Bir operasyonda gözaltına alınan Hilmi Tuna Kuriş'in yurt dışına kaçmaya çalışırken kullandığı otomobile eski İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin adına çakar takıldığı belirlendi. Hem de 2030 yılına kadar. Şahin, Ankara’da yaşadığını, söz konusu otomobili İstanbul’a geldiğinde kullanmak üzere araç kiralama şirketi sahibi Mehmet Ö’den yıllık bin liraya kiraladığını açıkladı. Mehmet Ö.’nün FETÖ’den kaydının bulunduğu ortaya çıktı.
Kimse kusura bakmasın bu "çakar" meselesi memleketteki sistem bozukluğunun göstergelerinden biri.
Barış Yarkadaş beş altı ay evvel çok çarpıcı bir ifşaatta bulunmuştu.
CHP’nin eski Yeni Parti’nin şimdiki Grup Başkan Vekili Ali Mahir Başarır’ın Meclis'in kendisine tahsis ettiği çakar plaka hakkını otel sahibi bir iş adamına verdiği ortaya çıkmıştı.
İş adamı "Kendisi yakın arkadaşım, aracı bana güvendiği için verdi" demişti.
Başarır, özür dilemek yerine üste çıkmış, olayı ortaya çıkaran gazetecilerin gözaltına alınmasını istemişti. Barış Yarkadaş işte bu vaka üzerine çakarlı katakullilerini anlattı. Milletvekillerine iki çakar plakası tahsis ediliyormuş. Grup başkan vekillerine ise dört çakarlı hakkı veriliyormuş. İkisi vekillikten, ikisi de grup başkan vekili olmasından dolayı. Grup başkan vekillerinin yakıt harcamalarının hepsini TBMM ödüyormuş. Bazı vekiller çakarlı plakalarını para karşılığı kiralıyormuş! Evet yanlış duymadınız çakarı kazanca tahvil ediyor, peşkeş çekiyorlarmış. Ve bu durum Meclis'te bilinmeyen bir şey değilmiş.
Eski bakan İdris Naim Şahin, otomobili yakalananları tanımadığını ifade etti.
Açıklaması hiç ikna edici değil!
Ayrıca bin lira çok düşük bir rakam.
Öyleyse şunu sormamız gerekiyor: Şahin çakarı yüksek bedelle kiraya mı verdi? Göstermelik sözleşmeyle iş örtülmeye mi çalışıldı?
Söz konusu araç trafikte ne kadar gezmiş kayıtlar dökülürse her şey ortaya çıkacaktır.
Eski bakan, milletvekili, başkan, bürokrat vs. kimlere kaç tane çakar hakkı verildi? Bunların görev bittikten sonra da çakar kullanması etik mi? Bu araç saltanatı ne zaman bitecek?
Çakar sahipleriyle, haklarını gayriresmî devrettikleri kişiler arasında ne tür maddi ilişkiler mevcuttur?
Emniyet ve İçişleri Bakanlığı bu yetkileri verirken veya yollarda denetlerken plaka-sürücü eşleşmesi yapıyor mu? Yapabiliyor mu? Suistimalde icabına bakıyor mu?
Bu soruların cevabını bilmeye hakkımız var.
İsrail basını gibi
T24’te bir haber dikkatimi çekti. Başlık şöyle:
“İsrail’den Türkiye için dikkat çeken uyarı: Rakip ülke, düşman olma yolunda.”
Haberin girişinde şu ifadelere yer verilmiş:
“İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve üst düzey güvenlik yetkililerinin Türkiye’nin Suriye’deki askerî varlığını ele aldığı toplantıda dikkat çekici değerlendirmeler yapıldı. İsrailli güvenlik kaynakları, 'Türkiye İsrail’in rakip ülkesidir ancak düşman olma yolunda ilerliyor' uyarısında bulunurken, bir üst düzey yetkili Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 'Orta Doğu’nun Sünni lideri olmak istediğini' savundu.”
Türkiye’nin İsrail ile iyice gerildiği, karşılıklı savaş mesajlarının verildiği bir dönemde kullanılan haber diline bakar mısınız? İsrail bizi uyarmışmış. Türkiye'yi edilgen göstermişler. Haber yapmak başkadır, yabancı bir devletin algı operasyonuna veya tehdit diline manşette zemin hazırlamak başkadır. Yahudi medyası olsa ancak böyle bir şey yazardı.
Bize de lazım
Avustralya, dijital platformlarında haber içeriği kullanan teknoloji şirketlerini yerel medya kuruluşlarıyla ticari anlaşma yapmaya zorlayan yasayı kabul etti. Buna göre anlaşma yapmayan şirketler, reklam gelirlerinin yüzde 2,5'i oranında vergi ödeyecek. Düzenlemenin Meta, Google, TikTok ve LinkedIn gibi teknoloji şirketlerini kapsaması bekleniyormuş. Üstelik bu durum sadece Avustralya ile sınırlı değil; Fransa’dan Kanada’ya kadar tüm Batı dünyası AB Dijital Tek Pazar Direktifi gibi adımlarla kendi medyasını büyük teknoloji devlerinin insafına bırakmamak için kalkan oluşturuyor. Yerli ve millî medyanın ayakta kalması isteniyorsa, Türkiye de acilen benzer bir yasa çıkarmalı. Ama maalesef çok ağırdan alınıyor. Telif yasa tasarısı komisyona geldi ve orada kaldı.

