Bazen hep aynı yazıyı yazıyormuşum gibi geliyor bana. Mevzu hep aynı olunca, farklı cümleler dökülmüyor insanın kaleminden.
Son bir haftada çıkan haberlere bir bakın. Kahrolmamak elde değil.
* Türkiye'de milyar dolarlık fon vurgunu patladı. Vurgunda bakanların, milletvekillerinin, üst düzey bürokratların ve yargı mensuplarının adı çıktı.
* Eski SPK başkanı şüpheli sıfatıyla ifade verdi. Eski Merkez Bankası başkan yardımcısı da tutuklular arasında yer aldı.
* Merkez Hakem Kurulu’nda skandallar zinciri yaşandı. Bazı isimlere sınav sorularının önceden verildiği belirlendi. MHK Başkanının, Futbol Federasyonu Başkanına torpil yapılacak hakemleri ilettiği tespit edildi.
* Kamu İhale Kurumu'nun kendi ihalesinde usulsüzlük yaptığı Sayıştay raporlarına yansıdı.
* Mardin'de hesabında 640 milyonluk para trafiği tespit edilen savcı görevden uzaklaştırıldı. 2026 yılında 84 hâkim ve savcı meslekten atıldı.
* Kırıkkale'nin Yahşihan ilçesinde fen işleri müdürünün 541 milyon lira servet edindiği, bu paranın belediye bütçesinin dört katı olduğu anlaşıldı.
* İstanbul'da Kantinciler Odası Başkanı kantin ihalesinde yolsuzluk yaptığı gerekçesiyle hapis cezasına çarptırıldı.
* Afyonkarahisar'da Ticaret Borsası Başkanının oğlunun sucuğu hileli çıktı.
* Muhsin Yazıcıoğlu suikastını 17 yıldır takip eden aile avukatı, suikast soruşturmasında gözaltına alındı.
* CHP’li belediyelerdeki yolsuzlukları ve operasyonları hiç söylemiyorum, zira vaka-i adiyeden oldu.
Kanun koyucular kanunu deliyor, kanunu uygulayacaklar kanunsuzluk yapıyor, hakem rolündekiler ihlal ediyor, örnek olması gerekenler düzgün değil, denetleyiciler denetlemeye muhtaç.
Bu kadar patırtının tek bir güzel tarafı var, o da yapılanların deşifre olması. Adalet Bakanlığı koltuğunda Akın Gürlek yerine başka biri olsa bu kadar cesaretle üstüne gidebilir miydi? Zor. Önümüzde fırsat var. Türkiye ya sonuna kadar arınmalı ya arınmalı.
Kanunlar güzel ama...
Bir portföy genel müdürü televizyonda fon krizini değerlendirirken çeşitli ülkelerle iş yaptığını söylüyor ve şöyle diyordu: Türk sermaye piyasalarının özü, kural altyapısı birçok gelişmiş ülkenin ilerisinde. Dünyada TEFAS diye bir uygulama yok. Performansa dayalı, yatırımcıyı son derece özgür bıraktığın çok liberal bir uygulama. Kitap doğruları yazıyor ama uygulamada yanlışlarını seçenler oluyor.
* Dünyanın en iyi orman kanunlarından biri de Türkiye'de. Çok katı. Gelgelelim, rant ve suistimal hırsları kanunu deliyor.
* Kamu İhale Kanunu şeffaflık, rekabet ve güvenirlikte Avrupa ile yarışıyor. Ancak adrese teslim şartnameler ve istisna maddeleriyle kanun, metin üzerindeki şeffaflığını sahada yitiriyor.
* Türkiye'nin Yapı Denetim Kanunu Japonya seviyesinde. Ancak denetimsizlik, yetersiz işçilik ve hepsinden öte periyodik olarak çıkarılan imar afları sebebiyle kadük kalıyor.
Yani Türkiye’nin temel sorunu kural eksikliği değil, kuralsızlık. Sistem hep açık kapatma mantığı üzerine bina edildiği için yazılıp bozuluyor. Tek bir çözüm 'iyi insan’a yatırımda.

