Dinle
Kaydet
Türkiye Gazetesi
Geleceğimiz suça mı sürükleniyor?
0:00 0:00
1x
a- | +A

AV. RAMAZAN EREM

Uzun zamandan beri gündemimizi çocukların suça sürüklenmesi olayı meşgul ediyor. Yakında zamanda Şanlıurfa ve Kahramanmaraş şehirlerimizde küçük yaşta iki öğrencinin gerçekleştirdiği silahlı saldırı hadiseleri de işin tuzu biberi olmuş, hepimizi dehşete düşürmüş, geleceğe dair endişelerimizi daha da artırmıştır. Lakin bir taraftan giden masum canlara ağlarken, diğer taraftan da alınması gereken tedbirlere kafa yormak zorundayız.

EVVELA PROBLEMİN KAYNAĞI TESPİT EDİLMELİ

Öncelikle problem ve problemin kaynağı tespit edilmeli ki, ona göre çözüm geliştirilebilsin. TÜİK verilerine göre son birkaç yılda çocukların karıştığı suç olayları yüzde 10 artmış, bunun ana sebebinin ise “uyuşturucu tacirleri ve suç örgütleri gibi” yapılar olduğu ortaya çıkmıştır. Geleceğimizin teminatı olan çocuklarımızın bu denli tehlikeli aracıların eline kolayca düşebileceklerini düşünmek, her 10 çocuktan birisinin geleceğe “suçlu-sabıkalı” bir fert olarak taşınacağı gerçeği korku ve endişemizi bir kat daha artırmaktadır. Tehlike bu kadar ciddi hâle gelmişken, üzülerek ifade etmek gerekirse problemler çoğu zaman halının altına süpürülecek kadar bile gündemimizi meşgul etmemektedir! Hâlbuki toplumda korunmaya muhtaç kesimlerin başında ilk sırayı çocuklar almaktadır.

AİLE MEFHUMUNUN ÖNEMİ

Çocuklarımızı korumak için aile kavramının önemi burada da karşımıza çıkmaktadır. Çocuğun şahsiyetinin gelişmesinde ebeveynler olarak çocuklarımıza iyi örnek olmak mecburiyetindeyiz. Çocukların ilk rehberlerinin anne-babaları olduğu gerçeğinin farkında olunarak, onlar için mutlu ve huzurlu bir aile ortamı inşa etmeye, söz ve davranışlarımız ile onlara iyi numune olmaya özen göstermeliyiz. Dürüst olabilmenin, yalan söylememenin, başkasının hakkına, hukukuna saygılı olmanın doğru bir davranış olduğunu önce anne ve babalar olarak bizler bu hasletleri kendimizde yaşatabilirsek çocuklarımıza da benimsetmiş olabiliriz. Aksi hâlde her konuda ve kolayca yalan söylemeyi alışkanlık hâline getirmiş bir ebeveyn yetiştirdiği çocuğa yalan söylemenin kötülüğünü kabul ettirebilmesi herhâlde mümkün olamaz. Her aile dünyada gelmesine vesile olduğu yavrusunu bakıp gözetme, kendisine ve içinde bulunduğu topluma faydalı bir fert olma şuuru ile yetiştirmek sorumluluğunu taşımalıdır.

Çocuğun bedeni yönden sağlıklı yetişmesi için lazım gelen protein ve gıdalara ihtiyacı olduğu kadar, ruhi yönden de sağlıklı olabilmesi için manevi gıdalarla beslenerek yetişmesini sağlamalıdır. Arkasından beddua edilen bir aile olmak yerine, “Seni yetiştiren anne-babadan Allah razı olsun” denilen bir evlat bırakan ebeveyn olmanın yolu ise çocukların gelişiminde gösterdiğimiz bu alakadan geçmektedir. Topluma zararı olmayan, bilakis faydalı işler yapmayı düşünen bir evlat yetiştirmenin sadaka-i cariye (kalıcı hayır) olduğu dinimiz İslam, tarafından da müjdelenmektedir. Her aile kendilerine ilahi bir emanet olan çocuklarına her yönüyle huzurlu bir aile ortamı sağlamayı kendilerine yüklenmiş bir borç bilmelidir. Aile içi huzur ve güven çocukları zararlı dış etkenlerin tesirinden korumak adına önemli bir değerdir. Aile bağları güçlü olan bir ortamda yetişen çocukların, dağınık aile ortamında yetişen çocuklara nazaran dış etkenlerden daha az etkileneceği bir gerçektir. Bize emanet evlatlarımızı her türlü kötü alışkanlıktan korumak adına öncelikle mutlu bir aile ortamı oluşturmaya gayret göstermeli, söz ve davranışlarımız ile çocuklarımıza iyi örnek olmaya çalışarak onları yanlış patika yollara sevk etmeye vesile olmamalıyız.

