Dinle
Kaydet
Türkiye Gazetesi
Çocuklar için bayramı fırsata çevirme rehberi: Tat...
0:00 0:00
1x
a- | +A

Prof. Dr. Burak Gönültaş

Bayramlar modernizmin bizi ittiği bireyselleşme ve bencilleşme girdabından çıkış biletimiz, dijital ekranların arkasına saklanan çocuklarımızı gerçek hayatla tanıştırma fırsatımızdır. Hayatın getireceği fırtınalarda birer "sosyal sığınak" olan akrabalık ve komşuluk bağlarını korumak, bugün çocuklarımıza bu bilinci aşılamaktan geçer.

Etkili ebeveynlik açısından önemli tavsiyelerimizden biri de şudur: “Çocuğunuzun düğün, bayram, cenaze, akraba ziyaretleri gibi enformel etkileşim ortamlarına katılmalarını sağlayın, sosyal rolleri tanıtıp değer vermeleri gerektiğini öğretin.” Bu yazıda ise bu tavsiyemizi, Kurban Bayramı çerçevesinde tartışmaya çalışacağız…

Çocuklarımızın sağlıklı sosyalizasyonu açısından mühim zamanlardan biri de bayramlardır. Evet, bir Kurban Bayramı’nı daha idrak ediyoruz. Bayramlar her yaştan fert için pek çok fırsatları içinde barındırıyor. Bunlardan biri de başta akraba ve komşular olmak üzere yakın çevremizle etkileşme imkânlarının artacak olmasıdır. Ebeveynler olarak bu fırsatları iyi değerlendirmeliyiz. Çünkü bayramlar “aktif etkileşimli zamanlar” (1) için en iyi anları ve ortamları sağlamaktadır: Yani fiziki ve duygusal münasebetin en fazla olduğu, dijitalleşmenin en aza indiği zamanlar ve ortamlar… Peki, bayramı çocuklarımız için en tesirli şekilde nasıl yönetebiliriz?

Tabii, bu sorunun cevabına gelmeden önce bu yazıyı da yazmamızın sebebini öncelikle konuşmak gerekiyor…

BAYRAMLARIN SOSYAL HAYATIMIZDAKİ ROLÜ

Bayramlarımız manevi kazanç günleri olarak bizlere bahşedilmiştir. Bayram denince akla en çok sevinme, paylaşma ve münasebet etme gelir. Bu günlerde oluşan manevi atmosfer, sosyal münasebetlerin gelişmesini ve işlemesini kolaylaştıran, hatta hızlandıran bir rol oynar. Dargınların barışması, uzaktakilerin yakınlaşması için şartları kolaylaştırır. Bayramlar; çocuklar, yetişkinler ve aile büyükleri için ayrı ayrı anlamlar taşır, bu sebeple bu atmosferi yaşayabilmek ve yaşatabilmek gereklidir. Yani yağmur ne kadar çok yağsa da eğer kabın ağzı kapalı ise su dolmaz değil mi? Burada en büyük rol yetişkinlere düşer. Şöyle ki yetişkinler bu atmosferin hissettirilmesinde çocuklar ve yaşlılar için bir köprü ve kolaylaştırıcı rolündedir.

OSMANLI VE KURUMSALLAŞMIŞ GELENEKLERİMİZ

Bizler, bu atmosfere hazırlanabilmek için evlerimizi temizleriz, tatlılar ve türlü türlü yemişler hazırlarız, “bayramlık” adı altında yeni kıyafetler alırız ve hediyeler alıp veririz. Böylece belki de o yılın en önemli sosyal münasebet anlarına kendimizi ve ailemizi hazır ederiz. Aslında bu geleneğimizin kökleri ta geçmişimizden geliyor. Osmanlı İmparatorluğu’nda da bayramlara çok dikkat edilmiştir: Bayramlaşma törenleri, bayramlara özel alayların gösterileri, mezarlık ziyaretleri ve bayram günüyle birlikte komşuların gezilmesi âdeta kurumsallaşmıştır. Sosyal genlere kadar işleyen bu gelenekler, belki de günümüzün baskın modernite iklimine rağmen varlığını hâlâ bir nebze de olsa devam ettirmektedir.

BAYRAMLAR=TATİLE KAÇMA

Bu anlamda bayramlar sosyal etkileşimleri arttırarak, manevi huzurun, kıvancın, sevilmenin, sayılmanın ve dua almanın zevkini insanlara sunarlar. Devlet de bayramların bu ulvî fonksiyonunun farkında olduğu için o günleri tatil ilan eder ve bir nevi insanların bu atmosfere hazırlanmalarını ve yaşamalarını teşvik eder. Ancak günümüzde başta metropoller olmak üzere yeni bir âdet türemeye başladı: Bayramlar ulvi yönlerinden daha çok, “tatile kaçma” ritüeli hâline geldi. Hısım, akraba, eş, dost, komşu vs. ile yakınlaşma fırsatı yerine açık büfe yemek, akşamları gürültülü ortamlarda şarkı dinlemek daha tercih edilir oldu.

