Şok üstüne şok! Ziraat Türkiye Kupası’na Fenerbahçe’den sonra Galatasaray da veda etti.
Volkan Demirel yönetimindeki Gençlerbirliği, Fıratcan ve Adama Traore’nin golüyle yarı finale yükseldi. Tebrikler.
İşkence gibi
Telafisi olmayan maçları oynamak zordur; teknik adamlar kaybetmemek için risk alamaz, oyuncular kontrollü oynar. Tempo düşer seyir keyfi kaybolur.
Hele bir maç kafada kazanılmamışsa dağ fare doğurur. Öyle de oldu! Tıpkı dün gece Aslan’ın Gençlerbirliği önünde miyavladığı gibi. Yazık!
Sırf bu yüzden iki takım da önceliği lige vermiş olmalı ki; ideal on birden 9 farklı oyuncuyla çıktı Galatasaray, Gençlerbirliği karşısına.
Ne de olsa ufukta Fenerbahçe vardı ve kupadaki radikal rotasyon aslında süre alan oyuncular için “yeteneklerini sergilemek” adına önemli bir fırsattı. Tabii değerlendirebilene…
Osimhen de kurtaramadı
Ancak ne gezer? Yıldızlar da sustu yedekler de; ara ki bulasınız koca Galatasaray’ı sahada.
İlk 45’te dişe dokunur tek bir pozisyon olmaz mı, yoktu.
Kimse bana İcardi’nin önünde kalan topa gelişine vuruşu ve Ahmed Kutucu’nun üstten auta giden şutunu pozisyon diye anlatmasın. İkisi de havanda su dövmekten başka bir şey değildi. Ahmed Kutucu fırsatı değerlendiremedi ancak bu on birle ve bu oyunla hayal kırıklığından öte geçemezdi… Zira orta saha çökmüş, Lemina başta olmak üzere Nhaga, Sane ve Lang buharlaşmıştı. Doğrusu sarı kırmızılı formayı giyenlerin böyle oynamaya hakkı olamazdı.
Hâliyle hamle şarttı.
Kaleci Günay’ın çıkardığı topu önünde bulan Fıratcan, Gençlerbirliği’ni öne geçirdi.
İlkay, Barış, Yunus ve Osimhen yerindeydi; Galatasaray coşkulu, tempolu ve arzulu bir şekilde oyuna döndü ama yetmedi. Bu defa Traore, Günay’ı mağlup etti. Tebrikler Gençler!
Bu oyun ve moralsizlik Galatasaray’ı derbide de zorlar!
Maçın adamı: Traore

