Bir aydan fazla süredir konuştuğumuz fon meselesi sokaktaki vatandaşın ne kadar gündeminde? Bir ankette 'mağdur oldum' diyenlerin oranı sadece yüzde 7,6 çıkmış. Yani, yüz kişiden 92'si bu işten zarar görmediğini ifade etmiş. Dört kişiden biri olaydan hiç bilgisi olmadığını söylemiş.
Vatandaşın tamamına yakını 'ben zarar görmedim' dese bile bu işten siyasetin, AK Parti'nin ve ekonomiyi yöneten kurumların olumsuz etkilendiği vakıa... Nitekim tabandaki kızgınlık, eski bakan Fatma Betül Sayan Kaya'nın tutuklanmasıyla birlikte sosyal medyada gösterilen tepkiyle daha görünür hâle geldi.
AK Parti kurmaylarının "Bu döngüyü kırmamız lazım. Vatandaş hesap sorulduğunu somut olarak görmek istiyor" dediğini dünkü manşetimizde dile getirdik.
Meselenin medyada bu kadar yer işgal ediyor olması sıradan vatandaşın gündeminde olduğu anlamına gelmiyor olabilir.
AK Parti İstanbul İl Başkanı Abdullah Özdemir'in Gaziosmanpaşa'daki "İstanbul'u Dinliyoruz" başlıklı halk buluşmasını takip ettim.
İl Başkanı Özdemir ve ekibi vatandaşın karşısına geçti. Salon doluydu. Sivil toplum kuruluşları, muhtarlar, iş adamları, esnaf, kanaat önderleri... Birçok kişi vardı.
Fon meselesinin konuşulduğu böylesi bir ortamda halk etkinliği düzenlemek büyük cesaret diye düşünüyordum. Gelen sorular karşısında açıkçası şaşırdım. Çünkü fonu soran olmadı. Birisi "polis karakolumuz eksik" dedi. Bir esnaf, dükkânların hava paralarının 200-300 bin dolara çıkmasından dert yandı. Ötekisi vergiden dem vurdu, "Maliye Bakanlığı müfettişleri dükkânımıza geliyor, akşama kadar gitmiyor" diye şikâyette bulundu. Trafik, kentsel dönüşüm, madde bağımlılarının mesken tuttuğu boş araziler, sağlık ocağı yetersizliği gibi meselelere çözüm istendi...
Orada şunu gördüm: Halkın derdi geçim... Sokaktaki vatandaş fon meselesini, cebine dokunduğu nispette sorun görüyor. Ama bu, fon krizinin AK Parti'nin önünde dağ gibi aşılması gereken bir güven krizi olarak durduğu gerçeğini değiştirmiyor.
Diyene de bak!
* Eski Bakan Fatma Betül Sayan Kaya'nın fon soruşturmasında tutuklanmasının ardından muhalif çevreler, "Haberi şu görmüş, bu görmemiş" diyerek iktidara yakın gazetelerde sütun santim hesabı yaptı. Mart 2025'ten bu yana kaç ay oldu. Kendileri İmamoğlu'yla ilgili yolsuzluk iddialarını hiç görmedi. Aksine borazanlığını yaptı. İnsan başkasını sorgularken bi utanır değil mi?
* Anadolu Ajansı, gözaltı haberinde eski bakan Kaya'nın ünvanını yazmadı. Sosyal medyada tartışma konusu olunca yeni haberlerde 'eski bakan' sıfatı eklendi. Oysa haberin en önemli ayaklarından birisi şüphelinin eski bakan olması değil mi?
Eski medya sergisi
Koç Holding, Londra Victoria and Albert Müzesi’nde “Konstantinopolis’ten İstanbul’a: Bir Şehir, İki İmparatorluk” başlıklı bir sergi açmış. Davetli gazetecilere baktım. Ertuğrul Özkök, Murat Yetkin, Şelale Kadak, Jale Özgentürk, Doğan Şentürk, Deniz Zeyrek, Yazgülü Aldoğan… İktidara yakın medyadan isimler göremedim. Eski merkez medya düzenine özlem listesi gibi... Sergide Osmanlı kaftanları, feraceler, çarşaflar, hatlar, el yazması Mushaflar, çiniler, vs. yer almış. Sokakta çarşaflı görse tüyleri diken diken olacak tipler, çarşaflı serginin güzellemeleri yapmış! Sarayın görkemi söz konusu olunca çarşaflar, hatlar, Mushaflar estetik bir nostaljiye dönüşüyor da mesele toplum gerçekliğine gelince ne sergilenenler ne onları hayatının parçası yapanlar görülüyor.
Dizi dizi kaos
Türk dizi sektörü krizde. Yapımcılar indirim istiyor, oyuncular yanaşmıyor. Televizyon yöneticileri ise reklam alamadıklarını ve çarkı çeviremediklerini söylüyor. Herkes problemin parada düğümlendiğini düşünüyor. Oysa maddiyat tek sebep değil. Bir süredir nitelik problemi yaşanıyor. İyi hikâyeler çıkmıyor. Bakın TRT'nin “Gassal” dizisi nasıl kasıp kavurdu ortalığı. Senaristini hangimiz tanıyordu? İlk bölümün galası az sayıda kişiyle Sabancı Müzesi'nde yapıldı. İkinci sezon galası Şişli Grand Cevahir'deydi. Koca salon taştı. Yani sorunu başka yerde aramayın. Halkımız iyi hikâyelere aç.
Feth-i kabir
Eski MİT’çi Kâşif Kozinoğlu ve eski Ulaştırma Bakanı Arif Ahmet Denizolgun dosyaları yeniden açıldı. İkisine de feth-i kabir yapıldı. Suikasta uğradıkları yönünde iri puntolarla manşetler atıldı, akşamları günlerce süren tartışmalar yapıldı, büyük büyük iddialar konuşuldu. Kurtlar Vadisi senaristleri ifadeye çağrıldı. Sonuç? Adli Tıp Kurumu "ikisinin ölümünün de doğal yolla olduğunu" rapor etti. Haberi iki satırdan öteye geçmedi. Çünkü medya ucu sansasyona çıkmayan gerçekle ilgilenmez!


