Dinle
Kaydet
Türkiye Gazetesi
Mafyanın çeyrek asırlık döngüsü
0:00 0:00
1x
a- | +A

Yirmi beş yıllık bir zaman diliminde gezineceğimiz bu yazının kodlarının hakkıyla anlaşılması için girizgâhta bir alıntıyla başlamak zorundayım. Aşağıda okuyacağınız satırlar; bundan tam 20 yıl önce, 30 Mart 2006’da yazıldı. Müellifi benim. Yazının, daha doğrusu dosya dergi haberinin yayımlandığı mecra, 2002-2018 yılları arasında çıkan Vatan gazetesinin Haftalık adlı dergisi. 1-8 Nisan 2006 sayısı… Şimdi aynen alıntılıyorum:

“Dalton Kardeşler gibi iş bölümü yapıyor,

Güzellik salonu açarak kara para aklıyorlar.

Türk Emniyeti’nin raporu, The Guardian gazetesinin ‘İngiliz derin devleti ile anlaştılar’ dediği Baybaşinlerin Londra’da nasıl himaye edildiğini gözler önüne seriyor. Rapora göre İngilizler, Baybaşinleri ve Nurettin Güven’i sürekli takip ediyor, ancak faaliyetlerine göz yumuyorlar. İngilizlerle asıl önemli anlaşmayı yapan da ‘derin devlet’i Baybaşinlere göre daha yakından tanıyan Nurettin Güven. Tıpkı Dalton Kardeşler gibi iş bölümüyle çalışan Baybaşinler ise uyuşturucudan kazanıp güzellik salonu açarak kara para aklıyorlar.”

İmdi… Yayımlandığı tarihte Türkiye’de ne güzellik salonu açarak kara para aklayanların ne de yeni nesil mafyanın bilinen örneklerinden Daltonların esamesi okunuyor. Çünkü o tarihsel evrede henüz yoklar. Daltonlar 10 sene sonra ortaya çıkıp, pandemi sonrası cürüm eylemlerini artırdı.

İşte o zaman esamesi okunmayan suç türlerinin, bugün araştırmacılar için derinlemesine okunması/anlaşılması gereken bir toplumsal soruna dönüştüğü izahtan vareste. Bu yazının kaleme alınma amaçlarından biri de 2006’nın emniyet raporunun öngördüğü bir tür ‘istihbari kehaneti’ pandemiden bu yana yaşamaya başladığımızı göstermek.

KRİMİNOLOJİ ‘KOZMETİKLEŞTİ’, ESTETİĞE SIZDI

Malum; kriminoloji ve mafya artık dijitalleşti, dahası ‘kozmetikleşti’, estetik bir alana, güzellik merkezlerine sızdı. Daha vurgulu ifadeyle söylersek doğası gereği ‘etiksiz’ biçimde daldı. Ve en fenası yeni nesil mafya, sosyal medya popülizmiyle sesini duyurup (!) topluma çok kötü örnek teşkil etmeye başladı. Çünkü her marjinal fenomen gibi kendini genele teşmil ederek çoğaltma eğilimine girdi.

Pandemiden bu yana ‘dijital etiksiz estetik işgalin’ sembolleşmiş ismine dönüşen en bilindik kişi Dilan Polat. Polatlar, yine Türkiye’nin gündeminde. Dilan Polat’ın koruması, Engin Polat’ın kuzeni, dört kız çocuğu babası Can Polat’ın öldürülmesi olayının trajedisine, geride kalan ananın ve dört çocuklu eşin acısıyla da empati kurarak şöyle bir zaviyeden bakmalıyız:

Sosyal medya bir sahte zenginlik ve sahte şöhret sanrısına yol açtı. Deniz suyu gibi içtikçe susatan, kendisini ve çevresini toksikleştirip kriminalize eden bir şöhret bağımlılığı… Sonunda cinayete uzandı, bir ocağa ateş düştü. Zenginlik ve şöhret gerçekseler birer sınavdır belki. Ama her ikisinin sahtesi, köksüzü; yekten, hepten afettir.

Peki bu noktaya nasıl geldik? Sorunun cevabını el mecbur gene geçmişte arayacağız. 2006’dan daha geriye, 2001’in Londra’sına da gideceğiz mesela. Yirmi yıl önce yazdığım emniyet raporunda bahsi geçen Nurettin Güven’le Londra’da Hyde Park’ın karşısındaki Hilton Oteli’nin lobisinde bir gazeteci olarak görüşme yapmıştım. Not almışım, 6 Mart 2001 tarihinde görüşmüşüz. O görüşmede, İngiliz savcılara doğru ifadeyi verdiği için serbest kaldığını söylemiş ve “İngiltere’nin devlet olarak beni korumak gibi bir niyeti yok” demişti Güven.

Oysa bir gazetecinin bile ilk kez gittiği bir ülkede kendi imkânlarıyla bulduğu birinin yakalanıp arandığı ülkeye teslim edilmemesi, o ülke tarafından korunduğunun apaçık deliliydi. Derken, işte o koruma kalkınca üç yıl sonra Calais’teki uyuşturucu davasından dolayı İngiltere tarafından Fransa’ya iade edildi, orada hapis yattı. Sonra da Türkiye’ye iade edildi, bildiğim kadarıyla 13 yıldır serbest.

Baybaşinler ise Londra’da erken bir tarihte yeni nesil yöntemlerle organize suç faaliyetlerini sürdürüyorlardı. O yıllarda Londra’da uyuşturucu parasını güzellik merkezleriyle aklama modası başlattılar! Pandemiden beri bizde de var. Alın, size geçmişten bugüne bir tarihsel tekerrür…

MAFYA, TARİHTE İLK KEZ DEVLETLERE KARŞI…

Mafyanın mazisine baktığımızda da ilk kez günümüzde devlete rağmen yaygınlaşma eğilimine girdiğini görüyoruz. Küresel sermayeye ve sosyal medyaya yaslanan ve ulus devletleri karşısına da alan bir mafya türü… Tarihte bir ilk… İlk, yeni ve bu yüzden devletler için tehlikeli.

Bazen zamanı dikey ya da spiral çizgi değil de bir geometrik şekil, tercihen de bir dikdörtgen gibi tasavvur edersek iç bükey bir katlamada geçmiş ve geleceğin şimdide, şeklin merkezinde buluştuğunu görebiliriz. Mesela mafya olgusunun 25 yıllık evriminde bunu görebiliyoruz.

Yirmi yıl önce yazdığım Dalton Kardeşler ve kara para aklama merkezlerine dönüşen güzellik salonları yazısına bir de bu perspektifle bakın. Çünkü mafyanın yarım asırlık dönüşümü, döngüsel bakışla daha kolay görünür hâle geliyor. Bir sonraki yazıda birey, aile, sermaye ve devlet için büyük bir tehdit olan yeni nesil mafyanın bundan sonraki tekâmülüne yoğunlaşacağız.

Ferhat Ünlü'nün önceki yazıları...