Dinle
Kaydet
Türkiye Gazetesi
Çocuğunuz mu bağımlı yoksa ilginiz mi ‘çevrim dışı...
0:00 0:00
1x
a- | +A

Prof. Dr. Burak Gönültaş

Anne babalar, son yıllarda çocuklarının uzun müddetler boyunca telefonla ve online oyunla meşgul olmalarından çok endişeliler. İstatistikler de bu endişeyi haklı kılıyor. Sosyal medyada geçirilen müddet 2 buçuk saati, telefonda geçirilen zaman ise 4 saati aşmış durumda. Ancak burada dikkat çekici bir nokta var: Bu rakamları yükselten sadece çocuklar değiller…

Ebeveynler olarak son yıllarda bizi en çok endişelendiren konuların başında; çocuklarımızda hızla artan telefon, tablet ve bilgisayar oyunu kullanımı geliyor. Rakamlar bu endişenin yersiz olmadığını ispatlar mahiyette: 2025 yılı datalarına göre günlük internet kullanımı ortalama 7 saati, telefon ekran süresi ise 4 saati aşmış durumda. Sosyal medyada geçirilen müddet ise 2 saat 37 dakika civarında seyrediyor. En çok tercih edilen platformlar Instagram, YouTube ve TikTok olarak sıralanırken, yaş büyüdükçe kullanım sürelerinin katlanarak arttığı görülüyor (We Are Social, 2025). Ancak burada dikkat çekici bir nokta var: Bu rakamları yükselten sadece çocuklar değil, biz ebeveynleriz!

Aslında birçok ebeveyn, bu kullanımı sınırlandırması gerektiğinin farkında. Ancak gözlemlerimiz, bu sınırlamaların genellikle sağlıklı bir zemine oturmadığını gösteriyor. Ya ebeveynlerin kendi alışkanlıkları bu sürece mâni oluyor ya da bu sınırı nasıl yönetecekleri konusunda bir belirsizlik yaşıyorlar. Bu yazıda, ebeveynlerin çocuklardaki ekran kullanımını nasıl daha sağlıklı yönetebileceklerine dair somut çözüm yollarını ele alacağız.

İLK PROBLEM EBEVEYNLER OLARAK BİZDE

Bu sınırlamaları bozan sebeplerin başında ebeveynlerin telefon ve sosyal medyayı kullanma alışkanlıkları geliyor. Yani dijital araçlar günlük rutinlerinde sıklıkla yer alıyor ve kendileri de bu platformlarda çok zaman harcıyorlar.

İlk problem, ebeveynlerin tablet, telefon gibi araçları çocukları için ucuz ve geçiştirici, iyi bir oyalama ve dikkat dağıtma aracı olarak görmeleri.

Yine ebeveynler, hafta içi yoğun bir tempoda olan çocuklarının hafta sonu olunca, boş zamanlarını istedikleri gibi geçirebilecekleri inancına sahip olabiliyorlar.

Bu iki durum çocukların ekran başında zaman geçirme ihtimalini artırabiliyor. Çekya ve Slovakya’da yapılan bir çalışmada yatak odasında televizyon bulunması, aşırı televizyon izleme ihtimalini 1,59 kat artırırken, ebeveynlerinin televizyon izleme süresine ilişkin kuralları uygulamadığını bildiren çocukların aşırı izleme ihtimali 1,76 kat daha yüksektir. Ebeveynleriyle her gün TV seyreden çocukların aşırı televizyon izleme ihtimali ise 1,84 kat daha yüksektir.(1)

Ebeveynlerle yapılan bir çalışmada ise bir baba çocuğuyla ilgili şunu söylemiştir: “...evde sıkıldığında, biz ilgilenmediğimizde oyunlara dadanıyor. Akranları yanında yoksa hemen dijital oyunlara yöneliyor…”(2)

TEKNOFERANS: GÖRÜNÜRDE BİRLİKTE, GERÇEKTE UZAK

Bir diğer problem ise ebeveyn bu sefer çocuğunun yanında ancak çocuğun yanındayken telefon, TV vs. gibi cihazlarla meşgul olmaktadır. Yani fiziki olarak çocuğunun yanında ama alakası çoğunlukla ekrana dönüktür.

