Farklı kültürlerin, farklı medeniyetlerin…
Hoşgörünün şehri dendiğinde…
Akla ilk gelen şehirlerden biri Mardin’dir.
Biz de hafta sonu bu kadim şehirdeydik.
Aile Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş’ın davetiyle.
Şehirle ilgili izlenimlerimizi aktarmak isterim.
Mardin terörden en fazla zarar gören,
En fazla şehit veren illerimiz arasında ilk sıralarda.
Bir örnek verelim burada:
1987 yılında Pınarcık köyüne PKK’nın yaptığı saldırıda 16’sı çocuk 6’sı kadın masum 30 vatandaşımız öldürülmüştü.
Muhabirken gittiğimde gördüğüm manzarayı anlatamam.
Aradan 2 gün geçmesine rağmen köy yangın yeri gibiydi.
Her taraftan dumanlar yükseliyor, evler çökmüştü.
Mardinliler Terörsüz Türkiye Sürecinden çok memnun.
Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Devlet Bahçeli’ye sonsuz güven duyuyorlar, ümitlerini koruyorlar.
"Allah razı olsun" diyorlar, dua ediyorlar.
Süreçle birlikte çok şey değişmiş.
Şehirde huzur var, insanlar çok sakin, mutlular
Yasa dışı işler sona ermiş…
Uyuşturucu, kaçakçılık işleri bitmiş…
Sürecin yolunda gitmesinden rahatsızlık duyanların…
Ranttan nemalanmayı kaybedenler olduğu söyleniyor.
Siyasi iklimden bahsedecek olursak…
AK Parti de MHP de ivme kazanmış Mardin’de...
Her geçen gün varlıklarını kuvvetlendiriyorlar.
Son dönem üye kayıtlarında artışlar söz konusu.
MHP’nin 700 olan üye sayısı, son aylarda 3.500’lere ulaşmış.
İl yönetimi ilk seçimde milletvekili çıkarmayı da hedefliyor.
CHP ve Yeni Parti’nin ise esamesi hiç okunmuyor…
DEM Parti ise konumunu korumaya çalışıyor.
Büyükşehir Belediye Başkanlığı DEM’deydi…
Başkan görevden alınınca kayyım atanmıştı…
Vali Tuncay Akkoyun… Halkla iç içe… Sevilen bir isim…
Hizmet ve icraatlarıyla Mardin’in çehresini çok değiştirmiş.
Parti ve vatandaş ayrımcılığı yapılmadan her yerde asfalt ve yol açma çalışmaları sürdürülüyor.
Altyapı ve şebeke suyu hatları yenileniyor.
Parklar, tesisler, sosyal donatılar yapılıyor.
DEM’li Belediyelerin yapması gerekenler de başta olmak üzere...
Mahinur Hanımdan bir paragraf aktaralım bu noktada:
“Sayın Valimiz yaptığımız görüşmede 2002'den bugüne şehirde yaşanan değişimi ve gelişimi rakamlarla ortaya koydu. Son dönemde turizmde çok önemli bir ivme yakalandığını, bunun şehrin ekonomisine ve bölge halkımızın refahına nasıl doğrudan yansıdığını görüyoruz. Huzur ortamı güçlendikçe Mardin'in ve bölgedeki bütün şehirlerimizin sahip olduğu tarihî, kültürel, ekonomik ve beşerî potansiyelin çok daha güçlü şekilde açığa çıkacağına inanıyorum.”
***
Terörsüz Türkiye sürecinin en önemle ayağı…
Şehit ailelerini, gazilerimizi incitmemek.
Mahinur Hanım yaptığı her toplantıda…
Devletimizin bu hassasiyetini özenle dile getiriyor.
Mardin’den bir örnekle devam edelim:
"Vefa Borcu" toplantısından…
Şehit yakını ve gazilerimizin değerlendirmelerine yer vererek:
“Ben şehit babamın kanını bu sürece bağışlıyorum, feda olsun.”
“Bizlerle ilgili çok dernek var. Bunlar tek çatı altında birleştirilmeli.”
“Şehit yakını olduğum için çok mutlu ve gururluyum.”
“Güneş doğudan doğmasına rağmen ülkemizi aydınlatmıyordu. Şimdi bu aydınlığı göreceğiz, inşallah…”
En dikkat çeken değerlendirme de şöyle:
“Hak arama adı altında yapılan maksatlı eylemleri tasvip etmiyoruz.”
Bu konuda son sözümüz:
Şehit ve gazilerimizi hiçbir zaman unutmayacağız…
Unutturulmasına da müsaade etmeyeceğiz.
Unutturmak isteyenlere de gerekli dersi vereceğiz.
Onlara gönül borcumuzun ötesinde…
Bir vefa ve sorumluluk borcumuz var.
Bugün kanla sulanmış bu topraklarda…
Al bayrağımızın altında onların sayesinde yaşıyoruz...
Merhum Mithat Cemal Kuntay’ın dediği gibi:
Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır.
Toprak, eğer uğrunda ölen varsa vatandır.
Dün 30 Ağustos Zaferinin yıl dönümüydü, bu vesile ile…
Şehitlerimizin hepsini saygıyla, rahmetle anıyoruz…
Hayattaki gazilerimize de şükranlarımızı sunuyoruz…
***
Bakan hanımla ilgili de kısa bir değerlendirme yapalım:
Üç yıldır görevini başarı ile sürdürüyor.
En uzun süre görevde kalma rekoruna sahip.
Bugüne kadar göreve gelen aile bakanları arasında...
81 ilimizi defalarca karış karış gezdi, gezmeye de devam ediyor.
Devletin gücünü her yerde hissettiriyor.
Çocuklarla, gençlerle, yaşlılarla kurduğu samimi sohbetlere biz de bizzat şahit olduk.
Tek tek hâl hatır soruyor:
Büyüklerin ellerini öpüyor, çocukları sevgi ile kucaklıyor.
Onların İstek ve beklentilerini dinliyor, çözüm üretiyor.
Bu gördüğümüz tabloyu şu cümlelerle özetlemek mümkün:
“Mahinur Hanım yaşlıların kızı, gençlerin ablası…”

