Sosyal medyada başlayan 80'ler akımı ilginç bir yere evrildi. İnsanların yapay zekâ ile yapılmış; uzun, kıvırcık ve kabarık saçlı, vatkalı ceketli kıyafetleri nostalji yaşattı. Bırakın 80'ler neslini, o günleri hiç yaşamamış Z kuşağı bile özlem duydu.
Kimse kusura bakmasın, insani ilişkiler ve sosyal hayat dışında 80'lerin öyle özlenecek hiçbir yanı yoktu... Halkın yüzde 56'sı kırsalda yaşıyordu. Bu yüzden toplumda geleneksel kodlar hâkimdi. İnsani ilişkiler kuvvetliydi. Fakat herkes değişti ve dönüştü. En büyük facia 'utanma duygusu'nun kaybı oldu.
1989'da TRT'de hava durumunu sunan spiker kış günü programın kapanışını "Hepinize donsuz geceler" diye yaptığı için hayatı kararmıştı. Bugün...
* Bir parti genel başkanının belediye başkanlarından çanta çanta para aldığı ortaya çıkıyor ama hiçbir şey olmamış gibi ortalıkta geziyor. Hatta iktidar hayalleri kuruyor.
* Belediye başkanlarının rüşvet ve yağma düzeni kurup milleti haraca bağladığı, gayrimeşru ilişkilerle kurumları çiftliğe dönüştürdüğü tespit ediliyor ama "siyasi operasyon yapılıyor" diyerek suç bastırmaya çalışıyor.
* Adamın kaseti çıkıyor, rezilce ve sefilce görüntüleri elden ele dolaşıyor ama yüzü bile kızarmadan ortalıkta gezip tozuyor.
* Adam halkın oyuyla milletvekili seçiliyor. Cinsel taciz yaparken suçüstü yakalanıyor ve dayak yiyor. Ama törenlerde en ön sırada boy gösteriyor...
80'lerde bunlar mümkün müydü?..
Kalıplar yıkılırken
Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu, dört yıl önce İyi Parti'deyden Armağan Çağlayan'a ilginç bir çıkışta bulunmuştu. Demişti ki:
"CHP’ye rüyasında oy verdiğini gören sağcı gusül abdesti alır. CHP'ye karşı duyulan siyasi alerjiyi Tayyip Bey avantaja çevirmeye çalışır. Bu yüzden İyi Parti, oy verilebilir siyasal esneme imkânı vermiştir Türk demokrasisine."
Sonrası malum. CHP'nin genel başkanı, beş sağ tandanslı partinin açık desteğiyle cumhurbaşkanı adayı yapıldı. İyi Parti de bunlardan biriydi. Ağıralioğlu'nun dediği gibi parti, klasik sağcıların sola oy verme konusunda esneme imkânı sunmuş mudur bilemem. Ama MHP'den kopanları CHP çizgisine çektiği ve zamanla partiyi CHP'lileştirdiği kesin. Öyle ki bugün söylem bakımından aradaki fark neredeyse sıfır...
Bugünkü siyasi atmosferde çok çarpıcı tablo var. Birkaç yıl önce Burcu Köksal gibi CHP'de grup başkan vekilliği yapmış bir ismin AK Parti'ye katılacağını kim söyleyebilirdi ki? Ya CHP'lilerin "Topuklu Efe" dediği Özlem Çerçioğlu'nu?.. Geçen hafta da Foça Belediye Başkanı AK Parti rozeti taktı. Bir süredir İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay'ın AK Parti'ye geçeceği söyleniyor. Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş'ın, Cumhurbaşkanını ziyaretinin ardından benzer iddialar ortaya atıldı...
Ahmet Hakan, Âdem Metan'a medyadaki dönüşümü anlatırken "Erdoğan'ın hayatını üç bölüme ayırırsak, birinci bölüm 'aman bu adam bir yerlere gelmesin' diye bir çırpınma. İkinci bölüm 'geldi idare edelim', üçüncü bölüm 'artık önünde ceket ilikleyelim' dönemi" tespitinde bulunmuş. Doğru. Parti de alışılmış kalıpları yıkıyor. Vesayetle mücadeleyle başlayan, ardından sistemin tek hâkimi hâline gelen AK Parti'nin, bugün artık tüm siyasi yelpazenin etrafında kümelenmek zorunda kaldığı bir merkeze dönüştüğünü görüyoruz.
Katili anmak
Anadolu Ajansı, toplumda iz bırakmış devlet adamı, şair, yazar, oyuncu, yönetmenleri vefat yıl dönümlerinde hayat hikâyeleri ve infografikle yâd ediyor.
Ajans, hafta ortasında Yılmaz Güney ile ilgili bir haber servis etti. Malum kişi hâkim katiliydi. Nebahat Çehre gibi hayatına giren kadınlara inanılmaz şiddetler uygulayan biriydi.
Ama adamın ne olduğu belliyken birileri onu yıllardır abartılı övgülerle pazarlıyor. Devletin ajansı da her sene hakkında "Taçsız Kral", "Efsane" ve "Usta" gibi ifadelerle onlara ortak oluyor.
Haberlerde her sene, hâkim katili Güney için "bir cinayet olayına adının karışması sonucu 19 yıl hapis cezasına çarptırılan" ifadesi tekrar ediliyor. Adı cinayet olayına karışmadı. Cinayet işledi. İkisi farklı şeyler. Sadece övgü düzülmüyor, katilliği de perdeleniyor yani.
Kültür Bakanlığı, tepkiler üzerine anmaktan vazgeçti. Devletin ajansı ısrar ediyor...

