Kaydet
a- | +A
Dünya nüfusu 20. yüzyılda 2 milyardan 6 milyara çıktı Bilim adamları artık doğuma endişeyle bakıyor. "Ne kadar çok bebek dünyaya gelirse, dünya üzerindeki yiyecek ve içecek kaynaklarından yararlanması gereken kişi sayısı da o kadar artıyor" diyen uzmanlar, nüfusun şu anki büyüme hızına karşı bir tedbir alınmaması halinde dünyanın geleceğini karanlık olarak değerlendiriyor. Nüfus artış hızında son zamanlarda gelişmiş ülkelerde yüzde 1.4, gelişmekte olanlarda yüzde 1.7 oranında azalma görülmesine rağmen, her gün 240 bin yeni bebeğin doğması ise endişeye neden oluyor. Uzmanlar, bu olumsuz gidişin durdurulması için düzenli bir nüfus planlama politikasının ulgulanması gerektiği üzerinde duruyorlar. ÖNLENEMEYEN YÜKSELİŞ Dünya nüfusu 1804''te 1 milyardı; 123 yıl sonra 1927''de 2 milyara, 33 yıl sonra 1960''ta 3 milyara, 14 yıl sonra 1974''te 4 milyara, 1987''de 5 milyara, 12 yıl sonra da 6 milyara ulaştı. Dünya nüfusunun, 14 yıl sonra 2014''te 7 milyara, 2028''de 8 milyara, 2054''te 9 milyara ulaşması bekleniyor. BM Nüfus Dairesi Müdürü Joseph Chamie, 21. yüzyılın ortalarında dünya nüfusunun 9 milyara yaklaşacağını sandıklarını belirtirken, "yanıldığımızı umuyorum" demekten de kendini alamıyor. BM yetkilisi, artışın, az gelişmiş ülkelerde olmasını beklediklerini de vurguluyor. ARTIŞIN SEBEPLERİ Nüfus artışına birçok etken sebep oluyor. Önde gelen sebeplerden biri ise artışın büyük ölçüde çarpık modernleşmeyle doğrudan ilişkili olması. İnsanlık son 50 yıldır nüfus patlamasının yanında eşi görülmemiş bir modernleşme gelişimine de tanık oldu. Çünkü nüfus hareketliliğinin modernleşmeyle yakından ilişkisi bulunuyor. Modernleşme sonucunda, dünya hızla metropolleşmeye doğru gidiyor. Şu an yüzde 45''i şehirlerde yaşayan dünya vatandaşlarının 2025''te yüzde 60''a ulaşması bekleniyor. Bilim adamları nüfus artışını üç aşamada değerlendiriyor. İlk aşamada, yüksek doğum oranı; yine yüksek olan ölüm oranıyla desteklenirken, nüfus sabit kalıyor. İkinci aşamada, modernleşmenin başlamasıyla doğum oranında artış görülmüyor, ancak ölüm oranı düşüyor. Bu tür toplumlarda nüfus artışındaki oran yılda yüzde 3 civarında gerçekleşiyor. Üçüncü aşamada ise ölüm ve doğum oranları düşüyor, yeni bir denge oluşuyor ve nüfus artışı azalıyor. Birinci aşamada ülke kalmadı, yaklaşık 150 ülke ikinci aşamayı yaşıyor. İkinci aşamayı yaşayan ülkeler toplam dünya nüfusunun yüzde 86''sını oluşturuyor. Üçüncü aşamayı süren 32 gelişmiş ülke ise dünya nüfusunun yüzde 14''ünü oluşturuyor. Bu teoriye göre; dünyadaki tüm ülkeler, ister istemez en sonunda üçüncü aşamaya geçecek. Tüm ülkelerin üçüncü aşamaya geçmesi ise, toplam dünya nüfusunun birinci aşamadakine benzer bir seyir göstermesi anlamına geliyor. Buna göre, nüfus bir şekilde sabitleniyor, ancak bu doğum oranının düşmesi ile değil, ölüm oranının artışı ile gerçekleşiyor. Bunun nedeni ise yıllık yüzde 3 nüfus artışı olan bir ülkenin tüm kaynaklarını bir süre sonra tüketmesiyle açıklanıyor. Yani nüfusu yoğunlaşan ülkeler erozyon, kuraklık ve çölleşme gibi çevresel sorunlarla karşılaşıyor. İnsanlığın karşılaştığı yeni tip krizler öncelikle gelişmekte olan ülkeleri vuruyor. Avrupa çocuk yapmıyor Batı ülkelerinde kadınlar okulda daha uzun süre kaldığı, iş yaşamlarına daha fazla önem verdiği ve evlenmeyi geciktirdikleri için doğum oranlardında büyük bir düşüş