Dinle
Kaydet
Türkiye Gazetesi
Görünür atıktan görünmeyen tehdide
0:00 0:00
1x
a- | +A

Samed Ağırbaş
Sıfır Atık Vakfı Başkanı

Plastik meselesi, yalnızca kıyılarda gördüğümüz atıklardan ibaret değil; üretimden tüketime, atık yönetiminden su kaynaklarına ve nehirlerden denizlere uzanan çok katmanlı bir problem. Çözüm için plastiğin bütün hayat döngüsüne bakmak zorundayız.

Doğayla kurduğumuz ilişkinin geleceğini bugün verdiğimiz kararlar belirliyor. Satın aldığımız bir ürün, onu ne kadar süre kullandığımız, yeniden değerlendirip değerlendirmediğimiz ve kullanım ömrünün sonunda nereye gittiği; yalnızca günlük hayatımızı değil, toprağın, suyun ve denizlerin geleceğini de etkiliyor.

Kıyıya vuran plastikler, nehirlerde taşınan ambalajlar ve denizlerde görülen parçacıklar, çok daha büyük bir sistemin görünen yüzünü oluşturuyor. Asıl mesele, atık tabiata ulaşmadan önce başlıyor. Ürünün nasıl tasarlandığı, hangi ham maddenin kullanıldığı, ne kadar süre kullanılabildiği ve kullanım sonrasında nasıl yönetildiği, çevresel etkinin temelini oluşturuyor.

Sayın Emine Erdoğan Hanımefendi’nin 2017 yılında başlattığı “Sıfır Atık Hareketi”nin Türkiye’ye kazandırdığı en önemli bakış açılarından biri de bu. Sıfır atık yalnızca atıkların ayrıştırılması veya geri dönüştürülmesi değil; israfın azaltılması, kaynakların verimli kullanılması, yeniden kullanımın yaygınlaştırılması ve üretim-tüketim alışkanlıklarının dönüştürülmesini kapsayan bir hayat kültürü.

DAHA SÜRDÜRÜLEBİLİR ATIK YÖNETİMİ ANLAYIŞI

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanımız, COP31 Başkanımız Sayın Murat Kurum’un sıfır atık ve plastik kirliliğiyle mücadele alanında ortaya koyduğu kararlı yaklaşım da bu dönüşüm sürecinin önemli yapı taşlarından birini oluşturuyor. Kurum’un liderliğinde hayata geçirilen “Depozito Yönetim Sistemi” ile geri dönüştürülemeyen tek kullanımlık plastiklerin azaltılmasına yönelik düzenlemeler, kaynakların verimli kullanıldığı ve döngüsel ekonominin güçlendirildiği daha sürdürülebilir bir atık yönetimi anlayışına geçişi destekliyor.

GÖRÜNÜR ATIKTAN GÖRÜNMEYEN TEHDİDE

Plastik meselesi, yalnızca kıyılarda gördüğümüz atıklardan ibaret değil; üretimden tüketime, atık yönetiminden su kaynaklarına ve nehirlerden denizlere uzanan çok katmanlı bir problem. Plastik atık doğaya ulaştığında süreç sona ermiyor. Güneş ışığı, dalga hareketleri, sıcaklık değişimleri ve mekanik aşınma, büyük plastik parçalarının zaman içerisinde daha küçük parçalara ayrılmasına yol açabiliyor. Çözüm için plastiğin bütün hayat döngüsüne bakmak zorundayız. Soruyu yalnızca “Ne kadar plastik topladık?” şeklinde sormamalıyız. “Ne kadar plastiğin tabiata ulaşmasını engelledik?” sorusunu da merkeze almalıyız.

SORUNU YERİNDE GÖRMEDEN ÇÖZÜMÜ TASARLAYAMAYIZ

Sıfır Atık Vakfı olarak valilikler ve şehrin paydaşları ile Adana, Mersin, Muğla ve Antalya’da yürüttüğümüz saha çalışmaları; plastik kirliliğini yerel şartlarıyla birlikte değerlendirmemiz açısından büyük önem taşıyor. Çünkü her bölgenin sorunu ve kaynağı aynı değil. Kıyı turizmi, tarım, sanayi, kentleşme, nehir havzaları ve atık yönetimi altyapısı farklı bölgelerde farklı etkiler oluşturabiliyor. Bu sebeple “Her yere aynı çözüm” yerine, mahallî veriye dayalı bir model geliştirmeliyiz. Kirliliğin yalnızca miktarını değil, kaynağını ve hareket güzergâhını anlamalıyız.

