Şu günlerde Fenerbahçeli olmaktan daha zor olanı, Trabzonspor’a Papara’da rakip olmak sanırım. Ama maça hiç de öyle başlamadı bordo-mavililer. Sağdan Sorescu, soldan Kozlowski habire zorladı Onana’yı…
Neler oluyor? Elimde istatistik olmadan sallıyorum, Trabzonspor sezondaki en kötü futbolunu oynuyor ilk yarı boyunca… Bıktırıcı biçimde sağa pas, sola pas, geriye pas... İleriye doğru oynayan tek adam, kaleci Onana! “Stoper pozisyonunda” oynayan Onana, “çağımızın Higuita’sı” olarak kalede durmuyor neredeyse… İnsanın gözü Aral’ı arıyor.
Gaziantep FK sahaya sağlam bir şekilde yayılıyor, üç bloğun arasını sıkı tutup rakibini oynatmıyordu. İlk yarının en kötü adamı Pina mı Muçi mi diye düşünürken, Salah’ın kornerinde topu kafa ile Savic’e aktardı ve golün hazırlayıcısı oldu Muçi. Bu futbolla soyunma odasına önde gitmek şans mı, büyük takım refleksi mi, kestirmek zor.
Muçi kendine geliyor
İkinci devrede de Trabzonspor bocalıyor. Taraftar şaşkın ve durgun. Dakika 61’e geliyor ve tribünler plakayı kutlamaya niyetlenirken Muçi’nin müthiş golünü kutluyor. Uzaklardan harika bir vuruşla gelen bu gol hırs ve ihtiras ateşini yakıyor.
Trabzonspor gemisinin dümenindeki Reis, üç hafta sonra sadece bedeniyle sahaya dönen etkisiz Onuachu’yu çıkarıp daha etkisiz Umut Nayir’i oyuna alıyor. Sonra Ozan ve Metehan’ı… Ama Trabzonspor’un o “şiir gibi” futbolu bir türlü geri gelmiyor.
İki gol, üç puan tamam… Reis’in namağlup performansı tamam. Galibiyet serisini 5 maça çıkarmak tamam. Ama dünkü kötü futbolun sebeplerinden biri, ligin diplerinde olarak, 9 eksikle ve arka arkada 4 mağlubiyetle Trabzon’a gelen Gaziantep’i kolay rakip olarak görmenin psikolojisi olabilir. Bir de Salah’ı yeterince topla buluşturamamak…
Babadan hakem Buğra Taşkınsoy’a biraz fazla maç verilirse, ortaya iyi bir hakem çıkabilir.
Maçın adamı: Ernest Muçi