GENÇLERİN AKRABALIK MÜESSESESİNE BAKIŞLARI

Hâlbuki Türkiye’de yapılan bir çalışmada 55 yaş üstü fertlerde kendini yalnız hissetme oranı oldukça yüksek. Bu durumu Prof. Dr. Nevzat Tarhan, gençlerin bu grubu yalnız bırakmasıyla açıklamıştır. Yine aynı araştırmaya göre, erkeklerin kadınlara göre akrabalık ilişkileri daha zayıftır. Eğitim seviyesi yükseldikçe akraba ilişki düzeyi de düşmektedir. Gençlerde bir ihtiyaç hâlinde akrabaya müracaat etme durumu daha azdır. Yine gençler akrabalarına yakın yerlerde oturmak istemediğini belirtmiştir. Hâlbuki Tarhan’ın da belirttiği gibi, “Akraba özellikle felaket durumunda insana sosyal bir sığınaktır"(2). İşte bayramlar özellikle gençlerin ve çocukların akrabalık bilinçlerinin gelişimine katkı sunacak potansiyelleri taşımaktadır.

SEKÜLERLEŞME VE BAYRAM GELENEKLERİMİZE OLAN SALDIRILAR

Diğer yandan, seküler anlayışla birlikte akrabalık gibi temel sosyal ve kültürel bir unsurun fonksiyonlarını yitirmesi de cabasıdır. Çünkü seküler bakış bayram gününü herhangi bir gün gibi görmekte ve kişinin sıradan rutinlerine devam etmesini istemektedir. Böyle olunca da kişi bayrama has davranışları yerine getirmeyi kendinde zül görmektedir. Prof. Dr. Tarhan’a göre, “Modernizm bizi bencilleştirdi. Bireyselleşmeyi bencilleşme gibi anladık, paylaşım azaldı. Sosyal çabalar azalıyor ve bu akrabadan uzaklaşmaya sebep oluyor.” (2) Diğer yandan başta Kurban Bayramı’nın sanki sadece bir et depolama günü gibi lanse edilmesi, bu önemli anların arkasındaki manevi, duygusal ve sosyal kazançların fark edilmesini önlemektedir. Yani bu önemli toplumsal fonksiyon, maalesef günümüzde ciddi saldırılara da maruz kalmaktadır.

BAYRAMLARIMIZA SAHİP ÇIKMAMIZIN EHEMMİYETİ

Kısacası bayramlardaki bu kurumsallaşmış geleneklere sahip çıkılmaması, diğer yandan bayramlarımıza yönelik seküler saldırılar; “bayram”, “bayramlaşma”, “bayram havası”, “bayram harçlığı” gibi muhteviyatı kuvvetli olan bu kavramların zayıflamasına sebep olmaktadır. Çocuklar akrabayı tanımamakta, yaşlıların gönlü alınamamakta, akrabaların hâli hatırı sorulamamakta, komşularla ise paylaşım olmamaktadır. “Nerede kaldı eski bayramlar?” diye hayıflanan ama hiçbir şey için de çabalamayan güruhlar hâline geldik. Bu gidişatın en büyük zararı çocuklarımızın sosyalizasyonlarınadır, diğeri ise toplumun sosyal kontrolünün zayıflamasınadır.

ADIM ADIM NE YAPABİLİRİZ?

Şimdi ilk sorumuzun cevabı olarak, çocuklarımız için bayramları nasıl fırsata çevirebiliriz, ebeveynlerimiz için naçizane bununla alakalı bir yol haritası sunmaya çalışacağım:

1. Adım. Bayram öncesi hazırlık: Bayramın yaklaştığını sevinçle çocuklara anlatmalı ve havası hissettirilmelidir. Az da olsa “bayramlık” bir şeyler için çarşıya çıkılması sağlanmalıdır. Çocuklarımız belli bir yaşta ise kurban alınmasa bile hayvan pazarları gezdirilebilir. Çocuklara ev temizliği, tatlı yapımı vs. gibi hazırlıklar için küçük sorumluluklar verilmelidir ve eve gelen misafirlere ikram edilirken, çocuklarımızın bunların yapımına nasıl katkı sunduğu, ellerinin nasıl değdiği sitayişle anlatılmalıdır. Çocuklarınıza bayramların önemini, bayramların sağladığı manevi atmosferi, bugünlerde sevinçli olmanın, eş, dost, akraba ziyaretlerinin önemini kendi çocukluğunuzdan anılarınızla örneklendirerek anlatmak iyi olacaktır. Ayrıca aşağıda linkini koyduğum Osmanlıda bir bayramlaşma merasiminin nasıl olduğunu çocuklarınıza okuyabilirsiniz (3).

