Türkiye Gazetesi E-Gazete
Arama
Kaydet
a- | +A

Her bir hatıramız, kabuğundan çıkıp kelebeğe dönüşürken, küçük gönüllere büyük huzur dolu saadetler kondurmaya çalışıyoruz âcizane.

MALKOÇOĞLU...

Vatan Şaşmaz'la olan hatıramı okuyanlar “Abi, kameranın önünde olan meşhurlar herkes tarafından oldukça merak ediliyor. Bazılarına kısa da olsa değinip geçtiniz, en çok çalıştıklarınızdan biri de Cüneyt Arkın’dı. Onunla alâkalı yaşadıklarınızı da anlatırsanız çok memnun oluruz…” dediler. Böyle talepler çok gelince lakayt kalamadım. "Okuyucu velinimetimizdir" düsturundan hareketle Cüneyt Beyle olan birçok hatıramdan ilk tanışmamızı yazıp paylaşmak istedim.

Daldan dala konarsın, hain nefse kanarsın,

Düşün hâlin ne olur, onu bunu kınarsın?

Aklın başına topla, yoksa fena yanarsın!

Ölümü unutmayan, ihlâssız amel etmez,

Dünyaya gönül verme, sıkıntısı hiç bitmez.

Birine “En kısa ömürlü hayvan hangisidir?" diye bir suâl yöneltilse ilk akla gelebilecek cevap; kelebektir. Şairin dediği gibi:

Kelebek misaldir;

Ömür, pek kısadır.

Fakat bu kısa ömre ne kadar güzellikler sığdırdığıyla kıymet kazanır insan. Yaptıkları hayırlı işlerle yâd edildikçe yaşar gönüllerde, yaşadıkça hatırlanır ve duâ alır. Biz de muhabbet ve hürmet dolu arkadaşlıklarımızı kalemimizden dökülen kara kömürlerle değil de paha biçilmez incilerle anlatmak istedik. Onlar hep öyle hatırlansın öyle de yâd edilsinler ve kalplerde hak ettikleri şekilde yaşasınlar istedik. Yazdıkça okunsunlar, okundukça farklı gönüllerde yanlışlarla değil doğrularla kök salıp yer edinsinler.

Her bir hatıramız, kabuğundan çıkıp kelebeğe dönüşürken, küçük gönüllere büyük huzur dolu saadetler kondurmaya çalışıyoruz âcizane. Sonra da bu dünyadan usulca çekip giderken yaşadıklarımıza doğru şahidlik etsinler diye de düşünüyoruz. Farklı iklimlerin insanlarını bir araya getiren, karanlık gecelerde rotasını kaybeden gemilere deniz feneri gibi yol gösteren filmlerimizin hatıralarına herkes ortak olsun istiyoruz.

Yine isterim ki; çetin kışlarda güneş bilerek yüzünü; zifirî karanlıklardan gümüş aydınlığa çevirenlere, elimizde sımsıkı tuttuğumuz meşaleyle yürüdüğümüz istikbâlimiz için bu küçük hatıralardan büyük ders çıkarılsın.

Biliyoruz ki; gönülden kopan sıcak bir söz, bin zemheriyi ısıtmaya yeter.

Bağı var, bostanı var, hem suyu var, arkı var.

Bak gör, her şey aşikâr, düzeni var, çarkı var,

Maksatsız yaşayanın, hayvandan ne farkı var?

Tam mürşide kavuşan, ihlâssız amel etmez,

Şeytanlardan uzak dur, kandırması hiç bitmez.

***

Boş ve maksatsız bir günümün olduğumu hiç hatırlamıyorum. Hep çeşitli düşüncelerle doluydu kafam. Yapacaklarım çok, zamanım kifayetsiz... “Allahü teâlânın verdiği nimetlere çok şükürler, elhamdülillah...” diyerek başlamıştım yine güne. Daha dün, tatil olduğu hâlde, sabahın erken saatinde uykum kaçmışken pazartesi günleri nasıl oluyordu da evden çıkmam bu kadar zor olabiliyordu. Hanım kim bilir benden ne kadar önce uyanmıştı! Kahvaltı ve elbiselerimi hazırlaması onun normal vazifesiymiş gibiydi. DEVAMI YARIN

Ragıp Karadayı'nın önceki yazıları...

ÖNE ÇIKANLAR