Dinle
Kaydet
Türkiye Gazetesi
2026 yılından ne bekliyoruz?..
0:00 0:00
1x
a- | +A

2025 senesini kısaca “çalkantılı bir yıl” olarak özetledi MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli… Aynı tarifi 2024 için de pekâlâ yapabiliriz. 2023 farklı mıydı sanki? Daha şubatın altısında, Türkiye asrın felaketini yaşadı!..

2026’nın ilk gününü idrak ediyoruz… Zaman parçası olarak dünden yani 2025 yılının son gününden farksız!.. Ama resmî ve özel hayatta artık yeni bir yıldayız. Ekonomik ve sosyal alanda, mevzuatta ve genel olarak hayatımızın her meselesinde yeni yıl hükümleri geçerli. Geçen seneden kalan işlerimizi kovalamaya devam edeceğiz. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, 2025’i “çalkantılı bir yıl” olarak tarif etti. Aynı şeyi pekâlâ 2024 için de söyleyebiliriz… Peki, 2023 farklı mıydı sanki? Daha şubat ayının altısında, Türkiye asrın felaketiyle yüz yüze gelmişti. Allahü teala benzerini bir daha göstermesin!.. Aynı yılın ekim ayında Gazze felaketi başladı. Ondan bir yıl önce, 22 Şubat 2022’de ise Rusya-Ukrayna savaşı koptu. Bugüne kadar her iki taraftan yüz binlerce asker ve sivil hayatını kaybetti. Ve savaşın daha ne kadar süreceği, nerelere kadar sıçrayacağı da belli değil. Aynı şekilde Gazze’de, Siyonist İsrail’in vahşeti en acımasız şekilde devam ediyor? Gazze halkı topyekûn bir imha felaketiyle karşı karşıya. Sadece Gazze değil, Filistin topraklarının her metrekaresinde soykırım ve insanlık suçu bütün dehşetiyle sürüyor… İsrail Filistin topraklarıyla da yetinmiyor. Âdeta kudurmuşçasına her tarafa saldırıyor! Suriye’ye, Lübnan’a, Yemen’e, İran’a saldırıyor. Saldırmayı planladığı başka ülkeler de var… Siyonist terör devletinin, Türkiye’ye karşı nasıl bir husumet beslediğini, yöneticileri itiraf ve ikrar ediyor. Ancak güç meselesi tabii. İsrail’in boyu neye yeter, neye yetmez. Esas mesele bu. Evet, Siyonist İsrail fırsat kolluyor. Bölgesel ve küresel olayların tozu dumanı içinde, hamle yapmak için tetikte bekliyor. Siyonist terör devletinin ülkemize karşı beslediği niyetleri yakın geçmişte Cumhurbaşkanı Erdoğan açıkça dile getirmişti… "Vadedilmiş topraklar" safsatasıyla, Siyonistler boyundan büyük işlere kalkışıyor. Gücünü aşan noktada, Amerika, İngiltere gibi emperyalist ülkelerin desteğini alabildiği için şımarıklıkta sınır tanımıyor!

Son zamanlarda İsrail Türkiye’ye karşı daha açıktan ve küstahça bir husumet sergiliyor. Bir taraftan Türkiye’nin kendisi için en büyük tehdit ve tehlike olduğunu söylüyor. Diğer yandan da güya bu tehlikeyi bertaraf etmek için yeni atraksiyonlara girişiyor. İnsan kasabı Netanyahu’nun ipe sapa gelmez laflarını, Cumhurbaşkanı Erdoğan “Boş teneke tıngırtısı” diye özetledi. İsrail, yanına Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimini alarak, kendince Doğu Akdeniz’de Türkiye’yi sınırlamaya çalışıyor. Yeni yıl mesajında Cumhurbaşkanı Erdoğan bu atraksiyona göndermede bulunarak, şunları söyledi: “Mavi Vatan'da ne emrivakiye, ne yankesiciliğe, ne de korsanlığa göz yummayacağımızın bilinmesini istiyorum.” Sadece Doğu Akdeniz’de değil, Kızıldeniz ve Hint Okyanusunda, Afrika Boynuzu'nda da, İsrail Türkiye’nin stratejik menfaatlerine müdahalede bulunmaya yelteniyor. Doğu Akdeniz’le ilgili olarak girişilen sözde üçlü ittifak tiyatrosundan sonra, Netanyahu giderayak, Somali’den ayrışmak için otuz küsur senedir didişen Somaliland’ı tanıma hamlesini yaptı. Böylelikle Türkiye’nin Somali, Sudan, Libya, Nijer ve bölgedeki diğer Afrika ülkeleriyle yakın ilişkilerini ve giderek büyüyen görünürlüğünü önlemeye çalışıyor. Aynı şekilde Türkiye-Pakistan ekseninde, Asya derinliklerindeki yeni ortaklıklara da çomak sokmaya yelteniyor. Bütün bu hesaplı-hesapsız adımlar, esasen İsrail’in duyduğu korku ve endişelerin dışa vurumudur…

2025 yılında genel olarak Orta Doğu, Doğu Avrupa ve Kafkaslarda cereyan eden hadiseleri, iç çatışma ve savaşları konuştuk. 2026’da da aynı meselelerin gündemi işgal edeceği besbelli. Ve maalesef 2026 yılı 2025’ten daha kolay geçeceğe benzemiyor. En sıcak, en çetrefil konu, kanayan yara Gazze’dir ve Suriye’dir. İsrail Gazze’deki soykırımını perdelemek için ha bire Suriye ve Lübnan’a ve Yemen’e saldırıyor. İran için de daima Amerikan iş birliğine sarılıyor. 2026 yılı İran için de çok zor geçeceğe benziyor. Epey zamandan beri, İran’ı içeriden karıştırmak için girişilen gayretler sonuç vermişe benziyor. Birkaç gündür devam eden sokak gösterileri giderek yayılma eğilimi gösteriyor. Rejim aleyhine hareketlenen göstericiler, dinî lider Hamaney aleyhinde, Şah Rıza’nın oğlu Rıza Şah lehinde slogan atıyorlar… Bu tablo pek görülen bir şey değil. Sokak gösterileri üniversitelere de yayılıyor. İran para birimi riyalin aşırı değer kaybetmesi, esnafı isyan ettirdi ve kepenk kapattırdı. (Bir ABD doları tam bir milyon dört yüz bin riyal…) İran hükûmeti bir taraftan ekonomik ambargolar sebebiyle büyük sıkıntı yaşarken, diğer yanda ABD-İsrail ve Avrupa’nın tazyikine maruz kalıyor. Bu arada içeride rejim aleyhine giderek kabaran öfke dalgaları büyüdükçe büyüyor.

Sıkıntı sadece Orta Doğu ve Afrika’da değil. Avrupa ve genel olarak Batı da ciddi problemlerle karşı karşıya. Avrupa Birliği ve İngiltere, ABD’nin güvenlik konusunda amiyane tabiriyle yan çizmeye başlaması karşısında derin endişe duyuyor. Ukrayna savaşı dördüncü yılına girmek üzere iken, ateşkes ve barış için devam eden gayretler şu ana kadar netice vermedi. Trump’ın bu savaşı durdurma konusundaki söylemleri de pek ümit vermiyor. Bu hâl AB’yi daha çok endişelendiriyor. 2026 Avrupa için de çok zor geçecek gibi görünüyor. Ama tekrar hatırlatalım: Kanayan yara Gazze ve Filistin’dir... 2026 bu meselenin en yoğun tartışıldığı sene olacak… İyi seneler...

İsmail Kapan'ın önceki yazıları...

ÖNE ÇIKANLAR