İsrail ve ABD’nin İran’ı hedef alan operasyonları bütün bölgeyi kuşatan bir çatışmaya dönüştü.
İran’ı kendisine tehlike olmaktan çıkarıp bölgede yayılmayı hedefleyen İsrail'in saldırma iştihasını kabartan, Strateji ve Siyasi Çalışmalar Enstitüsü tarafından hazırlanan “A. Clean Break/Yeni Bir İsrail” başlıklı rapordaki temel fikirlerdir.
Raporda, İsrail'in “güç yoluyla barış” temelli stratejisi, geri çekilmesini öngören politikayı terk ederek daha fazla hareket özgürlüğü sağlayacak “misilleme yerine saldırı” ilkesini tesis etmektir” denilmektedir.
Bölgeye hâkim olmak isteyen İsrail’in yapmak istedikleri şey İran’ı parçalayarak nükleer kapasitesini tamamen durdurmak, terör örgütü PKK’nın İran uzantısına korsan bir yapı kurdurarak “arzımevut” (vadedilmiş topraklar) hayalini gerçekleştirmek.
Etnik kimliklerin çatışma alanına dönüşecek İran’daki beş büyük Kürt grubu “İran Kürdistanı Siyasi Güçler İttifakı” adıyla ortak bir yapı oluşturdu. MOSSAD ile görüşen koalisyonun İsrail’e 100 bin kişilik ordu sözü verdiği söylenen PJAK ve ortakları ABD’nin de iştahını kabarttı. Başkan Donald Trump’ın, ABD ve İsrail’in İran’a karşı yürüttükleri savaşta “sürecin devamı ve rollerini” konuşmak için Iraktaki Kürt liderler ile telefon görüşmesi yaptığı ortaya çıktı.
Beş oluşumun liderleri tarafından yapılan ortak açıklamada ittifakın amacı “İslam Cumhuriyeti” rejiminin tüm meşruiyetini kaybettiği ancak iktidarda kaldığı İran'da varlıklarını ortaya koymak olduğu ifade edilerek ittifakın ana hedefi "İran İslam Cumhuriyeti'ni devirmek ve Kürtlerin kendi istikbalini tayin etmek" olarak belirlendi.
Türkiye, bölgede bir araya gelerek ortak operasyon hedefleyen Kürt gruplarındaki hareketlenmeyi yakından takip ediyor. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan yaptığı açıklamada “Ne olacak, neyi hedefliyorlar, nereden ne çıkar bunların hepsini yakından takip ediyoruz…” dedi.
Kürtlere Suriye’de veremediği desteği İran’da vermeyi vadeden İsrail’in tüm operasyonları İran’ın bölünmüş coğrafyada uzun soluklu bir karmaşa içinde kalmasıdır. Mağduriyetini mücadelenin sermayesi yapan İRAN, Körfez’de diyaloğu geliştirmek yerine Körfez ülkelerini hedefe alarak tüm coğrafyayı savaş alanı yapmaktadır!.. Bölgesel desteği engelleyen bu karmaşa İsrail’e alan açmaktadır.
Muhalif Kürt gruplarını, "Bunu yapmak istemeleri harika bir şey, ben tamamen desteklerim" diye İran’a karşı cesaretlendiren ABD Başkanı Trump Kürt gruplarını örtülü olarak da tehditten geri durmuyor. "Ya Amerika ve İsrail'in yanında ya da İran'ın yanında…" tehdidi ile operasyonu garantiliyor.
İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir, İran'a yönelik saldırılarında bir sonraki safhaya geçtiğini belirterek "Ortak çıkarlar ve değerler doğrultusunda mücadele ediyoruz. Eş zamanlı hareket ederek rejimi askerî kabiliyetlerinden mahrum bırakıyor, onu stratejik bir izolasyona ve daha önce hiç yaşamadığı bir zayıflık noktasına sürüklüyoruz" ifadelerini kullandı.
Eyal Zamir, İran’ı yaptıkları operasyonlar ile “stratejik izolasyon/yalnızlığa” mahkûm ettiklerini söylüyor ama gerçek farklı. İran, açıklanması zor bir tercih yaparak işgalci ABD-İsrail’in yerine Körfez ülkelerine saldırdı. İran, Körfez ülkelerine saldırılarını, petrol/doğalgaz altyapısını hedef alarak küresel ekonomiyi etkilemeyi, Körfez ülkelerinin ABD ve İsrail ile iş birliğini engelleme hamlesi olarak izah ediyor.
İşgalcileri bırakıp onlarla muhtemel bir iş birliğini engellemek için Körfez ülkelerini hedef almak bir çıkış yolu değil cinnettir! Nitekim bu gayretleri işgalciler tarafından tüm üst kadroları imha edilerek ödüllendirildi(!)
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, İran savaşında diplomasiye dönülmesini istediklerini söyleyerek savaşın "En geç rejim bir değişikliğiyle son bulabileceğini" söyledi. Ancak, bu savaşın ne zaman ve nasıl biteceğini söylemek için henüz çok erken.
O kadar çok belirleyicisi var ki!..