Bir ilde su kaynaklarının korunması öne çıkarken başka bir şehirde tarımsal atıklar, sanayi kaynaklı kirlilik veya atık yönetimi öncelikli olabilir. Kıyı şehirlerinde ise deniz ve plastik kirliliği daha belirgin hâle geliyor.

Karada başlayan bir sürecin denizde sonuçlanabildiğini kabul ederek havza yaklaşımını güçlendirmeliyiz. Kıyı temizliği kadar kıyının arkasındaki havzayı, nehirleri ve su kaynaklarını korumaya da odaklanmalıyız. Sıfır Atık Vakfı olarak İstanbul’da 31 Ağustos-1 Eylül tarihlerinde, 17 bakanlık, 40’tan fazla genel müdürlük ve diğer bütün paydaşların katılımıyla gerçekleştireceğimiz “Türkiye Plastik Atık Çalıştayı”nda çözümü bu perspektifle, ortak akılla ele alacağız. Vatandaşlarımızın bu konuda vicdanını rahatlatan kararların alınması için çalışmalarımıza devam edeceğiz.

81 İLDE YÜKSELEN ORTAK AKIL

Plastik kirliliğine yönelik çalışmalarımızı, 81 ilde yürüttüğümüz Sıfır Atık, Çevre ve İklim Değişikliği Çalıştaylarıyla da güçlendiriyoruz. “Yerelden Ulusala İsraf ve Atık” anlayışıyla yürütülen bu süreç, Türkiye’nin farklı bölgelerindeki ihtiyaçların, tecrübelerin ve çözüm önerilerinin ortak bir zeminde buluşmasını sağlıyor. Bu aynı zamanda COP31 sürecinde Türkiye’nin yalnızca hedeflerini değil, bu hedeflerin sahadaki karşılığını da dünyaya göstermesine imkân veriyor.

MAHALLEDEN KÜRESEL DÖNÜŞÜME

Millî politikaların kalıcı olabilmesi için yerelde karşılık bulması gerekiyor. Bir okulda yeniden kullanım kültürünün öğretilmesi, bir işletmenin tek kullanımlık ürünleri azaltması, bir belediyenin toplama sistemini güçlendirmesi veya bir mahallenin atığını kaynağında ayrıştırması, ulusal hedeflerin günlük hayattaki karşılığıdır.

Sıfır Atık Vakfı olarak İçişleri Bakanımız Sayın Mustafa Çiftçi’nin teşrifiyle imzaladığımız iş birliği protokolüyle 81 ilimizdeki 50 bini aşkın muhtarlığın sıfır atık çalışmalarına daha güçlü biçimde dâhil edilmesini hedefliyoruz. Muhtarlıklar, vatandaşla kamu arasındaki en doğrudan temas noktalarından biri olarak sıfır atık kültürünün mahalle ölçeğinde yaygınlaştırılmasında önemli bir rol üstlenebilir.

COP31’E GİDEN YOL YERELDEN GEÇİYOR

Türkiye’nin kasım ayında Antalya’da ev sahipliği yapacağı COP31, sıfır atık, döngüsel ekonomi ve kaynak verimliliği alanındaki deneyimimizi global iklim gündemiyle buluşturmak için önemli bir fırsat. Bu süreç, iklim krizine karşı neyi, nasıl ve ne kadar hızlı değiştirebileceğimiz üzerine düşünmek için önemli bir imkân sunuyor. Bugün iklim krizini konuşurken israfı, aşırı tüketimi ve giderek büyüyen atık sorununu konuşmadan gerçek bir çözümden söz etmek mümkün değil.

İklim eylemini yalnızca emisyon azaltımı üzerinden değerlendiremeyiz. Bir ürünün ham maddesinden üretimine, taşınmasından kullanımına ve kullanım sonrasında nasıl yönetildiğine kadar bütün hayat döngüsü çevresel etkiyi belirliyor. Bu nedenle sıfır atık ve döngüsel ekonomi politikaları iklim eyleminin ayrılmaz parçalarıdır.

GELECEK HEPİMİZE EMANET

Geleceğin denizleri, nehirleri bugün verdiğimiz kararlarda şekilleniyor. Bugün önlediğimiz bir atık, yarının denizine ulaşmayacak. Bugün tekrar kullandığımız bir ürün, yeni bir kaynak tüketimini önleyecek. Gelecek hepimize emanet...

Geniş Açı - Fikir ve tartışmada son yazılar...

Soru 0 / 6
Türkiye Gazetesi dijital abonelik ve arşiv kampanyamızı ilk nereden duydunuz?

Haber Asistanı

Son 30 günün haberleri
📰

Türkiye Gazetesi Haber Asistanına Hoş Geldiniz!

Son 30 güne ait haberleri, spor gelişmelerini veya yazar yazılarını sorgulayabilirsiniz.