“Öğrenmenin de maliyeti vardır... Önceden öğrenenler, indirimli fiyattan öğrenir; otoriteden öğrenenler, özgürlük bedeliyle öğrenir; deneyerek öğrenenler, etiket fiyatından öğrenir; hayattan öğrenenler gecikme zammıyla öğrenir; hayattan da öğrenemeyenler boşa gitmiş hayatlarıyla öğrenirler..." demiş Arthur Miller. Peki ya eşyalar? Eşya deyip geçmeyin, onlardan da çok şey öğrenebiliyor insan...
Ayakkabıdan öğrenilen; Üstündeki yük ne kadar ağırsa, o kadar çabuk ve çok yıpranırsın.
Anahtardan öğrenilen; Bir araç, bütün amaçlara hizmet etmez...
Pergelden öğrenilen; Hayata sabit bir noktadan bakarsan, dön dolaş yine aynı sonuca varırsın.
Kalemtıraştan öğrenilen; Sivrildikçe bitersin!
Tahterevalliden vura vura öğrenilen; Ne kadar yükseğe çıkarsan, yere o kadar sert çarparsın.
Gardıropta içine girilemeyen yarım düzine kıyafetten öğrenilen; O son börek dilim(ler)ini yemeyecektin.
Bisikletten öğrenilen; Bazıları, ancak birileri tepesine binince dengesini bulur.
Aynadan öğrenilen; Arkasında vakıf olduğun bir sır yoksa ayna bile cam parçasıdır yalnızca.
Perdeden öğrenilen; Görmemek için üzerini örttüğün şeyler orada durmaya devam eder...
Tükenmez kalemden öğrenilen; Bazı hatalar geri alınmaz. Hatta üzerini ne kadar karalarsan, o kadar göze batar.
Bilgisayardan öğrenilen; Kimi zaman uğraşıp durmak yerine, reset atıp sıfırdan başlamak daha iyidir.
Ekmekten öğrenilen; Yanarak katılaşırsın!..
Uzaktan kumandadan öğrenilen; Sürekli değişim can sıkıntını gidermeye yetmez. Bir şeyler anlamsız gelmeye başladığında kapatıp gidebilmelisin...
Sessiz bir odadan öğrenilen; Huzur için odanın değil, kafanın içinin sessiz olması gerekiyormuş.
Silgiden öğrenilen; Hatalarını silmeye çalıştıkça azalıyorsun...
Yay ve oktan öğrenilen; doğru olsan ok gibi yabana atarlar,
eğri olsan yay gibi; elde tutarlar…
Maddeden öğrenilen; Yapaysan, plastik gibi, neredeyse sonsuza dek kalabilirsin günümüzün yapay sisteminde. Doğalsan, tahta gibi, çürüyüp yok olmaya mecbursun bu kurulu düzende...
Ninem diyor ki; Görene gün, yürüyene yol çok
Malda yalan mülk de yalan al biraz da sen oyalan
Halime Gürbüz'ün önceki yazıları...