Kaydet
a- | +A

Yakın bir gelecekte -tabii kısmet olursa- şiirlerimi, bir kitapta toplamak arzusundayım. Sadri Alışık için düzenlenen gecede, bir dizemi defalarca tekrarladım. Fonda, sanatçının aydınlatılmış bir fotoğrafı, sahne girişinde bir başka portresi vardı. Ama her yerde, sanki sanatçının görünmeyen fotoğrafları gizliydi. Havada Sadri Alışık''ın dost gülüşünün sıcaklığı vardı ve Sadri Alışık, yaşayan dostlarıyla beraberdi.. Tıpkı yazdığım iki mısrâ misâli..

"Ölmek ki, gönüllere yokluktan bir yaşmaktır" "Ölmek ki, bir âlemde vücutsuz yaşamaktır."

Sadri Alışık''la arkadaşlığımız pek olmadı. Yalnız, şimdi adını hatırlayamadığım bir filmi için verilen yemekte tanışmıştık. Çabuk kaynaştık. Sonra, bir başka gün, bir öğlen yemeğinde uzun uzun konuştuk. Henüz evlenmişti. Eşinden saygıyla bahsetti. İşine, sanatına ve arkadaşlarına olan sevgi ve saygısını anlattı. Ve yıllar sonra evvelâ hastalığını, sonra ölüm haberini duyduk.. O güzel ve anlamlı gecedeydik. Mikrofonda kırk yıllık arkadaşımız Halit Kıvanç, o eşsiz üslûp ve zarafeti içinde, yaşanan anıları anlatıyordu. Ve Sadri Alışık çerçevelerden çıkarak aramızda dolaşıyordu. Bütün sevenleri, sevdikleri de oradaydı.. Çolpan İlhan''ı önce filmlerden tanıdık, sonra -son yıllarda- Alışık Tiyatrosu''nda oynadığı rollerden.. Çolpan İlhan, kocası, otuzbeş yıllık eşinin adına bir âbide misâli bu tiyatroyu kurmuş. Yıllarca sinemada kazandığı takdir ve saygıyı, bu sefer tiyatroda yaşıyordu. O gece, bir sırrı çözdük. Zarif sanatçının başarısı, eşini görmeden yaşadığı bu tiyatronun gizemli atmosferindendi.. Sadri Alışık, bu tiyatronun salonunda, dostlarıyla, arkadaşlarıyla gene beraberdi. Ve Çolpan İlhan''ın başarısı da buradaydı. Eşi için yaşıyor, eşi için oynuyordu. "Otuzbeş yıllık eşimdi" diyordu. Sanki her sözünü, unutulmayan gülüşünü hatırladıkça mutlu oluyordu..