Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan hafta içi Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ndeki toplantıda İran-ABD ve İsrail arasında uzayan savaşın küresel sistemde yol açtığı arızalardan bahsederken “Dünya enerji ticaretinin yüzde yirmisini taşıyan Hürmüz Boğazı’nın kapanması küresel ekonomiyi ciddi bir türbülansa sokmuştur” dedi.
“Türbülans” alanı sadece küresel ekonomi ile sınırlı değil. Bu türbülans; operasyon sorumluluğunu ilk günden üzerine alan Başkan Trump ve saldırı kapasitesinin tamamı ABD’ye dayanan İsrail için “bir felaket senaryosuna” dönüşebilir.
ABD'nin eski CIA Direktörü John Brennan, ''İran'a, Trump'tan daha fazla inanma eğilimindeyim. Trump, gerçeklerle defalarca yüzleşmesine rağmen gerçeği kabul edemedi. Şu an bocaladığı çok açık. Kendi kurduğu bu fiyaskodan nasıl kurtulacağını bulmaya çalışıyor…” diyor.
Kasım ayında yapılacak Kongre seçimleri öncesi kendi mahallesinde desteklediği Cumhuriyetçi adayın seçimi kaybetmesi Trump’ın bu fiyaskodan kurtulmasının zor olduğunu gösteriyor...
Trump hafta içi katıldığı özel görev gücü zirvesinde çıkmaza giren İran operasyonunun faturasını, “Pete’i aradım, General Caini’yi aradım. Orta Doğu’da bir problem var dedim. Ve Pete… Sanırım ilk konuşan sendin ‘Hadi yapalım’ dedin…” diyerek Savunma Bakanı Pete Hegseth’e kesti.
İsrail-ABD ve İran savaşına ilişkin, değerlendirmelerde bulunan Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ABD ve İsrail’in “başlangıç pozisyonlarının birbirinden uzaklaştığı” yönünde değerlendirmelerin arttığını belirterek "Bu savaşı İsrail başlattı. Sorun, savaşı bitirme planları olmaması değil, İsrail’in barış istememesi. Bu gerçeği her yerde, her fırsatta vurguluyoruz" dedi.
Netanyahu liderliğindeki İsrail hükûmetinin aşırı sağcı politikaları ve savaşın hedefleri konusundaki tutumu, Trump ile ciddi görüş ayrılıklarına yol açmıştır. Lübnan'da köprüleri hedef alan İsrail ülkenin güneyini kuzeyinden izole etmeyi amaçlıyor.
İşgalci İsrail’in Savunma Bakanı Yisrael Katz, İsrail’in kuzeyindeki işgalci Yahudilerin güvenliğini bahane ederek sürgün ettikleri yüz binlerce kişinin geri dönüşüne izin vermeyeceklerini açıklıyor.
İsrail, Lübnan’ın güneyindeki halka, evlerini terk etmeleri ve Lübnan-İsrail sınırına yaklaşık 30 kilometre uzaklıktaki Zehrani Nehri’nin kuzeyine gitmeleri çağrısı yapmıştı. Böylece Lübnan’daki durumu kökten değiştirmeye kararlı olan İsrail’in hedefe aldığı “kalıcı işgal” gerçek zeminine oturuyor.
İsrail'in 2 Mart'tan bu yana Lübnan'a düzenlediği saldırılarda 1.094 kişi hayatını kaybetti, 2.966 kişi yaralandı ve saldırılar nedeniyle Lübnan'da zorla yerinden edilenlerin sayısı 1 milyon 162 bini geçti.
İsrail’in saldırılarını "savunma" yalanıyla meşrulaştırma çabası üzerine Lübnan Başbakanı N. Salam, Hizbullah’ın askerî eylemlerini “yasa dışı” ilan edeceklerini belirterek Hizbullah’ın silah bırakması gerektiğini ve rolünün siyasi alanla sınırlandırılacağını söylemesinin karşılığı yoktur.
İsrail’in Lübnan işgalinden kalıcı sonuç alması ABD’nin Hürmüz Boğazı operasyonu ile dikkatleri üzerine çekmesine bağlı. Dünya Hürmüz’ü konuşurken İsrail’in yürüttüğü işgal ve saldırganlık Trump’ı travma yaşatacak bir yola sürükledi.
“Hürmüz Boğazı krizi” ABD ve İsrail’in operasyon yeteneklerini daraltarak dengelerini bozdu. Trump’ı geri dönüşe zorlayan, İran’daki bir kara operasyonunun ABD’ye neye mal olabileceği korkusudur.
Trump’ı maceraya atılmaya zorlayan İsrail muhabbeti değil, kendisini baskılayan Epstein dosyaları ve İsrail lobileridir. Siyonist lobinin İsrail’e menfaat devşiren saldırıları karşısında “Önce Amerika” sloganı altında toplanan seçmen, “benden buraya kadar” dediğinde İsrail ve Trump hareket edemez hâle gelecektir…
Hikmet Köksal'ın önceki yazıları...