Zorlu Avrupa maçı sonrası çetin bir deplasmana 12 puan geride, gururları zedelenmiş, hevesleri kırılmış bir futbolcu topluluğu ile çıkmak… Emre Hoca’nın işi kolay değildi.
Oyuncu tercihleri önemliydi. Evet, Oğuz, Greenwood ile Lukaku giderek toparlıyordu. Yaz… E, İrfan Can zaten kanka. (Kanka derken, arkadaşlık kontenjanından oynuyor demek istemiyorum, kapasitesini biliyor anlamında.) Selefi görmese de Levent iyi bir kumaş. İsmail vazgeçilmez. Çakma stoperle uğraşmaktansa Oppong gelsin. Gerisi zaten malum.
Burak Yılmaz ve Çorum savunmasını anlamak zor. Fenerbahçe’nin topa en iyi vuran iki adamını, birini sağda birini solda boş bırakmanın cezasını, iki kere topu filelerinden almakla ödediler.
Greenwood’un gol öncesi Smolcic’e sol ayağıyla zarif çalımı ve dar açıdan sağ ayağıyla zımba gibi vurması seyre değerdi. Her zaman sağdan içeri dalıp uzak köşeye vuran İrfan Can’ın, yeni görev yerinde bu defa ceza sahası sol dışından attığı tutulmaz şut da öyle…
Bu iki gol dışında iki takım adına da ilk yarıda kayda değer başka bir şey yoktu.
Nedir bu Smolcic’in çektiği?
İkinci yarıya Çorum iyi başlamıştı. Ederson bir kafa bir frikik topu çıkarınca maç yeniden döndü. İlk yarıda Greenwood’un attığı golün kopyasını bu defa İrfan Can yay üzerinde yaptı. Karşısındaki Smolcic’e sol ayakla bir feyk, sağ ayakla bir şut, maç kopuyor.
Emre Hoca artık keyifle istediği oyuncuları sahaya sürebilirdi. Kante’ydi, Vedat’tı, Kerem’di, Mert’ti bir anda sahaya doluştular. Aha, Greenwood bir daha atmasın mı?
Ben size bir şey söyleyeyim mi, bu Fenerbahçe bu oyun ve bu oyuncularla bu sezon çok gol atar. Esaretten kurtulmuş gibiler. Ve ben bu satırları yazarken Kerem kesti, Oğuz bitirdi: 5-0.
Maçın adamı: İrfan Can


