Kuru gürültüye pabuç bıraktık

A -
A +

Yılbaşı geceleri şamata etmek kazanılmış hak oldu. Yarın tatil ya, sabaha kadar eğlenirsin yatarsın akşama kadar. İyi de belki komşun esnaf işi var, belki talebe imtihana hazırlanıyor.

 

 

 

Motosikleti ben de severim ama 1.000 cc’lik makineye ses katlayan egzoz taktırıp on bin devirle gazlarsan millet yatağından fırlar.

 

Apaçiler ayrı vaka. Arabaları dökülüyor olan paralarını teybe yatırmış, bagajı kolonla doldurmuşlar. Gece el ayak çekilince turluyor, tapavolüm arabeskin dibine vuruyorlar. 
Eskiden üç dükkândan biri kasetçiydi, açarlar teybi, camları zıngıldatırlar.

 

Beyefendi ticaret yapsın para kazansın, sen bizar ol, ağrılar girsin başına!

 

Okullar güya nezaket zarafet öğretir, pazartesi sabahları müdür muavini mikrofonu kapar, öfkeden tükürük saçar etrafa. Velilere azar, çocuklara azar. İyi de komşu niye dinlesin? Belki hastası var bütün gece kıvrandı yeni daldı daha. Bana ne canım, çocuklar yerlere çöp attılarsa.  

 

Fatih’te birkaç müezzin var, hoşuma gidiyor. Lütfedip minareye çıkıyor, kendi tabii sesiyle okuyorlar. Mikrofon elinin altında oysa.

 

Efendim üst katınızda çocuklu aile varsa patırtı kesin olur, boğuşur dalaşır top oynarlar. Ondan da rahatsız olmayın artık, tıfıl kahkahasına tahdit koymayın. Bırakın kıkırdasınlar, neşe gelsin apartmana.  

 

Ama bazı amcalar ayarsızdır, durur durur da pazar sabahı matkabı dayar duvara. Darrrrrr. Haydaa!

 

Eskiden apartman altında dükkân tutan doğrama yapabilirdi pekâlâ, komşular hızar sesine alışırdı zamanla. Ege kasabalarında gece boyu dokuma tezgâhları çalışır. Takırtı kesilince telaşlanır, koşarlar “Ne o, bir şey mi oldu yoksa?”

 

Ambulansçı kardeşlerim, tamam yol sizin, biz fermuar gibi açılır hızını kesmeyiz asla. İyi de imsak vakti boş sokaklarda siren açmak ne ya?..  Eski binaların su tesisatları da çok pis ses yapar, asansörler, havalandırmalar ona keza...

 

Eskiden minibüse binerdik teyp son haddinde, ağlangaçlı nağmeler isyankâr mısralar. Ya abi bu ne sabah sabah, bi’ dur, uykumuzu alamadık daha.  

 

 

Evvel zamanlarda kadınlar halıları asar, verirler değneği sırtına. Vurdukça toz kalkar bulut bulut yayılır etrafa. Güm, pata güm!  Halı dövmekle davul çalmak arasında bi’ fark yoktur aslında.

 

Elektrik süpürgeleri daha bi’ çekilmezmiş, kafa bırakmıyor insanda.

 

Malum erkek çocukları bağıra çağıra oynar, dikşinyu diye ateş ederler güya. Yok vuruldun, vurulmadım, ben ölmezmişim aslanım.  Neticede kavga kopar, mızıkçının anası bacısı kalaylanır, ebesi de payını alır ne günahı varsa.

 

Ama şu var ki çocuklar kin tutmaz, birazdan aynı takımda oynayacaktırlar.

 

Patatizzoğaaaan.

 

Duyuyoruz abi tamam, şimdi ne lüzum var mikrofona?

 

Bitmedi belediye hoparlörü “Dinn Dannn Donnn. Lütfen dikkat! İlanen tebliğ. Emlak vergilerini yatırmayanlar...

 

Beldemiz sakinlerinden hacı filanca Hakk’ın rahmetine… Öğle namazını müteakiben asri mezarlığa…

 

Yazın memlekete gidersiniz, düğün mevsimi. Ritim özürlü solistler detone olur. Elektronik orgda hep aynı fon durur: Daktiri dak dak!

 

Yazlıklar ayrı bela, gazinocu sabah akşam “Hamamcı Teyze” dinletir umuma. İstanbul’da Ankara’da hanım hanımcık efendi beycik olanlar burada kurtlarını döker, teammüden dağıtırlar. Alkol, kumar, röntgen, sarkma ne melanet varsa…

 

Şimdi teyzem bir yaş büyümüş. Hepibörtdeytuyu… Bam bam bam fişekler havaya.  Martılar yaralanır, arabalar hasar alır. Tünelden çıkan deplasman oyuncusuna dönersiniz, bi’ kafanıza Zippo yemediğiniz kalır.

 

Bilirsiniz talebe milleti imtihan dönemi hassaslaşır. Çıt çıkarmayın yoksa çözemediği denklemin suçunu size atar. Şimdi iki yıl çalışmış ya üniversiteyi kazanacak ya da iş güç bakacak. Önemli bir kavşak, gerilmiş patlayacak. Sen de açmış “yine yeşillendi fındık dalları” dinletiyorsun ona.

 

Büyüklerimiz ceviz bile kırdırmazdı, ya bahçeye indirir ya da odunluğa yollar. Terliklerin bile yumuşağını seçer, masa sandalye ayaklarına lastik çakarlar. Aman ses gitmesin de aşağıya.
Şimdiki evler mahremiyeti de bitirdi, banyolar tuvaletler aynı boşluğa bakıyor. Hanenizde neler olup bittiğine komşunuz da aşina. Kim partici, kim takım tutuyor, sor anlatsın sana.  

 

Eğer otoyola bakan bir daire tuttuysan korna siren dinleyeceksin sabaha kadar. Sadece lastik sesi yeter, bitmeyen bir uğultu, 7/24 kulaklarında.

 

Bir zamanlar Yeşilköy Hava Meydanı’ndaki jetlerin sesi çınlardı binamızda.

 

Sonra sesi duymaz olduk, var ama yok. Demek ki kafadan yedik ufak ufak. Bilmem tahtalar da oynadı mı acaba?

 

Bir bina yaklaşık iki yıl sürer. Amcam para kazanır, mahalleliyi gürültüye  mahkûmu eder aylarca.

 

Verdiğimiz rahatsızlıktan ötürü…

 

O cümleyi yazdın diye affedeceklerini mi sanıyorsun yoksa?

 

Bazısının da arabası kıymetlidir, alarmı hassas ayara alır. Üzerine kuş konsa ötmeye başlar. Cakcakcak. Daa dii daa diii. Birbirinden iğrenç melodiler ciyaklar. Bir ara kesilir, oh dersin, sonra tekrar başlar.

 

Karışımızda bir market vardı, gece alarmı çalıyor da çalıyor, gittim söyledim. İçeri kedi mi girdi acaba? Olur gece dolanır, sensörlere yakalanır hayvan.  

 

Birkaç şikâyet daha gelmiş, baktırmışlar arıza varmış kutuda. Tüyü bitmedik kedinin günahını aldık boşuna.

 

Market jeneratörlerinde de  bir motor var düşman başına. Sanki buldozer çalışıyor kapıda. 
Amigo tribünlere dönmüş. “Sessizlik!”

 

Taraftarlar koro hâlinde bağırmış: Sessizlik! Sessizlik! Sessizlik!  

 

Bizi anlatıyor âdeta.

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.