yaşanıyor. İtalya''yı 60 yaşın üzerindeki nüfusun, 20 yaşın altındaki nüfusa göre artışı ile Almanya, Yunanistan ve İspanya takip ediyor. Aileye yönelik programlara bütçeden ciddi bir pay ayıran İsveç''te bile anne olmak isteyenlerin sayısı azalıyor. İsveç''te, 1991''den 1997''e kadar doğum oranları 2.12''den, 1.6''ya düştü. Türkiye''de durum Günde 240 bin artıyoruz. Bu rakam bir aylık oranı İstanbul, bir senelik oranı da Almanya''nın nüfusuna denk geliyor. Dünya üzerinde nüfusu 1 milyonu aşmayan 43 ülke bulunuyor. 43 ülkenin toplamının nüfusu ise Türkiye nüfusuna ulaşamıyor. Bir grup bilim adamının TÜSİAD için hazırladığı "Türkiye''nin Fırsat Penceresi-Demografik Değişim ve İzdüşümleri" adlı raporda ise, hızlı nüfus artışı döneminin geride kaldığı belirtilerek "100 milyonluk Türkiye rüyası hiçbir zaman gerçekleşmeyecek" görüşü savunuluyor. Türkiye''de hızlı nüfus artış döneminin artık geride kaldığı vurgulanan raporda, halen yıllık yüzde 1.4 civarında olan artış hızının 25 yıl içinde binde 8''e ve daha altına, 2050''ye doğru da sıfıra ineceği tahmin ediliyor. Türkiye nüfusunun 21. yüzyılın ortalarında 95 milyon kişide sabitleneceği görüşü savunulan raporda, 2050''den sonra ise gerileyeceği kaydediliyor. Raporda, Türkiye''de doğurganlığın son 25 yıldır hızla düştüğü ve yakında nüfusun ancak kendini yenileyebileceği belirtilirken, demografik geçiş sürecinin birçok Avrupa ülkesi gibi bir yüzyıla değil 40-50 yıla sığdırıldığı savunuluyor. Dünya nüfusu nereye? Dünya nüfusu önümüzdeki yüzyılda patlayacak mı yoksa tükenme tehlikesi mi yaşayacak? Bu soruların ilginç cevapları bulunuyor. Örneğin, Fransız L''Express Dergisi''nin haberinde ünlü demograf Herve Le Bras, "Dünya nüfusu nereye gidiyor" sorusuna "2030 yıllarında dünyadaki nüfus çokluğundan değil nüfus azalmasından endişe edilmeye başlanacak. Çin''den gelen istatistikler yaya kalmaya başlayınca bu sefer insanlığın sonu mu geliyor diye tartışılacak" diyor. BM raporunda ise 2050 yılında dünya nüfusunun 8.9 milyar kişiye ulaşacağı tahmin ediliyor. Bütün dünyada ise bir milyar civarında insan 15-24 yaşları arasında yer alacak. Bilim adamları uyarıyor Yeni bulgularla birçok alanda ilerleme kaydedilmesine rağmen, nüfus artışının, bilimsel gelişmelerin çok önünde gittiği ifade ediliyor. Bilim adamları, "Dünyada çok kalabalığız. Bunu denetim altına alamazsak, bu eski gezegenin insanları taşıma kapasitesi hepimizin sonunu getirecek" uyarısını yapıyorlar. Etkin politikalar uygulanmaması halinde insanlığı önümüzdeki yüzyılda açlık, susuzluk, enerji darboğazı, çevre kirliliği gibi yaşamak için hayati öneme sahip konularda yeni sorunlar bekliyor. Kentlerde patlama Dünya hızlı metropolleşmeye doğru gidiyor. Bilim adamlarının tahminlerine göre, şu an yüzde 45''i şehirlerde yaşayan dünya vatandaşlarının 2025''te yüzde 60''a ulaşması bekleniyor. 20. yüzyılın başında 100 milyon insan 100 bin kişilik nüfustan daha büyük şehirlerde yaşıyordu. Günümüzde ise bu oran 2.5 milyara ulaştı. 2002''de dünya nüfusunun yarıdan fazlası, 2025''te üçte ikisi, 2100''de ise dünyanın dörtte üçü kentlerde yaşıyacak. Müslüman nüfus 1.5 milyar 1973''te 500 milyon olan dünya Müslüman nüfusu bugün 1.5 milyara yaklaştı. Batılı araştırmacılar, göçlerin etkisinden çok Avrupalı''nın İslamlaşması sonucunda, bölgenin 50 yıl sonra İslam''ın başlıca yayılma merkezi olacağını öngörüyor.