyar lira olması öngörülmüştü. Türkiye'de günlük 50-55 milyon litre motorin tüketildiği, bundan da 13,9 TL'nin alınmayacağı düşünüldüğünde, vazgeçilen rakamın büyüklüğü (günlük 695 milyon TL) görülecektir ama yine de enflasyonun tahribatının daha büyük olduğundan hareketle, bu büyük adım da biraz daha ülkemize zaman kazandıracaktır.

Canan Eraslan'ın önceki yazıları...

Haber Asistanı

Son 30 günün haberleri
📰

Türkiye Gazetesi Haber Asistanına Hoş Geldiniz!

Son 30 güne ait haberleri, spor gelişmelerini veya yazar yazılarını sorgulayabilirsiniz.