Dinle
Kaydet
Türkiye Gazetesi
'İnsani Koridor'un diğer yüzü 'Emân Belgesi'
0:00 0:00
1x
a- | +A

TBMM, üç milletvekilinin İmralı Cezaevi'nde PKK lideri Abdullah Öcalan ile yaptığı görüşmenin (24 Kasım) tutanaklarını yayımladı.

Görüşmede Öcalan, Suriye’de üniter bir devletin paydaşı olmak yerine umudunu İsrail’in desteği ile Dürzi-Nusayri ayaklanmasına bağlayan PKK’nın “sadece silah bırakamamasının değil, zihinsel olarak (düşmanlığın da) sonlanması” gerektiğini söylemişti.

Suriye hükûmeti ve terör örgütü YPG arasında 15 gün sürecek bir ateşkes anlaşması sağlanmasının ardından YPG'nin işgalindeki Haseke, Kamışlı ve Ayn el-Arab'a ulaşan iki “insani koridor” hattı açıldı.

Birleşmiş Milletler'in çatısı altındaki farklı kurumlar aracılığıyla Haseki’nin güneydoğusundan geçen insani koridordan terör örgütü YPG'nin işgali altındaki Haseke ve Kamışlı bölgelerine çoğunluğu gıda yardımı olmak üzere, ilaç, tıbbi malzeme ve kitleri içeren insani yardımlar gönderiliyor.

“İnsani yardım koridorunun” diğer yüzü de eski örgüt mensuplarının Suriye hükûmetine teslim olduğu “Uzlaşma merkezleri” oldu. Kurulan Uzlaşma merkezlerinde YPG/SDG’nin çekildikleri bölgelerde teslim olarak Şam yönetimine katılan eski örgüt mensuplarını güvence altına almak için “Eman belgesi” adı verilen belge veriliyor.

Suriye’de yaşanan bu gelişmeler karşısında kişilerin ve kurumların ortaya koyduğu tavır ve değerlendirme bağlı bulundukları yere göre değişiyor. Gelişmeleri "Suriye Afganistan'a dönüşüyor" diye yorumlayan (PYD) eski Eş Genel Başkanı Salih Müslim, "Kürtlere karşı komplodur" diyor.

Sâlih Müslim, Şam yönetiminin hapishanelerdeki DEAŞ'lıları serbest bıraktığını öne sürerken Rakka’da terör örgütü PKK/SDG’nin El-Aktan Hapishanesi'nde mahkûm tuttuğu 126 çocuk hükûmet güçleri tarafından özgürlüğüne kavuşturuldu. Tamamı 18 yaşın altında olan 126 çocuk PKK/YPG/SDG tarafından DEAŞ’lı oldukları iddiasıyla aylarca hapishanede tutuluyordu.

SDG, 10 Mart Mutabakatına uymamak için yaptığı her operasyonda kendinden kopan parçaları Kürtlerin kaybı olarak ileri sürerken, dünya gelişmeleri farklı okuyor. İçeriden duymak istediğimiz değerlendirmeler dışarıdan geliyor.

Ahmed Şara’nın 28 Ocak'ta Moskova ziyaretinde Suriye’deki son gelişmeleri değerlendiren Putin, "Suriye'nin toprak bütünlüğünün yeniden sağlanmasına yönelik çabalarınızı yakından takip ettik. Bu sürecin ivme kazanmasından dolayı sizi tebrik etmek istiyorum" demişti.

ABD Başkanı Trump’ın değerlendirmesi de Putin’den farklı değil. Trump, "Suriye'nin çok saygın Cumhurbaşkanı (Ahmed Şara) ile çok iyi bir görüşme gerçekleştirdik. Suriye ve bu bölgeyle ilgili politikalar çok iyi gidiyor. Bundan dolayı çok memnunuz…" ifadelerini kullandı.

Trump, Şara’ya “Birden fazla Suriye değil, birleşik bir Suriye görmek istediğini” söylerken DEM Parti heyetinin CHP Genel Merkezini ziyaretinde Özgür Özel, bölgede yaşananların “endişe verici” olduğunu söylüyor!

Özel, Suriye’de yaşananlarla ilgili olarak "HTŞ'ye kravat giydirmekle, rejimin başına getirmekle hepimizi düşman bilen, demokrasiyi düşman bilen, sandıktan nefret eden, birtakım zihniyetteki kişilerin hareket alanı bulacakları bir rejim, bir düzen değildir. Orada kimseye huzur yoktur. En çok da Türkiye'ye huzur yoktur" ifadelerini kullandı.

Başından beri, "Türkiye yanlış yaptı, bizim Suriye'de ne işimiz var?" diyen Özel’in derdi Suriye’deki Kürtler değil PKK/YPG’nin, Şam Yönetimi tarafından yenilgiye uğratılmış olması.

Bir devletin paydaşı olmak “eşit vatandaşlık haklarının garanti altına alınarak zihinsel düşmanlığın sonlanması” ile mümkündür.

Bunu Suriye’de gerçekleştirecek olan “İnsani Koridor ve Emân Belgesi”nin sahadaki sonuçları bütün bölgeye nefes aldıracak...

Hikmet Köksal'ın önceki yazıları...

ÖNE ÇIKANLAR