Kaydet
a- | +A

Türk atletizmi için büyük kayıp oldu Yılmaz Sazak''ın vefatı. Çeyrek asra yakın süredir Türk atletizmi için hamili yapan Yılmaz Sazak''ı aratmayacak bir gönül adamı çıkar mı bilmiyorum ama, görünen o ki, bir çok atletimiz bugün için öksüz kaldı. Çünkü, onlar için Yılmaz Sazak sadece bir hami değil, hayatlarında yer alan ikinci "baba"ları gibi idi!..

Atatürk''ün komutanlarından Emin Sazak''ın oğlu olarak 72 yıl önce doğan Yılmaz Sazak''a da "Yılmaz" adını Atatürk koymuştu. Şimdi "Yılmaz" adını, torunu pistlerde sürdürecek, adına Atletizm Federasyonu tarafından yarışmalar düzenlenecek. Bunlar, yadetmek için güzel şeyler!.. Yıllardır Türk atletizminin altyapısının gelişmesi için desteği esirgemeyen Yılmaz Sazak''ın ruhunu da rahatlatacaktır.

Aslında yüzücü ve kürekçi olarak spora hizmet için soyunan Yılmaz Sazak''ın kısa süreli Eskişehirspor''daki futbol yöneticiliğinden çok atletizme hizmet vermesi ilginç!. Atletizm Federasyonu''nda yöneticilik, başkanlık yapan Yılmaz Sazak, 1987 yılında Dünya Atletizm Federasyonu Veteranlar Komitesi''ne seçilmesi ile uluslararası platformda Türkiye''nin temsili sağlamıştı. Atletizmi destekler, atletlere hamilik yapar, onlardan "baba" şefkatini esirgemez, problemleri ile ilgilenirdi. Federasyon Başkanı Semra Aksu, atletizm yaptığı yıllarda Yılmaz Sazak''tan bir hayli destek görmüştü. Kimler görmemişti ki!. Gülçin Durak, Serap Aktaş, Lale Öztürk, Ayşen Sarak, Sibel Özyurt, Nuray Sürekli, Ayşegül Baklacı ve Türk vatandaşı yaptığı Ebru Kavaklıoğlu, Metin Sazak, Mehmet Terzi, Zeki Öztürk, Erol Mutlusoy, Ercan Sunu, Metin Durmuşoğlu ve Abdülkadir Türk, Yılmaz Sazak''ın yetişmesinde pay sahibi olduğu ünlü atletlerimiz. Anatoli Bickov''u Rusya''dan koparıp antrenör olarak Türk atletizminin başına getiren Yılmaz Sazak, ne yazık ki; 8 - 9 aydır Türk vatandaşı yapmak için çaba verdiği Azeri atlet Alibey Şükürov''un 1.48 koşan 800 metreci olarak Türk atletizmine kazandırılmasını göremedi; çünkü Yılmaz Sazak sadece ecele yenik düşmedi, bürokrası çarkının çok yavaş işleyen sözde bitiriciliğine yenildi, gitti. Çocukları gibi değer verdiği Metin Sazak''ın olmasa bile Ebru Kavaklıoğlu''nun uluslararası başarılara imza atması Yılmaz Sazak''ı çok mutlu etmişti. Aylar önce yaptığımız bir telefon görüşmesinde Türkleştirdiği bu iki atletten özellikle Ebru Kavaklıoğlu''na Fenerbahçe''nin yaptıklarına olan üzüntüsünü dile getirmiş, "Gerekirse atletizme kazandırdığım bu çocuklar için kulüp bile kurarım" demişti. Yapar mıydı; hayatı sürüp ömrünü yiyip bitiren hastalıktan kurtulsaydı mutlaka yapardı. Yıllardır her türlü yardımı esirgemediği ve her ay milyarı aşan yardım yaptığı Ağrılı mesafe koşucuları ile Ankaralı atmalar okulunun öğrencilerini bir çatı altında toplamak da hedeflerinden biriydi... Yaptıkları oldu, yapamadıkları da!. Yapacakları da vardı; olmadı, ömrü yetmedi... Türk atletizmi Yılmaz Sazak''ın gidişi ile öksüz kaldı... Çünkü, sadece parasını değil, hayat biçimini bile verdiği Türk atletizmi en büyük hamisini kaybetti!..