Hafta içi medyada “Toplumsal erozyonun çözümü aile ve eğitimde gizli” başlıklı haberler yer aldı. Çocuklar üzerinde yaşanan hasarın sebebi “ebeveynlerden kopukluktur” deniliyor. Bu kopuş evin içinde temas kesilince başlıyor ve ebeveynden kopan çocuk tutunacak dal arıyor. Çocuk firarda değil ebeveyn firarda!..
Toplum ahlakında erozyon dünyanın derdi.
Erozyonun merkezi aile, çözüm aracı da eğitim gösteriliyor. Aile bu çözülmeden en fazla hasar alan sosyal birimdir. Bu hasarı en yakınımızdan, suça karışan çocuklar ve boşanmalar üzerinden yaşıyoruz. Ancak çocuk suçları ve boşanmaların artması bir sonuçtur. Bizim aradığımız bu belayı başımıza musallat eden sebepler nedir ve hangi araçları kullanarak bu yarayı tamir ederiz.
“Toplumsal Erozyon” denince, herkes suça karışan çocukları işaret ediyor. Hadiseye çocuklar üzerinden bakalım. Erken yaşlar, çocuğun toplumun kaide ve değerlerini, davranışlarını öğrenme dönemidir. Çevresindeki kişilerle temas kurarak bu becerileri kazanır. Evin içindekilerle temas kuramayan çocuk neyin doğru neyin yanlış olduğunu sosyal medyadan ve dışarıdan öğrenirse, ahlaken gelişimi hangi yöne olacaktır?..
Giderek artan çocuk suçlarındaki artış zayıf halkayı ortaya çıkardı. Hasar ailede var. Boşanmaların giderek artması, evliliklerin azalmasının arkasındaki sebep de ailedeki hasardır. Boşanmaların ve suçlu çocukların artışı ailedeki hasarı görünür kılıyor. Bunu nereden anlıyoruz, suça sürüklenen çocukların aile üyelerinden önemli sayıda suç hikâyesi olan var. Ailede suçlu bireylere dair yapılmış araştırmalara göre çocuk suçluların %54’ünün ailesinde hüküm giymiş suçlu bulunmaktadır. Aynı vakayı boşanmalar için de soralım, sonuç çok da farklı çıkmaz…
Bizim başarı karnemizi ailemiz verir. Çocuk suçlarının artması “sosyal hayatın merkezi olan ailenin” büyük tahribata uğradığını göstermektedir.
Çocuklar da suçlu olarak doğmazlar, iyilik gibi kötülük de sonradan görerek öğrenilir. Ancak içinde bulundukları sosyal çevrede suç davranışını öğrenerek suçlu çocuğa dönüşebilirler. 18 yaş altı çocukların yüzde. 90’nının kendi iradesi dışında suça itildikleri ifade ediliyor. İçerideki ebeveyn iradesine tabi olmak dışarıdakine tabi olmaktan daha kolaydır. Çocuk kendi anne babası değil de niye sokaktaki eşkıyaya teslim olsun?!
Eğer anne baba bu sorumluluğu ihmal ederse boşluğu çeteler doldurur. Bir çocuk bir eylem için karar verirken en yakınındaki ebeveynlerin ihmali onu sokağa iterse, çeteler, suç örgütleri çocukların ve gençleri bağımlı hâle getirip habis eylemleri için kullanacaktır. Böyle bir durumda “Aile ile Çete” arasında kalan çocuk en yakınındakine tutunur.
Çeteleri yok etmek yetmez! Ailelere sorumluluğunu ve değişen hayat şartları içinde neyi nasıl yapacaklarını hatırlatmamız lazım. Herkes neyin sebebine yapışırsa ona kavuşur. Bugün maruz kaldığımız tehlikeler karşısında suç ve suçlularla mücadelede başarı iş birliğine dayalı. Topyekûn bir mücadele şart çünkü fıçıdaki delik bir tane değil.
Sivil toplum kuruluşları zirvesinde bu tehlikeye karşı, mücadelenin aile ve sivil toplumun katılımıyla iş birliğine dayalı topyekûn bir mücadele gerektiği açıklandı. İş birliğini yapacak olanlar; aile ve çevresinden (özellikle insan merkezli) eğitim kurumları, akran grubu ve kitle iletişim araçlarıdır.
Genel kanaat; “Sosyal sorumluluk” toplum ve çevrenin ihtiyaçlarını karşılamak, destekte bulunmak maksatlı sivil toplum örgütleri, dernekler, vakıflar, özel ve kamu kuruluşlarının iş birliğidir.
Ancak; kişilerin bu mücadelenin parçası olması için yangının illa evinde çıkması gerekmez!..

