Eminim ki, bu maçı yazmaya oturanlar, not kağıdının veya laptop ekranının en üstüne “Osimhen” diye not almıştır. Çünkü Osimhen varsa da konuşulur yoksa da… Çünkü bir oyuncunun bir takıma etkisi noktasında bir ölçüm yapmak mümkün olsa, Osimhen lider çıkar. Neyse maç başladı, biz sahaya dönelim ve en ağır yükün altına girmiş olan Deniz Gül’e bakalım.
Al işte Deniz Gül… Daha 12. dakikada topu ağlarla buluşturdu ama öncesinde Leao’nun kaleciden topu faulle söktüğü gerekçesiyle gol sayılmadı. Aynı Deniz yine ilk yarıda çaprazdan bir golcü şutu çıkardı, bu kez top direkten döndü. Taraftar da onun kıymetinin farkında olarak, özel bir ilgi gösterdi. Ona yapılan faullerde daha bir gürültülü protesto sesi yükseltti.
Maç öncesi Okan Buruk’un kadroya dair izahı bence mantıklıydı. “Anlatamıyorum, niye Leao niye Deniz oynamıyormuş. İkisi de geldiğinde hazır değildi. Formlarını buldular ve bugün ikisi de on birde… Çok maç oynayıp yorulan Batrakov, Sane hamle oyuncularımız” dedi. Bunlar doğrudur; ama Kaan gibi İlkay gibi oyunculara da futbolu unutturdu hoca.
Galatasaray maçı kazanacak kadar hücum etti, en çok şut attığı maçlardan birini oynadı. Ama rakip ceza sahasına inen kenar ortaları, kornerler hep zenci defans blokundan döndü. Bu savunmayı delecek uzaktan bir şut lazımdı.
Okan Hoca el koyuyor
O şutu da bitime yirmi dakika kala Abdülkerim attı, duvarı yıktı. Kalecinin hatası, golün kalitesini bozamadı. Okan Buruk bu kez “yetmişler” geleneğini bozmuş ve oyuncu değişikliklerini nispeten erken yapmıştı. Orta sahayı daha bir güçlü ve hareketli hâle getirip istediği sonucu aldı.
Leao henüz tam hazır değil. Deniz Gül bir kazanç. Ugochukwu faydalı olur. Barış Alper ilk fırsatta satılır. Eren - Jakobs değişikliğini ise anlamadım. Kocaelispor ligin rengi olur.
Maçın adamı: Abdülkerim Bardakcı

