Kaydet
a- | +A

Oyununu başarılı bulduğumuz yazar/yönetmen Zühtü Erkan, muhtelif çiçeklerden oluşan bir buket misali, muhtelif çağlardan, değişik kimliklerin sunulduğu bir albümü bize uzatmış. Meselâ, Dumas''ın çok sevilen 3 Silahşörleri''nin karikatürize edilmiş kahramanları bile var. Atos-Partos, Aramis ve D''Artangan. Bunlar arasında ünlü yazar Becket''in silik gölgesi. Ve Amerika''dan ithâl edilen ünlü mafya mukallidi kişiler? Ve tabii, bu şahısların, abartılarak, çirkinleştirilerek sundukları gerçek muhayyel kimlikler. Komediye uyan bir uygulama.

Olaylar, bir gecekondu çevresinde başlıyor, gelişiyor ve bitiyor. Kahramanların, kimlik ve davranışlarıyla, biribirine karıştığı bir olaylar dizisi. Yazar/Yönetmen, hikâyesi ve yönetimi belirli bir çerçeve içinde kalmış biribirine de karışmış diyebiliriz.

Edebiyatımızda Şathiye denen bir şiir tarzı vardır. "Ciddi düşünceleri", iğneleyici bir üslup içinde anlatılan şiirlere denir. Zühtü Erkan, kendi tiyatro anlayış ve yorumu içinde, bir Şahtiye yapmış. Ve haklıdır. Bu kadar, his ve duygudan yoksun oyunları, belki de sancısız bir ifadeyle, kendi çerçevesine uygun bir atmosfer oluşturarak sunsaydı, başarı şansı hakkında pek sözümüz olmayacaktı. Çok bilinen konular, zamana

gerçek veya muhayyel kişiler. Böyle bir çerçeve içinde derlenip sunmak kanımızca daha başarılı olmuş diyebiliriz. Reisi için de aynı düşüncedeyiz.

Yadırgadığımız nokta, mafya mensupları, "oyun" başladığı an, bir ağacın önünde tuvalet ihtiyacını giderme sahnesidir. Ne gereği vardı. Ve böylece Şehir Tiyatroları''nın ünlü bir yönetmeni, Ş.T. için de etmişti... Eh DT de bundan aşağı

kalamazdı. Bu sahne, oyunun hikâye akışı içinde olsaydı, belki biraz "komik" gelebilirdi.. Neyse bitti.