13 yıl süren iç savaşın ardından, 2024’ün Aralık ayında rejim değişikliğinin gerçekleştiği Suriye’nin başkenti Şam’daydık geçen hafta sonu…
Aile Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş’ın bize emanet edilen çocukları teslim etmesi vesilesiyle...
Uçağımızda 5 kardeş vardı, mutlu ve neşeli…
En büyükleri abla 13/14 yaşlarında… Şam’da doğmuş.
Diğer kardeşler ise ülkemizde dünyaya gelmişler.
Uyum sürecinden sonra babaya teslim edilecekler.
Şam’a vardığımızda neşeli yolculuğumuz hüzne dönüştü… Duygusal anlar, ağlamalar…
Yüreklerimiz parçalandı, bir dramla karşı karşıyaydık.
Çocukların Bakan Hanıma ve bakıcı ailelerine sarılması…
“Bizi bırakmayın anne” diye içli içli feryatları, “Bir daha ne zaman geleceksiniz “diye sormaları...
Yalnızlığın ve çaresizliğin hüküm sürdüğü…
Bulunduğumuz ortamda nefes almakta zorlandık.
***
Şam üzerinden Suriye izlenimlerimizi aktaracak olursak…
Harap hâle gelmiş Şam’ın protokol yolu, Katarlı bir şirket tarafından asfaltlanıyor.
Şehirde altyapı çalışmaları hızla sürdürülüyor.
En büyük sıkıntı enerjide yaşanıyor.
Yakın zamana kadar elektrik birkaç gün verilebiliyormuş. Şimdi en azından 10/22 saate çıkarılmış.
Ülke genelinde kırsal kesimlerde ise hala elektrik yok.
Dikkatimizi çeken bir manzara da…
Evlerin üzerindeki paneller oldu.
Güneş enerjisinden yararlanma yaygınlaşmış.
İç savaştan en çok kırsal kesimler etkilenmiş. Kimyasal bombaların atıldığı yerlerde büyük hesaplaşmalar yaşanmış. Şam’da iç savaş ve çatışmalar dışında kalmış. Ama eski binalar harabe gibi… Dökük, yıkık.
Şam’a yakın yerlerde 20-25 yıl önce kurulan yerleşim yerlerinde binalar fena değil.
Halk kendi hâlinde bahçeli evlerde yaşıyor.
Bu yüzden de çok katlı binalara karşı...
Müteahhitler de kat karşılığı işlere giremiyormuş.
Yeni binalar da astronomik fiyatlarla satılıyor.
350 bin 450 bin dolar arasında…
Kiralık evler de çok yüksek rakamlara ulaşmış.
2 bin 500 ila 30 bin dolar arasında deniliyor.
Yatırımcıların ilgi alanı ise Halep. Diğer illere nazaran…
Suriye’de bankacılık/finans sistemi altyapısı yok.
Bu yüzden de yabancı yatırımcılar zorda kalıyor.
Zira ülkelerinden nakit paralarla gelmeleri gerekiyor.
Çantalar, valizler dolusu…
Bu yüzden de küçük yatırımlarla yetiniliyor.
Aynı durum bizim için de geçerli…
Devlet görevlilerimizin maaşları da…
Türkiye’den götürülerek ödeniyor.
Çalışmalar başlatılmış en kısa sürede bitirilecek.
ABD’nin yaptırımları kaldırması…
Ekonomik gelişme açısından olumlu değerlendiriliyor.
Tarım politikaları yetersiz, verimli değil.
Yağışlar sayesinde bu yıl, bereketli geçmiş.
Sanayileşmede yeni adımlar atılıyor…
Organize sanayi bölgeleri başta olmak üzere, Türkiye’nin çok büyük katkısı söz konusu.
***
Tam bir Osmanlı yadigârı olan halk;
Çalışkan, sabırlı ve ellerinden her iş geliyor.
Türkiye’de de bunu hissetmiştik zaten.
Geri dönenler hemen iş kuruyormuş.
Halk terör örgütlerine nefretle bakıyor.
Fakat korkmadıklarını da her fırsatta dile getiriyor.
Geri dönüşlerle ilgili ara bilgi de verelim sizlere…
Türkiye, Lübnan ve Ürdün’den dönüşlerin sayısı 1 milyon 700 binlere ulaşmış, her geçen gün artıyormuş.
Dönmeyenlerin sayısı ise 6 milyona yakın.
Şam ve Halep’te Türkçe çok hâkim bir dil.
Rastladığınız insanlar sizinle konuşmaya çalışıyor.
En büyük derdimiz Türkçe bilen dilencilerdi.
Nerede görseler peşimize düşüp, yakamıza yapıştılar…
Para koparmadan peşimizi bırakmadılar!
***
Ziyaretimizin en huzurlu yönü ise…
Tarihî Emevi Camii’nde kıldığımız cuma namazıydı.
705 yılında yapılan tarihî cami dolup taştı.
Caminin avlusunda metfun bulunan; Eyyubi Devletin kurucusu ve komutanı…
Selahaddin Eyyubi’nin kabrinde dualar ettik.
Kabrin yanı başında yer alan bir ziyaretgâhımız da…
İlk Hava Şehitlerimizin anıt mezarıydı…
1914 yılında Osmanlı’nın havacılık gücünü dünyaya göstermek için İstanbul’dan uçmuşlardı.
Talihsiz bir kaza sonucu Şam’a yakın bir yerde uçak düşmüştü.
Onların da ruhlarına dualar gönderdik. Manevi huzurlarında...
***
Suriye’nin inşa ve ihyasında Türkiye’nin rolü çok büyük. Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın talimatı doğrultusunda, Bakanlarımız sürekli gidip geliyor.
Bir ay içinde 3 Bakanımız gitmiş sadece…
Dün de Dışişleri Bakanımız Hakan Fidan oradaydı.
Önümüzdeki günlerde de yaptığımız okul açılacak.
Millî Eğitim Bakanı Prof. Dr. Yusuf Tekin’in gelmesi bekleniyor.
Okul demişken çok abartılan bir konuya da değinelim…
Suriye’de okullarda Fransızca dersi konulduğuna yönelik…
Böyle bir durum söz konusu değil.
Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle, Esad döneminden bu yana uygulanan müfredatta bütünlük sağlanması yoluna gidilmiş.
Fransızca seçmeli dersler arasında zaten yer alıyormuş…
Türkçe’nin de genel müfredata girmesi konusunda çalışmalar yapılıyor, iki ülke arasında.
Hâlihazırda bizim güvenliği sağladığımız sınırdaki;
Harekât bölgelerinde ise eğitim Türkçe veriliyor. Böyle de verilmeye devam edecek.
Fransızların her türlü etkisi Suriye’de kaybolmak üzere…
Yetkililer, Fransa için Suriye defterinin kapandığını vurguluyor.
Bunu da not olarak düşelim dedik...
***
Suriye’nin bölgede güvendiği en önemli ülke biziz.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın gösterdiği irade karşılığını buluyor.
Suriyelilerin bize olan sevgisi kelimelere sığmaz.
Cumhurbaşkanı Ahmet Şara güçlü bir lider olarak görülüyor.
Suriye’nin bütünlüğü/entegrasyonu konusundaki çabaları takdir ediliyor...
Bu geziye vesile olan Aile Bakanımız Mahinur Hanıma, ekibine çok çok teşekkür ederiz, misafirperverliklerini hiç esirgemediler.

