Kaydet
a- | +A

Bazı oyunların görünmeyen bireyleri vardır. Meselâ, Samuel Beckett''in Godot''yu Beklerken.. Oyunda iki arkadaş, çok eski ve çok sevdikleri bir arkadaşı beklerken sohbet ederler. Bazen ümitle, bazen gelmeyeceğinin korku ve heyecanı içinde.. Beklenen kişi Godot''dur. Hiçbir zaman sahnede görünmez, ama bütün hikaye, bu görünmeyen kişinin varlığı üzerine kuruludur. Gelelim bu oyuna.. Böyle ruhsuz, donuk bir oyunu görev icabı sonuna kadar izledik. Oyun başladıktan bir süre sonra kopmalar da başladı, ikinci bölümde bir hayli çoğaldı. Sahnede "oynayan" onsekiz sanatçı vardı. Eminiz ki, bu arkadaşlara seçim hakkı tanınsaydı, bu oyunla sahneye çıkmak istemezlerdi. Yazarla tanışmak onuruna eremedik. Bir otelin bekleme salonunda, konukları toplanırlar; dışarı çıkma yasağı vardır. Konuşurlar ama öyle bir konuşma olur. Oyun bu ölçü içinde sürüp giderken bir müşteri -öyle diyelim- odasında telefonu çalar.. Ve aynı an, görünmeyen, bilinmeyen bir kahramanın adı geçer. Yazarın oyuna dahil ettiği mahlûk hamam böceğidir. Bu buluş, yazarın belki de biraz olsun seyirciyi "güldürme" hevesinden doğmuştur. Buyurun! Otel müşterisi telefonla müdüre şikâyette bulunur. "Odamı hamamböcekleri bastı, gelin temizleyin, halının altına kaçtılar, bazı hamamböcekleri sırtlarında başka hamamböcekleri de vardı." Seyirciyi güldürmek amacıyla sarfedilen bir nükte (!) Bu sayın yazar, üstüste olan hamamböceklerinin ne sebeple bu işi yaptıklarını bilmez mi? Mutlak bilir. Amaç halkı güldürmek.. Çirkin, mütezel bir davranış. Devam edelim.. Sahnenin dışında bir koca ve yan yana oturan genç, güzel bir hanım ve daha yaşlı -öyle görünen- bir erkek. Yaptıkları iş, bulmaca çözmek. Ve gariptir, birbirlerine sordukları soruların cevabı, otel sakinlerinden gelir. Hâlbuki, onları duyan olmaz, kimse -belki de- varlıklarından habersizdir. Bu soruların cevapları, verilir. Eh bir böceğin adını, nükte vesilesi yapan bir yazar için, bu davranış da geçerlidir.. Neyse efendi, bir süre sonra oyunun finali gelir. Meğer bu olanların hepsi bir rüyâ imiş. Bir otel sakininin rüyasıymış.. Herkesin gerçek yüzü açıklanır, ama locada oturanların kimlikleri bilinmez. Bu oyun da böyle biter. Oyuna davet edilmiş olmanın bir nazikâne karşılığı olarak birkaç kişi -belki de beğendikleri için- alkışlar. Böylece salondan çıkma yasağı da bitmiş olur.

OYNAYANLAR VE REJİ Evvela yönetmen Arif Akkaya''yı kutlamak isteriz. Hiçbir güzelliği ve hatta özelliği de olmayan bu suya tirit eseri sahneye koyabilmek maharetini göstermiş. Oyuncularından sözetmek gereksiz. Hepsi, görev saydıkları işi, başarıyla yapabilmek için helâk oldular... Bu arada kanımızca en başarılı sanatçı Yavuz Şeker''''dir. Dar bir çerçeve içinde olmasına rağmen, gene de iyiydi.

MUHSİN ERTUĞRUL-Harbiye Yazan: Civan Canova Yöneten: Arif Akkaya Dekor-Kostüm: Zühâl Soy Dramaturg: Arzu Işıtmak