Dinle
Kaydet
Türkiye Gazetesi
Vatandaşa şahin, 'Şahin'e kuzu!..
0:00 0:00
1x
a- | +A

Yurt dışından getirilen aracı, sahibi dışında kimse kullanamaz. Eşi ve çocuğu dâhil. Usulsüzlük tespit edildiği an, gümrük cezası kesilerek araç sınır dışı edilir.

Engelli adına kayıtlı bir otomobili, ruhsatta tanımlı kişiler dışında kimse kullanamaz. Ola ki başkası direksiyon başına geçti ve yakalandı. Aracın ÖTV'si faiziyle birlikte geri alınır.

Bir şirket aracını SGK kaydı olmayan bir kişi sürerken yakalansa o gün kayıt dışı istihdam cezası yapıştırılır.

Sürücü eğitim aracı, şahsi işler için kullanılsa; araç bağlanır, kursun ruhsatı askıya alınır.

Şoför kartı olmayan birisi taksi kullanırken yakalansa araç otoparka çekilip haftalarca bağlanır...

Mevzuatlar açıktır. "Devlet yakalarsa öper!" Ama herkesi değil. Milletvekillerine, üst düzey bürokratlara, koruma kararı aldıranlara "çakar" hakkı tanınır. Çakar hakkı alanlar bunu üçüncü kişilere devredemez. Devrederse ne olur? Yüksek para cezası ödenir. Araç trafikten menedilir... Peki şimdiye kadar böyle bir şey gördük mü? Hayır. Üç çakarı başkasına devreden eski İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin hakkında hangi tasarrufta bulunuldu mesela, belli değil. Yoğun haberler üzerine daha yeni ifadeye çağrıldı.

Başkasının çakarıyla yollarda dolaşan bir sürü araç var trafikte. Mesela, milletvekili Cemal Enginyurt'un danışmanlarıyla ilgili yürütülen soruşturmada ortaya çıktı. Enginyurt, bir çakar hakkını kirvesi ve aile dostu iş adamı Recep Ali Keydal'a vermiş.

Vatandaşa şahin, ‘Şahin’lere kuzu! Böyle sistem olmaz. Sıradan vatandaşa ilk hatasında giyotini indiren devletimiz öncelikle kamu gücünün arkasına sığınıp her türlü fırıldağı çevirenleri takip etmeli.

Yolsuzlukla mücadele

Yedisi CHP'li belediye başkanı 200 sanıklı Aziz İhsan Aktaş davasında karar çıktı.

Aylardır konuşuyorduk. Çarşaf çarşaf haberleri yapılmıştı. Aziz İhsan Aktaş hakkında 450 yıla kadar hapis isteniyordu. Adam beraat etti. Belediyelerde dönen fırıldakları anlatmasına, hangi başkana ne kadar rüşvet verdiğini ifşa etmesine rağmen...

Ortada bir örgüt olduğu belirtiliyordu. Mahkeme 'örgüt yok' dedi. Beşiktaş eski Belediye Başkanı Rıza Akpolat, rüşvet ve ihaleye fesat karıştırmaktan 23 yıl 3 ay 7 gün hapse çarptırıldı. Avcılar'da Utku Caner Çaykara’ya 6 yıl 8 ay, Adana’da Zeydan Karalar’a 6 yıl 3 ay, Seyhan’da Oya Tekin’e 8 yıl 4 ay, Ceyhan'da Kadir Aydar’a rüşvetten 5 yıl 10 ay hapis cezası verildi. Oysa iddianamelerde acayip şeyler anlatılıyordu...

Bir defa şunu gördük; savcılar suç isnat ederken abartıp ölçüsüz istemde bulunabiliyor. Ama öte yandan cezaların caydırıcı olduğunu söyleyemeyiz. Adamlar milyon milyon rüşvet almış, iş adamlarını haraca bağlamış, parayı vermeyene ruhsat vermemiş. Ve bunları rüşveti verenler, taşıyanlar, aracılık edenler itiraf etmiş. Sonuç 5 yıl hapis. Bu karar, "Siz çalın çırpın, üç beş yıl yatar çıkarsınız. Vurduğunuz da yanınıza kâr kalır" demekten başka bir şey değil. Kimse kusura bakmasın.

Türkiye'de işler böyle yürüyor

Eski Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu 2008'de AK Parti'ye kapatma davasının nasıl reddedildiğini enteresan bir hatıra ile anlattı...

Ahmet Akyalçın, o dönem Anayasa Mahkemesi üyesi. Eroğlu'nun hemşehrisi ve liseden sınıf arkadaşı. Ancak o dönemin şartları gereği görüşemiyorlar. Eroğlu, Akyalçın'ın mermercilik yapan kayınpederine gidiyor. AK Parti kapatılırsa ülkenin ve ekonominin ne hâle geleceğini anlatıyor. Sonra "Mehmet Amca damadına 'AK Parti’nin kapatılması için oy kullanırsan seni evlatlıktan reddederim, kızımı da alıp giderim' der misin?" diye ricada bulunuyor. Mehmet Alimoğlu, Ankara'ya gidiyor ve ikna ediyor. Kapatma davası tam bir hukuk garabetiydi. 11 üyenin 6'sı kapatılmasını istemişti. Nitelikli çoğunluk olan 7 üyenin oyu çıkmamıştı. Akyalçın da kapatılmasın diyenlerdendi. Eroğlu'nun teşebbüsleri ne derece etki etmiştir bilinmez ama hadise tipik bir Türkiye hikâyesi olduğu kesin. Hemşehriciliği yabana atmayın.

Ekmek davası

Alman basınında ilginç bir haber çıktı. Bavyera eyaletinde bir fırıncı israfın önüne geçmek için ekmekleri yarım satıyormuş. Bir kişi 10 gram eksik çıktı diye şikâyetçi olmuş. Yetkililer incelemiş, müşteriyi haklı bulmuş ve fırıncıya hassas tartı kurmasını istemişler.

Bizde olsa ortalık yıkılırdı. Ama müşterinin 10 gram hesabından değil 'yarım ekmek'ten dolayı. Kötü ekonominin vatandaşı yarım ekmeğe muhtaç ettiği haberleri yapılır, hükûmet yerden yere vurulurdu. Yarım ekmek Avrupa'nın birçok ülkesinde sıradan bir uygulama.

Türkiye ise mukaddes görüp, öperek alnına koyduğu ekmeği en çok israf eden ilk üç ülkeden biri. Bizde günlük üretilen ekmeğin yüzde 9'u çöpe gidiyor.

Fatih Selek'in önceki yazıları...

Soru 0 / 6
Türkiye Gazetesi dijital abonelik ve arşiv kampanyamızı ilk nereden duydunuz?

Haber Asistanı

Son 30 günün haberleri
📰

Türkiye Gazetesi Haber Asistanına Hoş Geldiniz!

Son 30 güne ait haberleri, spor gelişmelerini veya yazar yazılarını sorgulayabilirsiniz.