Çocuklarımıza art niyetli kişilerin erişemeyeceği güvenli alanlar oluşturarak onları kötü arkadaş denilen kavram ve ortamlardan da uzak tutmayı başarabilmeliyiz. Suç örgütlerinin hiç tanımadıkları çocuklarla nasıl temas kurdukları, kendi yanlarına çekmek için nasıl ikna ettikleri ve kötü amaçları doğrultusunda çocukları nasıl yönlendirdikleri konularına aile ve toplum olarak fazlasıyla kafa yormalı, sonrasında varsa bizlerden kaynaklanan açık kapıları tahkim ederek, çocuklarımıza art niyetli kişilerin erişemeyeceği emniyetli alanlar oluşturmak mecburiyetindeyiz.

Geleceğimiz suça mı sürükleniyor?
Başlık ResmiGeleceğimiz suça mı sürükleniyor?

KÖTÜ ARKADAŞ SADECE ÇOCUK AKRANI MI?

Kötü arkadaş denilince akla sadece bildiğimiz anlamı ile çocuk akranı gelmediğini, çocuğu ahlaken kötü yola sevk edebilecek dergi, kitap, internet gibi araçların da yeri geldiğinde en kötü arkadaş olabileceği çocuklara iyi anlatılmalıdır. Çocuk istismarı, sanal bahis veya başkaca nice menfi örneklerin yaşandığı, tehlikeli bir okyanus gibi olan sanal ortamlardan çocukları mümkün olduğunca uzak tutmanın çarelerini aramalı ve mutlaka bulmalıyız.

Çocuklar özünde masumdurlar ve normal şartlarda suç işlemeyi aklına bile getirmezler; lakin karşı gelemedikleri bazı dış etkenler altında suça sürüklenebilirler. Bunun için mevzuatta çocuk için sanık veya suçlu tanımı yerine suça sürüklenen çocuk (SSÇ) tanımı kullanılır. TÜİK’in 2024 yılı verilerine göre çocukların internet kullanım oranı %91,3 olarak tespit edilmiştir. Evlerde daha korunaklı ortamda büyütülmeye çalışılan çocuklar için bugün belki de en tehlikeli kötü arkadaşın internet üzerinden bağlandıkları bazı sanal ortamlar olduğu söylenebilir.

1970’li yıllarda genel nüfusun nerede ise yarısına yaklaşmış olan çocuk nüfusu, “Nüfus Planlaması” adı altında hayata geçirilen planların etkisi ile giderek azaltılmıştır. Doğurganlığı artırıcı tedbirlerin etkili olacağı varsayımına dayanan yüksek senaryoya göre bile bu azalmanın devam edeceği, çocuk nüfusunun genel nüfusa oranın 2100 yılında %18,6’lara kadar düşebileceği değerlendirilmektedir. Zaten giderek azalan çocuklarımızı bir de ahlaken koruyamaz isek toplum olarak bedelini hep birlikte çok ağır öderiz.

ÇOCUKLARIN İNTERNET BAĞIMLILIĞI

TÜİK 2024 yılı verilerine göre internete çocuk bağımlılık oranları endişe verici boyuttadır. Her geçen yıl azalan çocuk nüfusumuzu zararlı etkenlerden koruma konusunda ciddi eksikliklerimiz bulunmaktadır. TÜİK verilerine göre 2024 yılında toplam bağımlılık oranı %46,1, 15-64 yaş grubunda ise her 100 kişi başına çocuk bağımlılık oranı ise %30,6 olarak gerçekleşmiştir.