Teknoferans kavramı da burayla ilgilidir. Teknoferans, belki de en önemli etkileşim alanı olan ebeveyn-çocuk arasına ekranın girerek etkileşimlerini kesintiye uğratması olarak tanımlanabilir.(3)

Son dönemde ebeveynlerimizde bu durum sıklıkla görülmektedir. Teknoferans, ebeveyn-çocuk etkileşiminin en iyi olabileceği zamanlar olan yemek, oyun saatleri ve rutin sohbetleri maalesef etkisiz hâle getirmektedir.

İran’da 20 ebeveyn ve çocuklarıyla yapılan bir çalışmada, fiziki aktivitesi sınırlı ve hareketsiz hayat tarzına sahip çocukların ekran karşısında daha uzun müddet geçirme ihtimalinin daha yüksek olduğu bulunmuştur. Araştırmanın en önemli bulgusu ise şudur: Çocukların ekran kullanım süresini değiştirmek veya yönetmek isteyen ailelerin, öncelikle kendi ekran sürelerini azaltacak bir hayat tarzı benimsemeleri gerekmektedir.(4)

ÇOCUKLARIMIZ HANGİ RİSKLERLE KARŞI KARŞIYA

Çocukların ekran başında geçirdiği sürenin fazlalığı ile çocuklarda görülebilecek fiziki, akademik ve davranışsal pek çok problem arasında irtibat bulunmuştur.

Burada uzmanlar, iki saatten fazla zamanın çocuğun sağlığı için tehlikeli olduğunu belirtmektedir.

Ekran başında daha az zaman geçiren çocuklarla karşılaştırıldığında, yüksek ekran kullanan çocukların kardiyo-metabolik risk faktörleri ve depresyon-anksiyete semptomları gösterme ihtimalleri artmakta; ayrıca akademik başarılarında, sosyal ilişki becerilerinde ve ailevi fonksiyonlarında da düşüşler görülmektedir.

Diğer yandan özellikle dijital oyunların çok oynanmasına bağlı olarak çocuklarda kendini oyun karakteriyle özdeşleştirme, bağımlılık eğilimi geliştirme, şiddete meyletme, oyuna ait oyuncakları isteme, argo sözler öğrenme ve kullanma ve korku-kaygı gibi olumsuzluklar da görülebilmektedir.(2)

EBEVEYN DUYARLILIĞININ KAYBI

Diğer yandan, çocukların duygusal gelişimi de negatif etkilenmektedir. Ebeveynle kaliteli bir ilişki kurulamadığı gibi, çocuklar en temel ihtiyaçları ve hakları olan alakayı da yeterince alamamaktadır.

Bunun sebebi, ebeveynlerin zamanla çocuklarının verdiği işaretleri (ipuçlarını) fark etme, bunları doğru yorumlama ve uygun tepkiler verme becerisi olan ebeveyn duyarlılığını kaybetmeleridir.

Bu duyarlılığın azalması, çocuğun gün içinde sokak, okul veya kurs gibi ortamlarda yaşayabileceği muhtemel problemlerin (özellikle akran zorbalığı) zamanında fark edilmesini de zorlaştırmaktadır.

Ayrıca, çocuğun gün içinde yaşadığı sevinç, üzüntü ve endişeler gözden kaçabilmektedir.

Tüm bunların neticesinde çocuklarda yalnızlık, üzüntü ve öfke gibi duygular gelişebilmekte; bazı çocuklar ise ebeveynlerinin dikkatini çekebilmek için antisosyal davranışlar sergileyebilmektedir.

ÇOCUKLAR ASLINDA NE İSTİYOR?

Yukarıda ortaya koyduğumuz çerçeveden hareketle şu söylenebilir: Öncelikle ebeveynler olarak hayat tarzımızı gözden geçirmemiz ve gerekli değişiklikleri yapmamız gerekmektedir.

Bu değişim, özellikle ekran ve dijital araçların kullanımı konusunda hem kendimiz hem de çocuklarımız için belirli sınırlar ve kurallar koymakla mümkün olacaktır.

