Bu ülkede gündem tutmak zor arkadaş. Zorluğu neresinden tutacağını bilememek. Buyurun bakalım. Adam oturmuş kitap yazmış. Kur''an-ı Kerimde adı geçen "Zülkarneyn uzaylı mı?" Hayda ne kadar erbabı kalem varsa çala kalem. Aslında iddiayı ileri süren kendince bilim kurgu yapacak. Bırakmadılar adamı. Elli çeşit yorum, elli iki çeşit belge. İlim erbabı ise şaşkın tartışmaları seyretmekte. Ardından biraz tanıdık bir iddia tekrar sahnede. "Ye''cüc ile Me''cüc''den kasıt Türkler miydi?" Bir dönem İngiliz takviyeli Arap kavmiyetçilerinin bu savı da tarihin karanlıklarından günümüze arzı endam ettirildi.
Tufan Karadeniz''de mi koptu? Ertesi gün bir başka benzer gündem. Gazetelerimizden biri de olayı " Hz. Nuh kesin Karadenizliydi" diye sunmuş. Konu enteresan. Karadeniz''in derin sularında araştırma yapan bir deniz altı ekibi. Yaklaşık 7 bin beşyüz yıl öncesine ait ahşap yerleşim kalıntıları bulmuş. Bulduğu yer de bizim Sinop''un açıkları. Sonuç. Nuh tufanı Karadeniz''de gerçekleşmiş olabilir. Olur a. Zaten ağrı dağına da fazla mesafe yok.
İri göğüslü tavuklar Tamam gündem biraz bilim kurgusal derken bir ekonomi uzmanı yazarımızın satır arası ifadeleri yeni bir tartışmaya daha kapı açıverdi. Hani genleri ile oynayarak domatesleri irileştirdiler ya. Gelişen teknoloji yardımı ile, kesim tavuklarının da yapısı ile oynanırmış meğerse. Mesela geniş göğüslü tavuk cinsi ile etli baldırlı tavuk cinsi birleştirilmiş. Al sana hem geniş göğüslü, hem de dolgun butlu bir sanayi ürünü. Sanayi ürünü diyoruz. Zira zavallıları gezinirken gören pek az kişi var.
Buraya kadar kimsenin bir itirazı yok. Ama lakin bir köşe yazarımız " Yahu arada horoz olmadan bu iki tavuk nasıl birleşir" demeye getirince lafı. Mesele de tavukların yapısına gelip takıldı. Bu konuda da bayağı kalem oynatıldı. Horoz tavuk derken nerelere geldik. Tabii ki haftanın bir diğer önemli gündem konusu da teletaciz iddiasındaki gelişmelerdi. Büyük ihtimalle torunlarımızın ""Kadirizm''e ilk darbe""başlığı altında öğrenecekleri olay bildiğiniz gibi geçen haftadan devretti. Ve tüm piyangolarda olduğu gibi iknamiye, yani ilgi katsayısı ikiye katlandı.
Bir manken kızımızın iddiaları ile kamuoyuna yansıyan taciz olayında iş adalete de intikal ettirildi. Ama ilginç olan olayın bir izm mücadelesi haline getirilmesiydi. Çatık kaşları, kaytan bıyıkları ve çizdiği delikanlı tipleriyle sanatseverlerin gözünde devleşen sanatçı aynı zamanda, kendisinden kaynaklanan bir ekolün de sahibiydi. Buna da Kadirizm deniyordu. İşte, bir kısım taraftara göre yapılan komplo Kadirizm''e karşıydı. Ve bir imaj yıkılmak isteniyordu. Kavga tacizcilikten çıkıp ideolojik bir boyuta oturuverdi. Anlaşıldığı kadarı ile devamı haftaya da sarkacak bu işin.
Çocuktan al haberi En ilginç yansıma ise, bir gazetemizin konu ile ilgili olarak yaptığı bir anketti. Yaşları 9 ile 10 arasında değişen ilköğretim çocuklarına, işte televizyonların ana haber bültenlerine kadar yansıyan bu konu sorulmuş. Cevaplar son derece ilginç ama o derece de uyumlu. Büyükleri gibi çocuklarımız da bu konuda kamuoyu gibi ikiye ayrılmış. Asıl ilginç olan ise cinsel taciz konusundaki bilgiçlikleri.." O da ne demek " diye şaşkınlık göstermemişler. Allahtan bu yaşta tacizin kötü bir şey olduğunu düşünüyorlar
Okullar açıldı amma... Çocuklardan konu açıldığına göre devam edelim. Haftanın bir diğer gündem maddesi de okulların açılmasıydı. Medyanın ağız birliği etmişçesine özellikle sekiz yıllık eğitim konusundaki acı eleştirileri kimilerini epey üzdü herhalde. Ama asıl üzülenler tatile doyamayan çocuklar olmalı.Zoraki bağışları göğüslemeyi başaran veliler şimdi de kitap kuyruklarında eksik tamamlamakta. Doğu''da ise 3 bin beşyüz okul hâlâ kapalı imiş. Öğretmen açığı da 14 bin kadar diyorlar.