Bugün her 10 çocuktan birisi suça sürüklenmektedir. Geleceğimiz adına endişe verici bu problemin üstesinden gelebilmek için başta aileler olmak üzere, devletin bütün kademelerine çok büyük sorumluluklar düşmektedir. Yarından tezi yok bu konuda etkili olabilecek çözüm önerileri hayata geçirilemez ise bugünün masum çocuklarından pek çoğunu sabıkalı veya ruhsal yönden problemli bir fert olarak geleceğe devretmiş olacağız.

Millî ve manevi değerlerimizi gelecek nesillere sağlıklı aktarmanın yolu sağlıklı ferler yetiştirmekten geçer. Bu konuda aile içi eğitim çok önemli bir basamak oluşturmaktadır. Her aile çocuğu ile iyi bir iletişim kurmalı, ona iyi-kötü, doğru-yanlış kavramını elinden geldiği kadar öğretmeli, her dönemini dikkatlice takip ederek kötü arkadaş ve dış dünyanın kötülüklerinden korumayı başarmalıdır. Günümüzde hırsızlar evin kapısını dahi zorlamadan en kıymetli varlığımız olan çocuklarımıza “sanal ortam” denilen araçlar üzerinden günün her saatinde kolayca erişebilmekte, bizler ise evin diğer odasında iken yanı başımızdaki çocuklarımızın zihinlerini -Allah korusun- çalmayı başarabilmektedirler. Tehlikenin farkında olup, çocuklarımız ile kuracağımız sıcak ve samimi aile iletişimi sayesinde aile kapımızı dış etkilere kapatmayı hep birlikte başarmalıyız.

DEVLETİN MESULİYETLERİ

Çocuklarımızın korunması adına devletin ilgili her kademesine de çok büyük sorumluluklar düşmektedir. Kişilerin yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkı Anayasa ile güvence altına alınmış bir haktır. Ailenin Türk toplumunun temeli olduğu, aile ve çocukların korunması adına devletin her türlü koruyucu tedbirleri alacağı vurgulanarak çocuk hakları da Anayasa’da güvence altına alınmıştır. “Okul Aile Birliği” denilen yapılar daha etkin hâle getirilmelidir. Her okul bünyesinde var olduğunu bildiğimiz ve fakat aktif olmayan “Okul Aile Birlikleri” amacına uygun olarak çalışmalı, yapılacak periyodik toplantılar ile aileden, öğrenciden ve okuldan kaynaklanan sıkıntılar gizlenmeksizin samimi bir şekilde rapor edilerek ortaya çıkartılmalıdır. Çocuktan ve aileden kaynaklanan problemler ve sıkıntılı çocuklar da mahremiyet ve masumiyet değerleri korunarak aile ile yapılacak toplantılarda gündeme konmalı, zararlı neticelerin önlenmesi için alınması gereken tedbirler gecikmeye mahal vermeden zamanında alınmalıdır. Problemlere okul-aile birliği çözüm üretme konusunda yetersiz kaldığını anladığı anda, Millî Eğitim, Aile ve İçişleri Bakanlığı gibi bakanlıklarımızdan destek alınarak, kronikleşmeden çözüm bulunmalıdır. Suça sürüklenen çocuk sayısında yaşanan artışı önlemek ve caydırıcılık adına 18 yaş altı suçlulara verilecek cezaların artırılmasına yönelik olarak Adalet Bakanlığı tarafından da bir çalışma başlatıldığı bilinmektedir. Suç ve suçlu ile mücadele konusunda etkili ceza tayini elbette ki önemli, lakin sadece cezaların artırılması ile sıkıntılara kalıcı çözüm bulmak mümkün değildir. Asıl henüz herhangi bir suça sürüklenmeden onlar için tehlike arz eden negatif etkenleri ortadan kaldırmaya yönelik çözüm önerileri geliştirmeli ve toplum olarak bir an önce çocuklarımız için güvenli alanlar oluşturmayı başarmaktır. Kıymetli ve anlamlı olanı da onların suça sürüklenmesine etken sebepleri ortadan kaldırarak bütün çocuklarımıza çocukluğunu çocukça yaşamalarını sağlayacak ortam tesis edebilmektir. Bu da bizim manevi bir sorumluluğumuzdur.

Geniş Açı - Fikir ve tartışmada son yazılar...