Terör örgütü YPG bir türlü akıllanmıyor! Son bir haftadır orada olan bitenin özeti şu:
SDG/YPG "Terörsüz Türkiye" sürecini baltalamak üzere bir girişimi denedi. Türk devleti başından beri Suriye’de SDG/YPG yapılanmasının müzakereler yoluyla kendini feshedip Suriye yönetimine entegre olması konusunda destekleyici bir pozisyon takınmıştır. Türk devlet yetkilileri defalarca bunu tekrarladı. SDG ile 10 Mart’ta varılan mutabakatın uygulanması konusunda Suriye yönetimi, örgüte dönüşü için gerekli süreyi tanıdı. "Silahları bırakın ve Suriye hükûmetine dahil olun!" dedi...
Şam yönetiminin ve entegrasyon sürecini destekleyen Türkiye’nin müzakereyi ve barışçıl çözüm yolunu tercih etmesi YPG tarafından fırsat olarak değerlendirildi ve örgüt bu süreyi müzakere ve değişim için kullanmak yerine zaman kazanmak ve işgal yoluyla elde ettiği kazanımlarını maksimize etmek üzere kullanmayı tercih etti. Yani silah bırakmak istemedi...
Örgüt ayrıca entegrasyon sürecini Terörsüz Türkiye sürecine karşı bir koz olarak kullanmaya kalkıştı. Halep’teki çatışmalara gidilen süreçte Terörsüz Türkiye’nin başarıya ulaşmasıyla ayrıcalıklarını kaybetme korkusu yaşayan terör örgütünün, Kandil’deki "şahin" kanadı, İsrail’in telkinleri ile SDG/YPG yapılanmasının çözümsüz kalmasını ve çatışma yoluna gitmesini dayattı. "ABD ve İsrail müdahale eder" sandılar; ama onlar oralı bile olmadılar!..
Halep’in Eşrefiye ve Şeyh Maksud mahallelerindeki saldırılarla birlikte Suriye yönetimi, örgütün artık müzakere yolunu terk ettiğini kabul ederek örgüte karşı Fırat’ın batısında kapsamlı bir karşı operasyon başlattı.
Bazen İsrail bazen ABD ile yol almaya çalışan YPG, Suriye ordusu karşısında Deyr Hafır, Tabka ve Rakka’nın güneyindeki Mansura kasabası başta olmak üzere birçok kritik noktayı kaybetti...
Çatışmaların yaşandığı ve yaklaştığı birçok şehirde, Arap aşiretleri de örgüte taraf olmadığını ve Suriye hükûmeti ile entegrasyonu tercih ettiğini deklare etti...
YPG, bugün Suriye yönetimi karşısında 10 Mart’a göre daha zayıf bir pozisyonda. Müzakere masasına oturmadığı takdirde Fırat’ın doğusunda da operasyona maruz kalabilmesi ve daha fazla kayba uğraması kaçınılmaz bir sonuç olacak.
Türkiye Suriye’deki gelişmeleri yakından takip etmekte ve pozisyon alarak konuya Suriye’nin iç meselesi olarak yaklaşmaktadır. Türkiye’nin önceliği sorunun müzakere ve diyalog yoluyla halledilmesidir. Zaten sürece de siyasi ve diplomatik destek vermektedir. Bununla birlikte Suriye yönetiminin talep etmesi durumunda, gelişmelere bağlı olarak askerî destek verilmesi de muhtemeldir...
Terör örgütünün; özellikle Kandil’deki "şahin" kanadının ayrıcalıklarını kaybetmemek amacıyla dış telkinlerin de etkisiyle Terörsüz Türkiye sürecini olumsuz etkileyecek girişimlerde bulunduğu Türkiye tarafından gözlemleniyor.
Terör örgütü PKK süreci Kandil’den baltalayamıyor ama Suriye’deki YPG’yi kullanıyor. Demek ki PKK Terörsüz Türkiye başarılı olsun istemiyor. Terör örgütünün başı Öcalan’ın da fonksiyon ve etkisi bitmiş. Gerçi Öcalan Suriye’de silah bırakın demedi. Durum bu...
ABD ve İsrail’e güvenirsen sonucu bu olur! Türkiye bir Venezuela değil. ABD ve Batı bizi büyük devlet olarak görüyor. Zaten öyle. Umarım bunu içeride YPG’ye destek veren veya şiddetle "çözüm olmaz!" diyen "tatlı su Kürtçüleri" anlamıştır!..