Bunun ardından yapılması gereken ise gün içerisinde çocuklarımızla nitelikli zaman geçirmeye özen göstermektir.

Nitelikli zaman, ebeveynlerin dikkatlerini bölmeden çocuklarına yönelttiği; birlikte oyun oynama, gezme gibi faaliyetlerle geçirilen zamanları ifade etmektedir. Ancak bu kavram, çocuğun bakış açısından değerlendirildiğinde çok daha geniş ve derin bir anlam taşımaktadır.

Çocuklar, ebeveynleriyle sadece zaman geçirmek değil, bu zamanın anlamlı ve doyurucu olmasını da isterler.(5) Nitekim çoğu zaman özel etkinliklerden ziyade ev içindeki rutinlerin sürekliliği ve hatta sıradanlığı çocuklar için daha değerli olabilir. Birlikte yemek yemek, film izlemek ya da ev işlerini paylaşmak gibi gündelik anlar, çocuklar açısından gerçek aile zamanını oluşturabilmektedir.

Bunun yanı sıra, çocuğun ihtiyaç duyduğunda (konuşmak, destek almak vb.) ebeveyninin ulaşılabilir olduğunu bilmesi, yani ebeveynin fiziki ve duygusal olarak “orada” olması, çocuğun duygusal gelişimini destekler ve güven ilişkisini güçlendirir.

Ayrıca çocuğun, ebeveyniyle geçireceği zamanı nasıl değerlendireceği konusunda söz sahibi olması; bu zamanı planlayabilmesi ve kararlara katılabilmesi de nitelikli zamanın önemli bir parçasıdır.

Öte yandan, bazı çocuklar ebeveynleriyle baş başa kaldıkları sessiz ve huzurlu anları da nitelikli zaman olarak algılayabilmektedir.

KALİTELİ ZAMAN OLUŞTURMAK İÇİN İPUÇLARI

Kaliteli zaman, çocukla uzun müddet vakit geçirmekten ziyade onunla nitelikli ve anlamlı bir etkileşim kurmayı ifade etmektedir. Aynı ortamda farklı faaliyetlerle meşgul olunması durumunda bile -örneğin ebeveyn çalışırken çocuğun ödev yapması gibi- aynı mekânı ve atmosferi paylaşmak, “birlikteyiz” hissini güçlendirerek çocuk-ebeveyn bağını destekler.

Bu doğrultuda, ev içerisinde gün boyunca paylaşılan zamanları içeren rutinler oluşturulması önemlidir. Okul ve iş sonrası birlikte akşam yemeği yemek ya da çay saati düzenlemek bu tür rutinlere örnek olarak verilebilir. Bu zaman dilimlerinde hem ebeveynlerin hem de çocukların günlerinin nasıl geçtiğini paylaşmaları, ebeveynin çocuğuyla gurur duyduğunu hissettirmesi ve çocuğun problem olarak algıladığı durumlar üzerine konuşularak ona rehberlik edilmesi oldukça faydalıdır.

Avustralya ve Yeni Zelanda’da ebeveynler ve çocuklarıyla yapılan bir araştırmada üç farklı aile tipolojisi belirlenmiştir.(6) Bu tipolojilerden biri “düşük ekran kullanıcısı” olan ailelerdir. Bu grupta hem ebeveynlerin hem de çocukların ekran süresi diğer gruplara kıyasla daha düşüktür.

Bu ailelerin temel özelliklerine bakıldığında; çocukların daha uzun uyku sürelerine sahip olduğu ve fiziki aktivite önerilerini daha sık yerine getirdiği görülmektedir. Ebeveynlerin televizyon, bilgisayar ve akıllı telefon başında geçirdikleri süreler de diğer gruplara göre belirgin biçimde daha azdır. Ayrıca bu aileler, ekran ve elektronik cihaz kullanımı konusunda daha sınırlayıcı kurallar uygulamakta; çocuklarını oyalamak veya meşgul etmek amacıyla ekranlara daha az başvurmaktadır.

