Nevriye abla telefon etti.
Kendisi uzaktan akrabam. Ergenlik yıllarını biliyorum ama sonrasında koptuk.
Bugün artık -EYT’den- emekli bir hemşire imiş.
Yıllar sonra gelen bu telefon beni çok şaşırttı.
Çünkü…
***
Başçavuş kocası 29 Eylül 1999 tarihinde Uludere’deki bir karakol baskınında şehit olduğunda, çocukları Ali 7, Ayşe 3 yaşındaymış.
Nevriye abla oğlu Ali’yi kolejde okutabilmek için o güne kadarki birikimini feda etmiş.
Ali de liseyi bitirdiğinde, Türkiye genelinde derece yaparak Hukuk Fakültesine girip, annesini mahcup etmemiş.
Bugün artık 34 yaşında ve avukatlık yapıyor.
Anne, çocukları arasında adaleti sağlamak için, dört yıl geriden gelen kızı Ayşe’yi de koleje yazdırmış. Yine birikmiş parasını feda ederek.
Ve kız da âdeta ağabeyinin ayak izlerine basarak lise sonrasında hukuku “tutturmuş.”
O da adaletin bir neferi olmuş.
***
Nevriye abla telefon etti.
Kendisi uzaktan akrabam. Ergenlik yıllarını biliyorum ama sonrasında koptuk.
Kısık sesle konuşuyordu:
- Fuatçığım, zamanında senin avukat olduğunu duymuştum. Telefonunu bizim Yahya amcanın oğlu Yusuf’tan aldım. Aynı şehirde olduğunuz için seni tanır diye düşündüm.
- Buyur abla.
- Ya, kusura bakma rahatsız ediyorum. Benim bir derdim var da…
- Estağfirullah, daha neler. Yapabileceğim bir şey varsa…
- Eşimin vefatından sonraki yıllarda kendimi iki çocuğuma adadım. Kayınpederlerimle şehit maaşı konusunda anlaşmazlık yaşayınca, her şeyi bırakıp iki çocuğumla o evden ayrıldım.
- Evet.
- Sonra çocuklarımın iyi eğitim alması için varımı yoğumu verdim. Normal görevimden arta kalan zamanlarda gezmedim, eğlenmedim; geceleri özel hastanelere nöbete gittim. Çocuklar kendini kurtarınca, bir miktar daha para biriktirdim. Kafanı şişiriyorum ama... Sonra…
- Rica ederim, ilgiyle dinliyorum abla.
- Sonrasında işte emekli oldum. Biriktirdiğim parayı emeklilik ikramiyesi ile birleştirdim ama ev almak için yetmedi. Yüzümü karartıp kayınpederimi aradım ama adam vefat etmiş. Ailesi de bana yardımcı olmadı. Sağdan soldan biraz borç harç, kredi derken bir ev aldım.
- Hayırlı olsun, güle güle oturun abla.
(Telefonda burun çekme sesinden kadının ağladığını hissettim.)
- Şimdi iki çocuğum bu evi benden almak için baskı yapıyor. Akıl sağlığımın tespiti için rapor almaya çalışıyorlar. Beni bir odaya hapsettiler. Evime tedbir koydurmaya çalışıyorlar. Bu işlerden anlamıyorum, ne yapacağımı şaşırdım. Avukatım olur musun Fuat?

