Kaydet
a- | +A

Amerika, Venezuela Devlet Başkanı'nı niçin kaçırdı? Uyuşturucu ticareti mi sahi? Donald Trump’a göre esas mesele petrol kavgası… Trump lafı eğip bükmeden petrolümüzü çaldılar diyor! Demokrasi getirdik de diyebilirdi!..

“Yeni dünya düzenini” ilk diline dolayan Baba Bush idi… Daha sonra da Oğul Bush babasının yolundan giderek, Irak’ı demokrasi ve özgürlük için işgal ettiklerini ilan etmişti. Amerikan başkanlarının veya kritik mevkideki danışmanlarının her zaman doğruyu konuşmak gibi bir mecburiyeti yok! ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Trump’ın Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack diyor ki:

"Irak işgaline en az üç trilyon dolar harcandı. Bir milyona yakın da insan öldürüldü. Elde kalan bir şey yok…" Adı geçen temsilci gayet açık sözlü. Bugüne kadar ABD’nin dünyanın çeşitli coğrafyalarında doksandan fazla ülkede, darbe; işgal veya halkın seçtiği devlet adamlarını derdest etme gibi eylemler gerçekleştirdiğini, ama hiçbirinden de beklediği kalıcı sonucu alamadığını itiraf ediyor. Fakat görülen o ki, Barrack’ın patronu Trump, bu yolu kendi politikasının en belirleyici yönü olarak tayin etmiş. Yani kafasına estiği vakit, (Büyükleri hariç) dünya ülkelerinin başına pekâlâ musallat olacak gibi duruyor. Venezuela bunun en son örneği. Nicholas Maduro’ya yapılan aşağılayıcı muamele, diğer Latin Amerika ve Karayipler devletlerine apaçık mesaj ve tehdit. Yani sizin de başınıza gelebilir… Maduro gibi elleri kelepçeli, ayaklarında terlik, sürüklenerek sözde mahkemeye çıkarılırsınız demeye getiriyor. Hatta bu konuda Kolombiya Devlet Başkanı Gustavo Petro’yu doğrudan ve mükerrer olarak açıkça hedef gösterip tehdit etti. Sırada başkaları da var.

Mesela Meksika en büyük tehdit altında gibi görünüyor. Brezilya’yı şimdilik ekonomik açıdan tehditlerle yola getirmeye çalışıyor… Çünkü Brezilya BRİCS ülkeleri içinde yer alıyor. Oysa Trump’ın, James Monroe’nun 202 sene evvel ilan ettiği; 'MONROE DOKTRİNİ’ni ismen dönüştürerek, "DONROE doktrini"ni ilan etmiş bulunuyor! Kendi ifadesine göre ABD’nin arka bahçesi olan Batı yarımküreye yani Amerika kıtasına, başka devletler (Çin, Rusya…) gelip ekonomik pazara yerleşemez!.. Bu kıta Trump’a göre bütünüyle ABD’ye ait. Bakar mısınız, Venezuela hükûmeti kendi millî kaynaklarını kamulaştırınca Amerika’nın petrolünü çalmış oluyor! Evet, Tump aynen böyle diyor. Venezuela hükûmeti bizim petrolümüzü çaldı diyor. Demek oluyor ki, Venezuela; yabancı kartellerin ülkesinin zenginliklerini sömürmesine set çekmek için petrol ve doğalgaz kaynaklarını millîleştirince, Washington’un petrolünü çalmış oluyor… Suyun üst tarafında olduğu hâlde, kuzuya suyumu bulandırdın diye diş bileyen kurt misali… Amerika çoktan yıkılıp gitmiş olan dünya düzeninin ardından, ORMAN KANUNLARINI devreye sokmuş bulunuyor. Orman kanununda zayıfların yaşama şansı yok. Şayet kendisini koruyacak öz gücü yoksa mutlaka yem olmaya mahkûmdur!.. Maduro’nun toplamda bir buçuk saat süren bir operasyonla derdest edilmesi hayreti mucip bir şey. Lakin şu acı gerçeği bir kere daha hatırlayalım: Şayet içeride hain varsa, kalenin düşürülmesi pek kolaydır. Venezuela’da aynen böyle oldu. Durum öyle gösteriyor ki, Maduro çoktan kurulan tuzağa düşmüş. Ne kadar Rus veya Kübalı yakın güvenlik görevlisi kiralasa da kendi vatandaşları tarafından korunmayan, korunamayan ve hatta güven duyulmadığı için kiralık ajanlarla kendisini sağlama almaya çalışan bir devlet veya hükûmet başkanının akıbeti böyle trajik olmaya mahkûmdur!

27 Kasım 2025 tarihli yazımızın başlığı, General Noriega, Nicholas Maduro idi… Yani perşembenin gelişi çarşambadan belli idi! 1989 yılında Panama’nın işgal edilmesi üzerine, ABD işgal kuvvetlerine teslim olan ve uyuşturucu ticareti ile kara para aklamaktan yargılanıp hapis cezasına çarptırılan General Noreiga’nın başına gelenler Maduro’nun da akıbeti olacak gibi. Lakin yukarıda da işaret ettiğimiz üzere, ABD’nin uyuşturucu bahanesiyle kıtadaki ülkelerin zengin yer altı kaynaklarına çökme durumu, sözde çok kutuplu dünyanın nasıl bir gelecekle yüz yüze geldiğini çarpıcı şekilde anlatıyor…

Daha seçim kampanyası sırasında Panama Kanalı'na, Grönland Adası'na hatta Kanada Devleti'ne resmen göz diktiğini ilan eden Trump, aklına koyduğu takdirde hangi coğrafya olursa olsun “ÇÖKME” politikasına tam gaz devam edecek gibi duruyor. Kan revan içindeki Gazze için bile bu tehlike en keskin biçimde ortada duruyor… Anlaşılacağı üzere, ne kadar işaret edilirse edilsin, yeni dünya düzeni yakın ufuklarda görünmüyor. Ancak çatışma ve kaos ve güçlünün zayıfı ezmesi tam gaz sürecek gibi görünüyor. Maduro’ya yapılan aşağılayıcı muamele Donald Trump’ın üslubunun sahaya yansımasından başka bir şey değil. Şurasını da mutlaka hatırlatmakta fayda var. Bugün Maduro’nun bu şekilde alaşağı edilmesini sevinç içinde karşılayan Venezuela halkı, 22 sene önce Irak’ta aynı şekilde devrilen Saddam Hüseyin’in gidişine sevinen Iraklıların hâlini iyi anlasın. Irak halkı, zalim diye bellediği Saddam’ın yüz misli daha zalim bir felaketin içinde buldu kendisini… Trump, Venezuela’ya demokrasi götürdük deme yoluna pek sapmadı. Çünkü onun aklı fikri para ve petrolde… Diğer taraftan ABD’ye davetiye çıkaran Maria Corina Machado, Nobel Ödülü'ne rağmen ABD’den çizik yedi. Trump, karşı taraftaki kişinin ABD’ye ne adar yarayacağını hesaplayan bir tüccar. Aynı şekilde daha önce vekil tayin edilen Juan Guaido isimli muhalif… Venezuela’da Maduro’ya karşı ABD ile iş tutan pek çok kişi, hayal kırıklığına uğramaktan kurtulamayacak...

İsmail Kapan'ın önceki yazıları...

ÖNE ÇIKANLAR