Dinle
Kaydet
Türkiye Gazetesi
Siyasetin sabrı, devletin aklı
0:00 0:00
1x
a- | +A

Yeni ve zor bir sürecin eşiğinde dünya…

Eski dünya henüz tam olarak çekilmedi. Fakat giderek işlevsizleşiyor. Yeni dünya ise henüz kurulmadı. Çünkü hesaplar henüz açılmadı. Açılmayan hesabın kapanmasını beklemek abes ancak hesap açıldıysa, kapanış da kaçınılmazdır.

Bu süreç kimin lehine gelişir, henüz bilmiyoruz. Fakat hedefleri olan, geleceğe dair tasavvuru ve buna göre planlaması bulunanlar açısından kimin kazanıp kimin kaybedeceğini öngörebilmek hayati önem taşıyor.

Öngörü bilgi ister, analiz yeteneği ister, olağanüstü bir kabiliyet ister. Öngörü aynı zamanda sabır ister, akıl ister.

Türkiye’nin sabrı…

Kadim devlet, sabır ve akıl ile çalışır. Türklerin devlet anlayışı ve geleceğe yaklaşım biçimi derindir.

Rahmetli Alev Alatlı bunu ne güzel tanımlamış:

“Türk kaya parçası gibi oturur, sessiz ve durgun. Azametle ve saatlerce…”

Yeniden bir şekillenmenin merkezindeyiz.

Tarihî bir süreçten geçiyoruz.

Mesele yalnızca dünyanın yeniden şekillenmesi değil. Aynı zamanda kimliklerin, millî reflekslerin ve tarihî hafızanın yeniden devreye girdiği dönemdeyiz.

Avrupa örneği üzerinden devam edersek, Avrupa’nın ciddi anlamda bir iç hesaplaşmayla karşı karşıya kalacağını söylemek yanlış olmaz. Seçimler, yükselen ırkçılık ve yeniden kendini tanımlama refleksleri, uzun süredir uyuyan hücreleri yeniden uyandırıyor.

Tarih su gibi akıyor. Ancak tarih boyunca hedefleri olan ve sadece kendisini düşünmeyenler kazandı.

İnsanoğlu yeni şeyler bekler. Yeni bir söylem, yeni bir umut…

Sabır ve akıl ile gelecek tasarlanırsa ve bu tasarım yalnızca insanı merkeze alan bir tahayyülden öteye geçerse medeniyet kurulabilir. Kurulan medeniyetin bir cazibe merkezine dönüşmesi için ise muhakkak gönülleri fethetmek gerekir.

Osmanlının Balkanlar’daki siyasi fetihlerini anlamak için, siyasi fetihlerden çok daha önce dervişlerin, alperenlerin ve öncü birliklerin Bosna’daki insanların gönüllerinde kurduğu tahtı önemsemek gerekir.

Gönüllerde kurulan taht kalıcıdır; konjonktürel değildir.

Konjonktürel siyaset, adı üstünde, geçicidir. Kalıcı olan ise sabır ve akıl ile atılan temellerdir.

Bizim tarihimiz bunun örnekleriyle doludur.

Geçmişten ders almak...

Örnek almak, fakat onu bugünün şartlarına göre yeniden değerlendirmek akıllıca bir düsturdur.

Türkiye’nin siyaset sabrı ve devlet aklı da geçmişten aldığı derslerle yürümelidir.

Gönülleri fethetmek, insan merkezli siyaset üretmek, konjonktürel davranmamak önemlidir.

Konjonktürü devletler kullanır ve kullanmalıdır ancak zihin dünyamızın terkibi bu tertipten uzak olmalıdır.

Çünkü zihin dünyamız; kalbimizle, inancımızla ve yürüdüğümüz yol ile alakalıdır.

“Siyasetin sabrı” demek, aslında kalıcı olanı konjonktüre kurban etmemek anlamı taşır.

“Devlet aklı” ise bu sabrın üzerine istikamet yükler.

Kendimiz olmak...

Çok mu felsefe yaptım, bilemem.

Anladığım şu ki; uzun vadeli ve uzun hedefli düşünen kazanır.

Yeni tarih bize kendimiz olmayı hatırlatıyor.

Eski reflekslerimizin yeniden devreye girmesi boşuna değildir.

Çünkü aynı ruhu, aynı kanı taşıyoruz.

Ve aynı istikamete talibiz...

Sevil Nuriyeva’nın önceki yazıları…

Soru 0 / 6
Türkiye Gazetesi dijital abonelik ve arşiv kampanyamızı ilk nereden duydunuz?

Haber Asistanı

Son 30 günün haberleri
📰

Türkiye Gazetesi Haber Asistanına Hoş Geldiniz!

Son 30 güne ait haberleri, spor gelişmelerini veya yazar yazılarını sorgulayabilirsiniz.