2. Adım. Bayram günü yapılacaklar: Bayram günü başta aile efradı olmak üzere çocuklara ve çevreye güler yüzlü olmalı ve güzel muamelede bulunmalıdır. Sonrasında özellikle çocuklarımız yanındayken fakir ve yardıma muhtaç kişilere yardım etmelidir. Erkek çocuklarını bayram namazına götürmeli ve namaz akabinde bayramlaşma merasimine katılmalıdır. Bayram günü güzel kıyafetler giymeli ve ilk önce aile büyüklerini ziyaret etmelidir. Hep birlikte ellerini öpmelidir. Büyüklerden eski bayramları, bayramlarda neler yapıldığını, ilginç hatıralarını anlatmaları istenir ki bu çocukların çok ilgisini çeker. Bayramlarda çocuklarla beraberken mümkün olduğunca pozitif konuşmalı, siyasi ve menfi mevzulara girerek tartışmaya mahal vermemelidir. Eğer yakın akrabada dargın kişiler varsa bir vesileyle bir araya getirmeli ve dargınlıkların giderilmesi sağlanmalıdır. Yaşlı, hasta olan akraba, eş ve dostlar öncelikle ziyaret edilmeli ve gönülleri alınmalıdır. Sonrasında komşular ziyaret edilmeli, halleri ve hatırları sorulmalıdır. Ziyaret edilen yerlerdeki diğer çocuklara mümkün olduğunca harçlık verilmeli, hediyeleşmenin önemine vurgu yapılmalıdır.

Bu safhanın hepsine çocuklar da dâhil edilmeli, şahit olmaları sağlanmalı, tanıştırılmalı ve çocukları utandırmadan bayramlaşma sırasında onların da katılımlarını sağlayacak şekilde teşvik edilmelidir.

SONUÇ OLARAK

Özetlemek gerekirse bayramlar, sadece dinî bir vecibenin yerine getirilmesi ya da yoğun iş temposuna verilen kısa bir tatil molası değildir. Bayramlar; aynı zamanda modernizmin bizi ittiği bireyselleşme ve bencilleşme girdabından çıkış biletimiz, dijital ekranların arkasına saklanan çocuklarımızı gerçek hayatla tanıştırma fırsatımızdır. Uzmanların da altını çizdiği gibi, hayatın getireceği fırtınalarda birer “sosyal sığınak” olan akrabalık ve komşuluk bağlarını korumak, bugün çocuklarımıza bu bilinci aşılamaktan geçer.

Günümüzde modern hayatın hızına, dijitalleşmenin yalnızlaştırıcı etkisine ve bireyselliğin güçlenmesine rağmen bayramlarımız hâlâ güçlü bir sosyal imkân sunmaktadır. Mesele, bu imkânı fark edebilmek ve çocuklarımız için bilinçli şekilde değerlendirebilmektir. Eğer çocuklarımızın aidiyet duygusu güçlü, büyüklerine hürmet eden, akrabalık bağlarını önemseyen, paylaşmayı bilen ve toplumuyla sağlıklı bağlar kurabilen fertler olmasını istiyorsak; onları bayramların manevi ve sosyal atmosferinden mahrum bırakmamalıyız. Çünkü bayramlar yalnızca geçirilen günler değil, nesilden nesile aktarılan bir medeniyet terbiyesidir.

Ebeveynler olarak bugün bayramları "tatile kaçma" kolaycılığıyla harcar veya seküler düzenin sıradan birer gününe dönüştürülmesine seyirci kalırsak, yarın "Nerede o eski bayramlar?" diye hayıflanmaya hakkımız kalmayacaktır. Çocuklarımızın sağlıklı birer sosyal fert olarak yetişmesi, geleneklerimizin genlerimize işleyen o sıcak kokusunu içine çekmesiyle mümkündür.

Gelin, bu Kurban Bayramı’nda kapılarımızı da gönüllerimizi de sonuna kadar açalım; çocuklarımızın elinden tutup onları hayatın, paylaşmanın ve sevginin tam merkezine, yani bayramın kalbine taşıyalım.

.....

  1. https://www.turkiyegazetesi.com.tr/kose-yazilari/genis-aci-fikir-ve-tartisma/cocugunuz-mu-bagimli-yoksa-ilginiz-mi-cevrim-disi-1783410
  2. https://uskudar.edu.tr/haber/kulturel-erozyon-genclerin-yuzde-55i-akrabalariyla-ayni-apartmanda-oturmayi-istemiyor/43103
  3. https://www.turkalemiyiz.com/Home/Getsultanabdulhamit?categoryid=14&aid=4005&searctext=bayram

Geniş Açı - Fikir ve tartışmada son yazılar...