Kaydet
|

Neye, kime, hangisine şaşıracağımızı şaşırdık!.. Her güne iki-üç büyük operasyonla uyanıyoruz. İskandinav ülkelerinde bir ay gündemde kalacak mevzuları, bir günde tüketiyoruz.

Akın Gürlek'in Adalet Bakanı olmasıyla birlikte hızlanan yolsuzluk operasyonları 'kimsenin yanına kalmıyor' dedirtiyor. Ama öte yandan sokaktaki sıradan vatandaşa da ağır bir hayal kırıklığı yaşatıyor.

Nereye el atsan tel tel dökülüyor.

İşte geçen hafta fon vurguncuları deşifre oldu. Gürlek, başsavcılığından beri meseleyi takip ediyormuş. Defalarca ilgili kurumlara yazılar yazmış.

Soruşturmanın nüfuzlu kişilere uzanması, ikazların bilerek kulak ardı edildiği ya da yetkililerin baskı gördüğü ihtimalini akıllara getirdi.

***

Ersin Çelik hafta ortasında Yeni Şafak'ta ucu nereye uzanırsa uzansın meselesinin üzerine gidilmesi gerektiğini, aksi hâlde bunun iktidara siyasi bir faturasının olacağını yazdı. Fakat sosyal medyada linç yedi. Çelik, hükûmete operasyon yapmakla ve sopa göstermekle suçlandı. Ama iki gün sonra ne oldu? Eski Aile Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya'nın eşiyle birlikte üç beş ay içinde fonlar üzerinden 2 milyar liranın üzerinde kazanç elde ettiği iddiaları ortaya çıktı. Kaya, baskılar üzerine istifa etti. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı da bütün mal varlıklarını dondurdu. Sonra kendisine yakın olduğu -ve koruduğu- öne sürülen Tera Portföy Yönetim Kurulu Başkanı Erdin Özel gözaltına alındı.

Mart 2025'ten beri çarşaf çarşaf CHP idaresindeki belediyelerde yaşanan yolsuzlukları yazıyoruz. Peki şimdi biz eski bakana ne diyeceğiz? Et kokarsa tuz basarsın, tuz kokarsa ne yapalım? Tuzun koktuğu yerdeyiz. Bu, üstü örtülecek bir şey değil. Mızrak çuvala sığmıyor.

***

Bu arada belediyeleri soyup soğana çeviren Ekrem İmamoğlu'nun başını çektiği CHP'lileri 'siyasi operasyon' diyerek aklamaya çalışanların eski bakan karşısında aslan kesilmesi de dikkatlerden kaçmıyor. Hele belediyeleri akraba çiftliğine çevirdiği ayyuka çıkan Bülent Tezcan gibi tiplerin "hadi üstüne gidin" diye yüzü bile kızarmadan atar yapması yok mu? Belediye başkanları liderlerinin kendilerini haraca bağladığını itiraf etti. Adam ve yakın çevresi şaibeler balçığının içinde. Ama hâlâ görevde. Bir de sıkılmadan fon vurgunundan dolayı iktidara "Bu bataklığı kurutmak için ya bizimle çalışacaksın ya o bataklıkta boğulacaksın" diye çağrı yapabiliyor. Akıl alır gibi değil. Üçüncü sınıf demokrasilerde bile böyle bir skandal istifa ile sonuçlanırdı. Bizde tık yok!

Rozetin rengi, makamın gücü ya da geçmişin hizmeti kimseye dokunulmazlık zırhı olamaz. Artık 'senin hırsızın, benim arsızım' devri bitmeli. Bıçak, kemiğe dayanmışken kim olursa olsun sonuna kadar vurulmalı. Yoksa bunun altında herkes kalır.

Bile bile lades

Sosyal medyada bir portföy genel müdürünün konuşmasına denk geldim. Şöyle diyordu: "Böyle bir ülkede bu tür bir ponzinin iki sene sürüyor olmasını ben serbest basının olmamasına bağlıyorum. Bu konu iki yıldır birkaç gazeteci dışında ve üç beş sektör çalışanı dışında kimse tarafından dile getirilmedi. Herkes gölgesinden korktu. Kafasını kuma gömdü. Ve bu olay göz göre göre geldi."

Adam haksız değil. Türkiye'nin en temel ihtiyacı A ve Ş'dir. O da adalet ve şeffaflıktır. Daha eski bir bakan hakkındaki iddiaların bile yazılmaya imtina edildiği ortamda yaşananlar şaşırtıcı değil. Kusura bakmayın.

Fatih Selek'in önceki yazıları...

Haber Asistanı

Son 30 günün haberleri
📰

Türkiye Gazetesi Haber Asistanına Hoş Geldiniz!

Son 30 güne ait haberleri, spor gelişmelerini veya yazar yazılarını sorgulayabilirsiniz.