Bir deyiş var "söz ayağa düştü" diye!. Genellikle, konuşmasını bilmeyen, abuk subuk lâf edenler için bir aşağılama deyişi olarak kullanılır!.
Söz transfer parası veya maç priminden açıldı mı, endaze tutmayan bir şekilde milyarlardan ve jiplerden dem vuran ağızlar, genelde iki lâfı bir araya getiremezler; sahada ayaklarını konuşturacaklarına, ağızları doğru dürüst yapamadıkları sözü sonuçta ayağa düşürürler!
Kendisini doğrucu davut sayan, sözlerinde riya olmadığını savunan bir Sergen çıkıyor ortaya, kelimenin tam anlamıyla sözü, artık sahada çalışmayan ayaklarına indirgeyiveriyor!. O Sergen ki, Beşiktaş''tan kovuldu, yıldız futbolculuğuyla savunucusu oldum. İstanbulspor''dan kovuldu, aynı şekilde korumaya aldım. F.Bahçe''den kovuldu, Zeman ve Aziz Yıldırım''a yazmadığım kalmadı. Dahası var; İstanbulspor''dan kovulduğu gün Mustafa Denizli''nin Sergen''i arayıp nasıl moral verdiğini en iyi bilen kişi benim. Futbol dünyası Sergen "soldu" diye düşünürken, yeşertmek için Mustafa Denizli''nin nasıl arka çıktığını, her türlü eleştiriye rağmen Milli Takım''a çağırdığını, Belgrad Ormanları''nda özel antrenmanlar yaptırdığını da ben biliyorum. Çenesini kapaması gereken futbolcuların başında Sergen''in yer almaması hayret verici. Mustafa Denizli''nin Avrupa yolunu tıkadığı iddiası, "sözün ayağa düşmesi"nin tipik bir Sergen örneği! Herkese karşı, hatta Ali Sami Alkış''a karşı seni savunan ben; önce Ali Sami''ye sonra da diğerlerine "Haklıymışsın" diyorum! Son fırsat olan Fatih Terim ile bile sorun çıkaran sen; özellikle Mustafa Denizli''den özür dilemedikten sonra, bilesin ki, en acımasız eleştirilerime muhatap olacaksın!. Sen, her zaman "açık sözlülük" saydığım terbiyesizliğinle bana "Sen de kim oluyorsun?!" diyebilirsin; unutma ki, seni son savunan kişi olarak ben de yokum artık!..
Gelelim Suat''a, Fevzi''ye ve Ayhan''a... Sizin de Sergen''den ne farkınız kaldı ki?.. Mustafa Denizli''nin hatası, sizleri kadroya alıp Euro 2000 finallerine götürmesiydi zaten! Tugay''ın yaptığı ve sonrasında özür dilediği hareket, sizin tutamadığınız çenenizin ettiği ve sözü ayağa düşüren lâflarınızdan daha kötü değil. Tugay''ın hareketi elbette ona yakışmayacak bir davranıştı; ama, sizin ettiğiniz lâflar da, Mustafa Denizli''nin görevinden ayrılacağını bile bile ve Euro 2000 çeyrek finalinden sonra Türkiye''ye dönüşte ağzınızdan ortalığa dökülüyordu!. Gariplik ve ayıp burada.
Euro 2000''de çeyrek finalde takılıp kalmak Alpay ve Arif''in basiretsizliklerinden kaynaklanmış olabilir. Ama Türkiye, elde ettiği sonuçlarla hayâl edilemeyecek bir yere yükselmiştir. Denizli çeyrek finali hedef koymuş ve yakalamıştır. Üstelik, ilk gol, ilk puan, ilk galibiyet ve ilk çeyrek final başarıları yakalanmış ve ilk defa Avrupa 6.sı olunmuştur. Grup maçlarında sonuncu olarak finallere gitme sevdasını yıllarca kursağına gömen bir ülke, bugün çeyrek finale varılmasını ve Avrupa 6.sı olunmasını azımsıyor. Almanya, İngiltere, Çek Cumhuriyeti, İsveç, Norveç bizden önce elenip giderken; İspanya, Yugoslavya ve Romanya bizim gibi çeyrek finalde elenirken, bu ölçüde yerden yere çalınmadılar. Elbette yarı final, çok güzel bir hedef olurdu; ama, bu hedefi yakalasaydık, finali düşleyecektik. Finalde kaybetsek, kaçan şampiyonluğa üzülecektik!..
Bu Milli Takım, bir kaç aya sonra Dünya Kupası elemelerini oynayacak. Şimdi, onları yerden yere vurursak, o zaman başarıyı beklemek hayâl olur. Unutmayalım ki, onlar da insan. Zaten maçın bir kazananı, bir de kaybedeni olacak!. Biz, bundan sonra bu Milli Takım''ı kazanalım ki, onlar da kazanmaya ve bizi mutlandırmaya yönelsinler. Tabii, bazı terbiyesiz ve sorumsuzlarla değil.. Onlarsız bir Milli Takım''la; sözü ayağa düşürerek değil, futbolu ayağıyla oynayacak futbolcularla!.. Paragözlük yapan değil, ülkesinin temsilini düşünen ekiple!.. Prim ve jipten çok "ay-yıldızlı" formanın vereceği onuru içine sindirecek oyuncularla!..

