Eski ABD Başkanlarından Woodrow Wilson “Savaşın etkileri savaş alanlarıyla sınırlı kalmıyor…” demişti. İşgalciler, her şeyin bittiğini zannettiklerinde her şey yeniden başlar.
Savunmasını Hürmüz üzerinden kuran İran’a ABD’nin karadan askerî müdahalesi zor gözüküyor. ABD tarihindeki Vietnam Savaşı (1965-1975) ve Afganistan Savaşı (2001-2021) gibi önemli çatışmalarda askerî hedeflerine ulaşamayarak stratejik ve siyasi yenilgiler yaşamıştı. Yapacağı bir kara operasyonunun şartları İran lehine eşitleyerek ABD’nin ağır kayıplar verme ihtimaline karşı istekli görünen İran Meclis Başkanı Bakır Kalibaf, “Amerikan askerlerinin karaya çıkmasını beklediklerini, üzerlerine ateş yağdıracaklarını” vurguluyor.
Öte yandan, ABD Başkanı Trump’a savaşı durdurma çağrısında bulunan Mısır Cumhurbaşkanı Sisi “İnsanlık adına ve barışseverler adına size sesleniyorum, bize yardım edin ve savaşı durdurun” diyor.
Trump’ın derdi ise farklı. Hürmüz Boğazı'ndan petrol sevkiyatı için askerî yardım talebini reddeden müttefik ülkeleri eleştiren Trump’ın tepkisi, ABD'nin yardıma ihtiyacı olmadığını belirterek "bence çok aptalca bir hata yaptılar" demekle sınırlı.
Hürmüz Boğazı'nın kapatılması Küresel Piyasaları çökertirken ABD’de hisse senetleri düşerken petrol fiyatları yükseliyor. Toplumların büyük çoğunluğu savaşın ekonomik maliyetlerinden endişe duyarken bunun istisnası İsrail’dir. George Armstrong’un deyimiyle “Yahudiler, piyasalardaki paniklerde kaybetmezler. Panikler onlar için hasat dönemleridir…”
İsrail’in programı ise, “Lübnan içinde bir güvenlik bölgesi oluşturarak İsrail’in güvenliği sağlanana kadar yerinden edilmiş yüz binlerce Lübnanlının geri dönüşünü tamamen engelleyerek sınıra yönelik tehditleri tamamen ortadan kaldırmak…"
10 milyonluk bir ülke binlerce yıllık şehirleri harabeye çevirecek, insanları ülke dışına sürecek bir savaşı nasıl kurguluyor? İsrail’e diz çöktürme gücü olan dev ülkeler İsrail’e karşı nasıl bu kadar sabırlı(!) oluyor?... Teslimiyetçiliğin sınırını Trump "Onlar, ne dersem onu yapacaklar. Ben durduğumda onlar da duracak. Kışkırtılmadıkları sürece duracaklar; şimdiye kadar iyi bir takım oyuncusu oldular…” diyerek özetliyor.
Bu teslimiyetin arkasında ne var, kimin eli kimin cebinde?.. Hanry Ford “İsrail menfaatleri için geçmişi kirli kişiler en itaatkâr uşağı oluştururlar. Bu tür suç dosyası hazırlamak Yahudi kontrol sisteminin bir gereğidir ve istediği anda onları kullanırlar” diyordu.
Trump’ın alanı sadece Hürmüz’de daralmıyor, artan yalnızlığı AB ülkeleri ile de sınırlı değil. ABD kaynaklı haber ajansı Associated Press'in anketine katılanların sadece yüzde 4'ü ABD Başkan Trump'ın sahadaki uygulamalarını "makul" bulurken yüzde 96'lık büyük çoğunluk, izlediği savaş politikalarından hoşnutsuz. 3 Kasım'da ABD'de yapılacak ara seçimler Trump yönetiminin geleceği açısından "Buraya kadar!" mesajı olacaktır.
ABD’de yönetici kadrolarının teslimiyetçiliğine karşı, içeride seçmen tabanı dışarıda ise müttefikler farklı yönlere koşuyor. Gelişmeler ve sonuçları 3 Kasım'da ABD'de yapılacak ara seçimleri beklemeyecektir.
Gelişmeleri iyi okuyan(!) Başkan Trump, Hürmüz defterini kapatmak üzere “…Birleşik Krallığa bir önerim var, biraz gecikmiş bir cesaret toplayın, Boğaz'a gidin ve orayı bizzat alın. Artık kendi başınıza nasıl savaşacağınızı öğrenmek zorundasınız. ABD artık size yardım etmek için orada olmayacak, tıpkı sizin bizim yanımızda olmadığınız gibi…” diyor.
İşler ters gidip alanı daraldıkça etrafa parmak sallayan Trump’ın asıl unuttuğu şey: “Gerçeklerin bir gün ortaya çıkmak gibi kötü bir huyu vardır…" Hüküm neticeye göre verilir, onun için bir işin sonuna bakmak gerekir. ABD’nin Orta Doğu’da yaşayacağı hayal kırıklığı ve hasar Vietnam yenilgisinin çok üstünde olacaktır…

