Kaydet
a- | +A

"Ney sesinden öğrendik Mevlâna''yı sevmeyi, Bir güneş etrafında huzur ile dönmeyi... Varınca ilâhî bir hazzın son çağrısına; Yaşamakla bir tuttuk, ''Hayra Karşı'' olmayı..." Birkaç gece evvel, Cemâl Reşit Rey Konser Salonu''nda nice ulvî duygunun yaşandığı bir mekânda, yukarıda sunduğumuz dörtlüğümüzü tekrarladık. Sahnede mıtrıb ve semâzenler vardı. Bir yüce inancın raks ve müzikle varlığını sunuyorlardı. Bir an için yıllar evvele döndük. 1966 yılıydı. Emlâk Bankası''nın Sanat Galerisi müdürüydük. Ve son Havadis gazetesinde eleştirmenlik yapıyorduk. Ayrıca bir de Kitap Köşemiz vardı. Burada görevimiz sadece gelen kitapların tanıtımını yapmaktı. Bir gün çok eski bir arkadaştan, Ordu''da doktor olan Orhan Kutman''dan bir mektup aldık. Bu inançlı kişi bir Mevlâna aşığıydı. Gönderdiği kitabı tanıtmadığımdan şikâyet ediyordu. Halbuki, elimize geçmemişti. Hemen Sahaflar''a gittik ve kitabı bulduk. Ve hayatımızın en muazzez olayını yaşadık. Gece kitabı divanda okumaya başladık. Uykumuz gelince Orhan Kutman''ın Mesnevi çevirisini, divanın yanındaki sete bıraktık. Gecenin bir vaktinde hafif bir sarsıntıyla uyandık. Bir fevkaladelik yoktu, tekrar uyuduk. Zaman kavramını yitirdiğimiz an, gece bir sarsıntıyla uyandık. Kitap, sahifeler açılmış olarak göğsümdeydi. Bir inançla titredik. Hz. Mevlânâ, "bir şeyler" söylemek istiyordu. Kalktık, iki rekât namaz kıldık. Ve Umum Müdürlük''e gittik. Genel Müdür sayın Halit Ata''yla genelde akşam üstleri görüşmek mümkün olurdu. Görüşmek istediğimizi arzettik. Ve olayı anlattık. "Beyefendi, bence Hz. Mevlâna''nın bir emri olacak. İzin verirseniz bir sergi açmak istiyorum." Ve izni alınca Yıldız''da Vakıf binasına Avni Akyol beyefendiyle görüşmeye gittik, yardımını rica ettik. Beni Hz.Mevlânâ''nın son torunu olan sayın Celâleddin Çelebi Beyefendiye gönderdi. Maçka''da oturan Çelebi beyefendiye Sayın Akyol telefonla bilgi vermiş. Ve Çelebi beyefendi bu sergi için neler yapacağımızı işaret buyurdu. Ve 10 gün sonra sergi açıldı. Resimler, fotoğraflar, afişler, broşürler, gazete kupürleri ve kitaplar. Ve gene sayın Çelebi beyefendinin iş''arıyla bir pilav ve tatlı da hazırlandı. Ve serginin açılışı muhteşem oldu. Hatırlayabildiğimiz kadarıyla sayın Vehbi Koç ve bazı ünlü kişiler de geldiler. Sayın Ahmet Özhan ve arkadaşları bir mıtrıb heyeti geceye nur verdiler. Ve o sergi için hazırlanan pilav ve tatlı, yüzün çok çok üstünde olan ziyaretçilere dağıtıldı ve bitmedi. Sayın Çelebi, yanıma sokuldu ve "Kâmi Bey oğlu, bu pilavla tatlının bereketi kendisindedir, üzülme her ziyaretçiye yeter."

Ve sonra Selman Dede''nin irşadına mazhar olduk. *** Semâzenler ve mıtrıp heyeti halkın coşkun alkışlarıyla yavaş yavaş sahneden ayrılıyorlar; fakat alkış bitmiyordu. İçimizde yerleşmiş bir acıyla kaybettiğimiz Sayın Celâleddin Çelebi''ye, Avni Akyol beye ve son olarak feyz aldığımız Selman Efendiye (Selman Dede) bir Fatiha okuduk. Ve Allah''a şükreden, bir dörtlük yazdık. Hayra Karşı "Sen''i, Sen''de aradım; kendimi

Sen''de buldum Dökülecek denizi olmayan akarsuydum Sonra setler yıkıldı önümde yavaş yavaş Ve Sen''in ummanında bir damlacık su oldum. V. Uluslararası Mistik Festivali''ni yapanları kutluyoruz.