Netice olarak, ekran süresinin düşük olduğu bu aile tipolojisinin, yüksek ekran kullanımına sahip gruplara kıyasla daha sağlıklı aile fonksiyonlarına sahip olma eğiliminde olduğu söylenebilir.

OYUNUN GÜCÜ

Kaliteli zamanın bir diğer önemli boyutu ise oyun oynamaktır. Oyun; çocukların dünyayı anlamalarında, kendilerini ifade etmelerinde, sosyal sorumluluklara hazırlanmalarında ve ebeveynleriyle güvenli bir bağ geliştirmelerinde önemli bir rol oynamaktadır.

Oyun, çocuğun hem riskleri tecrübe etmesine hem de kendini güvende hissetmesine imkân sağlayan bir denge ortamı sunar. Ebeveynini güvenli bir üs olarak algılayan çocuk, oyun aracılığıyla çevresini daha özgür ve keşfetmeye açık bir şekilde tecrübe edebilir.

Oyun sırasında ebeveynler, çocuklarıyla daha tesirli bir iletişim kurma fırsatı bulur. Özellikle erken yaşlarda çocuklar duygularını sözlü olarak ifade etmekte zorlanabilirler. Ancak oyun ortamı, çocuklara bastırılmış hislerini, korkularını ve ihtiyaçlarını ifade edebilecekleri tabii bir alan sunar.

Kurum bakımı altındaki çocuklarla bakım verenler arasındaki bağlanma güvenliğini inceleyen bir araştırmada.(7), bakım verenler ve çocuklara on oturumluk bir oyun programı uygulanmıştır. Program sonucunda, çocukların bakım verenlere yönelik bağlanma düzeylerinin yaklaşık 2,5 kat arttığı tespit edilmiştir. Bu safha sonunda çocukların bakım verenlerini “güvenli kişi” olarak tanımlamaya başladıkları görülmüştür.

Ayrıca bu uygulama, bakım verenlerin de daha duyarlı bir yaklaşım geliştirmelerine katkı sağlamıştır. Bakım verenler, çocuğun oyununa yargılamadan eşlik etmeyi, çocuğu anlayan ve ona değer verdiğini hissettiren bir tutum benimsemeyi öğrenmişlerdir. Nitekim çalışma bulgularına göre, daha önce “yaramazlık” olarak değerlendirilen bazı davranışların aslında birer iletişim biçimi ve duygusal ihtiyaç göstergesi olduğu fark edilmiştir.

.....

(1) Brindova, D., Pavelka, J., Ševčikova, A. et al. How parents can affect excessive spending of time on screen-based activities. BMC Public Health 14, 1261 (2014).

(2) Ertekin, E., & Çoban, Ö. (2025). Çocukların dijital oyun bağımlılığı eğilimleri ve dijital oyunda uygulanan ebeveyn stratejileri hakkındaki veli görüşleri. Uluslararası Karamanoğlu Mehmetbey Eğitim Araştırmaları Dergisi, 7(1), 11-20.

(3) McDaniel, B. T. (2019). Parent distraction with phones, reasons for use, and impacts on parenting and child outcomes: A review of the emerging research. Human Behavior and Emerging Technologies, 1(2), 72-80.

(4) Shalani, B., Azadfallah, P., Farahani, H., & Brand, S. (2023). Why Do Iranian Preschool-Aged Children Spend Too Much Time in Front of Screens? A Preliminary Qualitative Study. Children, 10(7), 1193. https://doi.org/10.3390/children10071193

(5) Christensen, P. H. (2002). Why more ‘quality time’is not on the top of children's lists: the ‘qualities of time’for children 1. Children & Society, 16(2), 77-88.

(6) Arundell, L., Parker, K., Timperio, A. et al. (2020). Home-based screen time behaviors amongst youth and their parents: familial typologies and their modifiable correlates. BMC Public Health 20, 1492.

(7) Ervüz F. Ö. (2026). Koruma ve Bakım Altındaki Çocukların Bakım Veren Profesyonellere Bağlanmasına Oyun Temelli Müdahalenin Etkisi (Yayınlanmamış Doktora Tezi). Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Sosyal Bilimler Enst., Sivas.


Geniş Açı - Fikir ve tartışmada son yazılar...