İlk maçı kaybeden Fenerbahçe, stadı dolduran seyircisinin önünde ikinci oyunda bir “yemlik” buldu! Yani Konyaspor’u. Çünkü aynı Konyaspor, lige başlarken kendi sahasında kaybetmişti.
Talisca nerede yahu?
İsmail Hoca sahaya Talisca’sız bir Fenerbahçe sürmüştü. Herkes şaşkınlık içindeydi; çünkü aynı Talisca, hem ligde hem Avrupa’da takımın bütün gollerini atan adamdı.
Tabii ki Fenerbahçe bu rakibi karşısında çok çabuk öne geçiyor ama çok da çabuk yakalanıyordu. Sonra bir penaltıyla, ilk atışta olmadı ama ikincisinde Greenwood takımının ikinci golünü attı. İşte bu 2-1’lik skor, Konyaspor’u tam anlamıyla anlatan başlıca meseleydi. Asensio 3-1, Greenwood 4-1… Yani maç bitmişti artık!
Ederson olmasa…
Fakat 4-1’den sonra bu maçın bittiğini düşünürken Konyaspor tamamen Ederson ile bir düelloya girişti. Bütün duran topları ya da çok uygun şekilde atılan şutları Ederson, müthiş kurtarışlarla engelleyecekti. Bu pozisyonlarda zaafiyet gösterse, kim bilir, Fenerbahçe bir şok daha yaşayabilirdi.
Nitekim maç biterken Konya ikinci golü bulmuştu ama artık çok geçti…
İsmail Hoca, oyuncu değişikliklerinde İsmail, Nene, Lukaku ve Oğuz’u, sonradan da Bartuğ’u tercih ederken, bu değişikliklerden sonra Konyaspor istediği gibi organize olup Fenerbahçe kalesinde tehlikeler oluşturacaktı.
Acaba İsmail Hoca, maçtan sonra Ederson’un yanaklarından öpmüş müdür?
Burada altını çizmeye mecburuz: Lukaku’nun oyuna girmesi, Fenerbahçe taraftarında, hele hele skor 4-1 iken, sanırım bazı beklentiler oluşturmuştur. Ama oyun Fenerbahçe’nin tezgâhından değil, o sıralarda Konyaspor’un tezgâhından geçiyordu…
Maçın adamı: Ederson

